Daha fazla Tahrirleşmek

Emperyalist kapitalizim tarihinin en büyük buhranlarından biri içinde debelenirken dünyanın her tarafında onu daha da çıkmaza sokan ve sona yaklaştıran gelişmeler yaşanıyor.

GENÇLİK
Çarşamba, 21 Aralık 2011 (14 yıl 5 ay önce)

KOMÜNARCA

Emperyalist kapitalizim tarihinin en büyük buhranlarından biri içinde debelenirken dünyanın her tarafında onu daha da çıkmaza sokan ve sona yaklaştıran gelişmeler yaşanıyor.

Kendi yarattığı krizden kurtulabilmek için işçi ve emekçilerin sırtına yüklediği her yeni yük grevler, İşgaller, ayaklanma deneyimleri gibi sonuçlarla kendisine karşı bir öfke seli olup patlıyor. Bütünsel anlamda yaşanılanlar Marks’ın “Ya barbarlık içinde yok oluş, ya sosyalizm” sözünü anımsatan gelişmeler olduğunu söylesek yanılmış olmayız.

Çelişki derinleştikçe dünyanın her yerinde farklı şekilde ayaklanmalar baş gösteriyor.

Emperyalist kapitalizmin merkezi olan ABD’de başlayan işgal hareketleri Arap Baharı diye adlandırılan Arap coğrafyasında gerici diktatörlüklere karşı başlayan ayaklanmalar kriz döneminde iflasını açıklayan Yunanistan, ve iflasın eşiğinde olan İtalya ile ispanya’daki başkaldırılar Şili’deki öğrenci eylemleri artık h iç bir şeyin eskisi gibi olmayacağını gösteriyor.

Yukarıda belirtilen ayaklanmalar arasında belki en dikkat çekici olan Arap Baharı olarak nitelendirilen Arap işçi ve emekçilerinin yıllardır kendilerini köleleştiren gerici diktatörlere artık yeter dedikleri ve kendi kaderlerini tayin etmek için harekete geçtikleri isyanlar bütünüdür.
İlk olarak Tunus’ta işsiz bir gencin geleceksizliğe karşı kendisini tutuşturması ile başladı her şey .Hayatlarını ağır sömürü şartlarında, gerici diktatörlerin baskısı altında yaşamak zorunda bırakılan işçi, emekçi ve işsizle r tutuşturdular öfkelerini o gencin yaktığı kıvılcımda koca bir alev topu olarak sardılar Arap coğrafyasını ve kıvılcımlarını yaydılar Avrupa;da ki ücretli kölelere.

Tunus’ta başlayan isyan bir anda sarı verdi Mısır’ı, doldurdu Tahrir Meydanıda binler, kıvılcımı yangına dönüştürdüler. Tunus ardından Mısır da gönderdiler kukla diktatörleri. Fakat bu ateşi körükleyen politik bir önderlik olmaması bu öfke patlamasını iktidar hedefli bir devrim yürüyüşüne henüz çevirebilmiş değil.

Mısır’da Mübarek’in yerine yönetimi ordu ele aldı, Mısır’dan sonra isyan ateşinin yakıldığı Libya’ya emperyalistler fiili bir müdahale yaptı. Ve devrilen diktatör Kaddafi’nin yerine Libya’nın bütün kaynaklarını emperyalizme açacak olan işbirlikçi bir iktidar kuruldu.

Fakat olaylar bu durumun kısa süreli olduğunu gösteriyor . Bu ülkelerde Her geçen gün hoşnutsuzluk artıyor ve hiçbir şey emperyalistlerin tasarladığı şekilde gelişmiyor.

Yaşadıkları Devrim deneyiminin Işığında bilinçlenen işçi ve emekçiler her geçen gün bir az daha ayaklarını yere daha sağlam basarak çıkıyorlar alanlara.

Son Dört gün içerisinde Mısır’da yaşanan olaylar bunun en somut örneği Eylül ayında Mısır Sosyalist Partisi’nin yaptığı açıklamada: ordu ve bazı İslami partilerin yansıttığı gibi devrim sürecinin bitmediğini, yıllar süre bilecek bir devrimci dalgaya sahip olduklarını açıklamıştı.

Bugün Mısır da yaşananlar o açıklamanın pratiğe dökülmesidir. Yukarıda da değindiğimiz gibi hareketi yönlendiren M-L çizgisinde bir özne olmadığı için yine bir mutlak sınıf iktidarını hedefine koyan bir hareket olmayabilir ancak bu kukla rejime ve emperyalizme karşı devrimci bir yönelime dönüşebilme dinamiklerini de bünyesinde barındırdığı gerçeğinin üzerini örtmemeli üzerinden atlanmamalıdır. Eğer somut olarak bunun desteklemek istersek de Mısır’da yaşanan grevleri göz önünde bulundurmamız yeterli olacaktır diye düşünüyoruz.

İnsanlık ve doğa, daha fazla kar ve egemenlik hırsına dayalı gelişmede Marks’ın söylediği gibi “Ya barbarlık içinde yok oluş, Ya SOSYALİZM!” dinamiklerini daha çıplak bir gerçeklik olarak yaşıyor bugün. Sosyalizm umudunun geliştirilip büyütülmesi, kapitalizme karşı bir alternatif olarak örgütlenmesi zemini bugün daha fazla büyümüştür. Tersinden okumak gerekirse de; Sosyalizm umudu çoğaltılamazsa barbarlık içinde yok oluşun zemini de güçlenmiş olacaktır.

Şimdilik son olarak şunu ifade etmemiz yanlış olmayacaktır diye düşünüyoruz; . Kapitalizme karşı ayaklanmaların içerisinde, ve bu minvalden hareketle, dinamiklerle etkileşim halinde olabilen güçler kendilerini geliştirip büyütme şansını yakalayacaktır. Burada satır aralarında saklı olan ise böylesi bir dersi kavrayabilen özne-yapılanmalar hareketliliği tarihsel bir sıçrama eşiğine doğru evriltecektir.