Merkozy cephesinde yeni bir şey yok

Fransa’yı yedeğine almış Almanya tahakkümünü pekiştirmeye, diğer ülkeleri haraca bağlamaya çalışıyor

DÜNYA
Salı, 10 Ocak 2012 (14 yıl 9 ay önce)

YAŞANACAK DÜNYA
Alman ve Fransız liderler 9 Ocak’ta yine bir araya geldiler. Görüştükleri konuların başında değişmez gündem maddelerinden biri haline gelen Yunanistan’a yapılacak ikinci yardım paketi vardı.

Toplantı sonrası yapılan basın açıklamasında Merkel, Yunanistan’a sağlanacak 130 milyar dolayındaki parasal kaynak için gerekli olan uzlaşmanın bir an önce sağlanması gerektiğini belirtti.Yunanistan’ın borçlarının yeniden yapılandırılmasının sağlanamaması halinde Atina’ya yeni ödemenin zamanında yapılamayacağını söyledi. Borcun yeniden yapılandırılmasından kastedilen, Yunanistan tahvillerinin yüzde 50 değer kaybetmesinin Atina’ya borç vermiş olanlarca kabul edilmesi. Sarkozy ise euro bölgesindeki genel durumun “oldukça gergin” olduğunun altını çizdi.

Avrupa ülkelerinin ekonomilerinde geriye gidişin sürüyor olması, borç sarmalının geriye doğru akışının sağlanıp bir hal yoluna koyulamayışı, İspanya, Yunanistan, İtalya gibi ülkelerde artık korkutucu boyutlara varan işsizliğin sistemin kendisine patlayacak bir hareketin tetikleyici unsurlarından birisi olarak mücadele sahnesine çıkıyor ve çıkacak olması, bununla birleşik bir bütün olarak sınıf eyleminin sistemi doğrudan tehdit edecek dinamikleri içinde barındırması vb. emperyalist ikilinin gündemindeki diğer konular.

Fakat görünen o ki, bu görüşmeden de elle tutulur “sonuç alıcı” bir şey ortaya çıkarılabilmiş değil. Ve anlaşılan bu ikili 2012 yılı içinde daha çok bir araya gelecekler.

Gene de bu ikilinin görüşme trafiği ve birlikte atmayı düşündükleri adımların içeriği büyük önem arzediyor. Çünkü Fransa’yı yedeğine almış Almanya emperyalist tahakkümünü pekiştirmeye, diğer ülkeleri haraca bağlamaya çalışıyor. Alman emperyalizminin mali sermayesi Euro bölgesindeki denetimini sıkılaştırmanın hesaplarını yapıyor. Bunu Merkel ve Sarkozy ikilisinin konuştuğu “mali işlem vergisi” konusundaki tavırlarda da görüyoruz. Bu konuda Fransa ve Almanya henüz tam olarak anlaşabilmiş değil. Esas problemi ise İngiltere çıkarıyor. Dünya çapındaki kredi-borç akışında İngiliz bankaları ve finansal aracı kuruluşları önemli roller oynuyorlar. Kaynağı belli olan ya da olmayan büyük hacimlerde paralar bunların dolayımında tüm dünyaya yayılıyor. Londra para piyasasında yapılan dev hacimli işlemler dolar-euro gibi para birimlerinin fiyatlarının yükselip alçalmasında büyük bir etkiye sahip. Bu nedenle İngiltere mali işlem vergisi konusunda farklı davranıyor. Bunun büyük hacimlerdeki finansal işlemleri ketleyebileceğini düşünüyor. Ve kaçak dövüşüyor. Mali işlem vergisinin tüm dünyada uygulanmaması halinde kabul etmeyeceği yönündeki tavrını sürdürüyor.

Tüm Avrupa’daki para hareketlerini ve finansal işlemleri tam bir denetim altına almaya çalışan Alman emperyalistleri İngiltere’nin bu tutumundan oldukça rahatsız. Her iki taraf da karşılıklı olarak geri adım atacak durumda değil. Bu nedenle gerek bu alandaki gerekse genel olarak borçların nasıl çevrileceği konusundaki emperyalist kapışma sürecek.