Her gün 4 bini aşkın kişi ülkesini terk ederek asgari geçim ücreti umuduyla 150 ülkeye göç ediyor
Aşağıdaki makale, Monica Moorehead’ın, 6 Ağustos 2011 tarihinde New York City’de düzenlenen Dünya İşçileri Forumu’ndaki “Tanık: Filipinler’de Bir Dayanışma İnşa Etmek” başlıklı konuşmasına dayalıdır. Moorehead, 5-6 Temmuz günleri Quezon City’de düzenlenen Uluslararası Kadın İttifakı Birinci Genel Toplantısı’nda antiemperyalist bir koalisyon olan Women’s Fightback Network’u (WFC) temsil etti. (Kaynak: workers.org)
Filipinler 1898’de ABD’nin yeni sömürgesi haline gelmeden önce, yüzlerce yıl İspanya’nın bir sömürgesi olarak kaldı. II. Dünya Savaşı döneminde kısa bir süre Japonya tarafından işgal edildi. Yaklaşık 94 milyon nüfusu olan bir ülke.
2010 sonu itibarıyla borçları 60 milyar dolara ulaşan Filipinler ekonomisi, bu borcu bahane eden Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası tarafından yönetiliyor. Kamunun paraları; iş, tarım arazisi, eğitim, sağlık hizmeti ya da konut sağlamak yerine, bu bitmez tükenmez borçların faizlerini ödemeye gidiyor.
Nüfusun yüzde 80’i -69 milyon kişi- günlük 2 doların altında bir gelirle yaşamını sürdürme savaşı veriyor. 46 milyon kişi ise tam anlamıyla aç. Yerli ekonominin temelleri, ABD merkezli küresel holdinglerce yıkılıyor.
Filipinler’de asgari saat başı çalışma ücreti 43 peso ya da 10 saatlik günlük çalışma ücreti 10 dolar civarındadır. Fabrika işçileri saat başı çalışma ücreti olarak ortalama 25 peso ya da 50 cent alıyor. Fabrika işçilerinin büyük bir bölümü, yabancı sermayenin kurduğu “özel ekonomik bölgeler”de yoğunlaşmış giysi ve elektronik sanayilerinde çalışan kadın işçilerdir. Özellikle ABD’li çokuluslu şirketler sendikalara muazzam ölçüde düşman; 2009 yılı itibariyle Filipinli işçilerin sadece yüzde 5’i sendikalıydı.
Filipinler’de ulusal bir ekonomi yok. Ekonomiye insan ya da göçmen ihracatı hükmediyor. İşçi göçü oranı en yüksek ülke olan Filipinler’de, her gün 4 bini aşkın kişi ülkesini terk ederek, asgari geçim ücreti bulma umuduyla 150 ülkeye göç ediyor. Bu muazzam ölçekli bir zorunlu yer değiştirmedir.
Filipinli işçiler -sağlık kolu çalışanları ve hizmetçiler- ailelerinin geçinmesine yardımcı olmak için yurt dışına gitmeye mahkûm. Bu işçilerin herhangi bir güvencesi yok. Köle ücretleriyle çalışmak mecburiyetindeler; patronların cinsel tacizleri dahil ev içi şiddete maruz kalıyorlar; çocuk bakımından, sağlık ve diğer sosyal hizmetlerden yoksunlar. Bu durum, Filipinler için önemli sorun olan Amerikan insan kaçakçılığının ve özellikle seks ticaretinin kurbanı olan kadın göçmen işçileri ve çocukları da kapsıyor.
Haklar ve Güçlenme Kurumuna göre, Asyalılar arasındaki en yüksek intihar ve depresyon oranına sahip olanlar Filipinliler.