ODTÜ'de çalışan taşeron işçilerin çalışma koşullarını anlatarak birlikte mücadele etmeye çağıran bir işçinin sitemize gönderdiği bilgilendirme ve çağrı metnini yayınlıyoruz.
ODTÜ’yü deyim yerindeyse bütün yükünü sırtında taşıyarak var eden ODTÜ’lü taşeron işçiler, patronların yeni bir saldırısıyla karşı karşıya.
Çalıştıkları taşeron şirket, TEM-SER’in 31.12.2005 tarihinde yenilenen ihaleyi kaybettiğini işçilere 15.01.2006 tarihinde açıkladı. Hizmetlerin aksamaması amacıyla işçilere, ODTÜ’nün başka birimlerinde faaliyet göstermekte olan taşeron Aydın firmasında üç aylığına geçici olarak çalışacakları belirtildi. Aydın firması ise işçilerin başvuru formlarını üç gün gibi kısa bir süre içinde imzalamadıkları taktirde kendi bünyelerinde işe başlayamayacaklarını açıkladı. Patronların bu tezcanlılığının karşısında işçiler “birlik olmamamız için bize zaman bırakmama amacı yatıyor” dediler. Bu açık tehdit karşısında ODTÜ’de işçilere destek olan diğer ODTÜ’lü emekçiler aracılığıyla bir avukata danıştılar ve iş başvuru formlarını imzalarlarsa eski şirketten olan tüm kazanılmış haklarının öleceğini öğrendiler. Haklarını ve onurlarını savunmak için birlikte hareket ederek avukata vekalet verip TEM-SER ve ODTÜ’ye ihtarname gönderdiler. Böylelikle kazanılmış haklarını teminat altına alıp iş başvuru formlarını doldurdular ve Aydın şirketinde resmen işbaşı yaptılar.
3 aylık geçici süre sona erince işçilerin birliğinden korkan patronlar aynı oyunu farklı bir yolla sahneye koydular: İşçilerin 31.03.2006 tarihinden itibaren ZALOĞLU-YÜKSEL adlı bir şirkete bağlı çalışacaklarını söylediler. Bir süre sora ODTÜ’ye girişte göstermeleri gereken yeni kimlik kartlarını almak için çağırdılar. Burada yeni bir sözleşmeyi önlerine koydular ve bunu imzalamadan kimliklerinin verilmeyeceğini, yani resmen işe başlayamayacaklarını söylediler. Sözleşmeyi incelemek için dışarı çıkmalarına izin vermediler. Sözleşme metnini sonra avukata gösterme fırsatı bulduklarında sözleşmenin işçiyi patronun kölesi haline getirdiğini gördüler.
Sözleşme;
- İş güvencesiz çalışmayı dayatıyor. İki aylık deneme süresi sonucunda işveren işçileri tazminatsız ve ihbarsız işten çıkartabiliyor. İş akdi feshedildiğinde yasada işçilere tanınan işe iade davası açma hakları sözleşmeyi imzalamakla ellerinden gidiyor.
- İşçinin isteğine bağlı olan fazla çalışma sözleşme ile patronun talebi halinde zorunlu oluyor.
- Patrona işçiyi istediği koşullarda, istediği yerde çalıştırma hakkı veriliyor: Patron işçilere çalışma yeri olarak, örneğin İstanbul’daki bir işyerini gösterdiğinde işçiler ailelerini bırakarak oraya gitmek zorunda kalabiliyor.
- Eskiden isteğe bağlı olan bayramlar ve tatillerde ücretli çalışma zorunlu hale getiriliyor.
Bu sözleşmeden sonra okul yurdunda çalışan bazı işçilerin işten atılması sözleşmenin ne anlama geldiğini net olarak ortaya koydu.
Emeğimiz üzerinden daha fazla kar elde etmeye çalışan patronlar kaderimizi ortaklaştırıyor. Onlar SEKA’da, Seydişehir’de, TEKEL’de, ODTÜ’de olduğu gibi bizlere daha fazla kölelik dayatacaklar. Bugün işçilerin emek gücünü sömürüyorlar, işsizlik kırbacıyla susturmaya çalışıyorlar. Ne insanca yaşanacak ücret veriyorlar ne de insanca yaşanacak zaman! Peki ya yarın? Sıra hangimize gelecek. Emeğimize, onurumuza ve geleceğimize sahip çıkmak için karşı karşıya kaldığımız aç gözlü emek düşmanlarına karşı birleşelim.
ODTÜ’lü taşeron işçiler kapitalist barbarlık düzeninin dayatıp yerleştirmeye çalıştığı kölece yaşam ve çalışmaya karşı yarın saat 12:30’da ODTÜ yemekhanesi önünde bir basın açıklaması yapacaklar. Orada olalım.