Pazar, 5 Şubat 2012 (14 yıl 8 ay önce)
Tunus’ta halkın mücadelesi sürüyor
05 Şubat 2012
[
İki Tunuslu sosyalistle söyleşi]
* Tunus’ta bugün varolan durumu tanımlar mısınız?
Devrim bir süreçtir, tek bir eylem değil. Bu süreç hâlâ devam ediyor ve özellikle yılbaşından sonra ülkede meydana gelen yeni protesto dalgasında bu farkedilebilir.
Ülke genelinde her gün otoritelere karşı yeni protestolar, sosyal koşulları iyileştirme amaçlı yeni grevler ve insanların sorunlarını ifade ettikleri oturma eylemleri yapılıyor. Devrimin yıldönümü, bir yıl öncesinden bu yana bazı bölgelerde neredeyse isyan niteliğini kazanan en büyük eylem dalgasına ivme sağladı. 13-18 Ocak tarihleri arasında yoksulluğu ve bölgenin ötekileştirilmesini protesto etmek için
Güneyde,
Siliana bölgesinde bölgesel bir genel grev meydana geldi ve 5 gün sürdü.
Gafsa etrafındaki maden bölgeleri sürekli grev, protesto eylemleri ve fiilen halkın yönetimindeki semtleriyle her an patlamaya hazır.
Arapçada ‘devrim’ geçmişten bütünüyle ve temelli bir kopuş demektir; fakat bu gerçekleşmedi. Tüm bu protestolar gösteriyor ki halk hâlâ mücadele etmek zorunda ve çoğunluk için koşullar esasen değişmiş değil.Toplumda devrimci bir ayaklanmaya neden olan nesnel koşullar varlığını sürdürüyor. Birçok bakımdan çoğunluk için gündelik hayat aslında daha da kötüleşti. İşsizlik patladı oysa bu mesele aslında halkın taleplerinin merkezinde yer alıyordu. Geçtiğimiz 14 Ocak’tan beri ülkede, an az altısı bu yılın ilk haftası içinde gerçekleşen 107 intihar vakası oldu. İntihar edenlerin çoğu işsiz, umutsuz ve bir iş bulmak için her şeyi yapmaya hazır insanlar.
Eski sistemden esaslı bir kopuş olmadı ve bu nedenle halk mücadelesinin süreceği tam olarak öngörülebilir. Dolayısıyla açıktır ki devrim -yani halkın gerçek bir değişim arayışı ve bu değişimi dayatmak için sahneye çıkışı- hâlâ diridir.
* Sol güçlerin Tunus’ta oynadığı rol nedir?

Sol tarihsel olarak birçok işçi sınıfı mücadelesi ile kadın hakları ve kamu sağlık sistemi gibi sosyal hakların elde edilmesinde merkezi bir rol oynadı.
Solda bugün birçok örgütlenme var. Ancak bugün Tunus’ta turnusol testi işçi mücadelesini ilerletecek bir sosyalist programın hayata geçmesidir.
Ülke Yunan tarzı sürüncemeli bir mücadele dönemine girebilir çünkü hareketi kapitalist sisteme meydan okuma noktasına taşıyacak sosyalist programı olan bir parti yok.
Kapitalizm içinde toplumsal sorunlara kalıcı bir çözüm olamaz. Sosyalizmden söz etmeden önce “demokratik bir kapitalizm” aşamasından geçilmesi gerektiğini ileri süren soldaki güçler işçi sınıfını yanıltıyor. Çünkü kapitalizm gerçek bir demokrasiyi kurmakla değil, sadece işçilerin sömürülmesiyle alakalı bir sistemdir. Çıkmaz sokaktan çıkmanın tek yolu sosyalizmi gerçekleştirmektir. Somut olarak sosyalist bir program; işi paylaşımına ve kamusal altyapıya büyük ölçekli yatırımlara dayalı kapsamlı bir istihdam programı, herkes için yeterli bir refah düzeyi ve sanayide, bankalarda işçi kontrolü ile ilgili sorunlara yönelmelidir. Fakat ne yazık ki sol bu meselelerle ilgili açık bir program ortaya koymuyor.
* Tunus’ta işçiler grev eylemiyle devrimde belirleyici bir rol oynadı. Şu günlerde işçi sınıfı içinde neler oluyor?
Aralık ayında yeni bir UGTT [
Tunus İşçi Sendikalaı Konfederasyonu] bürosu açıldı. Bu önemli bir gelişme çünkü bu yeni liderlik hükümetle şu anda tam bir “soğuk savaş” hali içinde bulunuyor. Yeni büronun onüç üyesinden dokuzu Marksist gelenekten geldiklerini ifade etmekte.
UGTT potansiyel olarak ülkedeki herhangi bir siyasal partiden daha güçlü ve yeni liderlik bir ölçüde bunu fark ediyor.
UGTT liderleri devrimci olmadıkları ve Marksist gelenekten gelmelerine rağmen gündelik etkinlikler ve sosyalist toplumsal dönüşüm propagandasıyla bir ilişkileri olmadığı halde, yine de eski sendika liderliğinden çok daha fazla soldalar ve yine eski liderlikten farklı olarak Bin Ali’nin dikta rejimleriyle doğrudan ilişkileri yok.
Aralarından bazıları militan bir geçmişten geliyor; kapitalizmin krizinin işçi sınıfına saldırıları artıracağını biliyorlar ve aşağı toplumsal katmanlardan işçilerin ruh haliyle daha fazla uyum içindeler. O nedenle “
sınıf mücadelesinin dili”yle konuşmaya daha fazla zorlanıyor ve yeni hükümetle ilişkide daha radikal bir duruşu benimsiyorlar.

Hâlihazırda Tunus’un hemen her yerinde işçi sınıfının ana kesimlerini kapsayan işçi mücadeleleri patlıyor, örneğin gaz sanayinde
Gabès Limanı’nı blokaj eylemi meydana geldi.
Petrol işkolunu grevler vuruyor. İşçiler ve yoksullar demiryollarını ve yolları bloke etti. Her gün 4 yol blokajının meydana geldiğini bildiren haberler yayınlandı.
Çalışma koşullarının düzeltilmesi ve daha fazla iş talepleriyle oturma eylemleri ve bazı durumlarda açlık grevleri yapıldı.
Bu grevler sadece sosyal ve ekonomik taleplere dayalı değil; rüşvetçi
memurların ve eski rejimle ilişkili idarecilerin görevden alınmasını talep eden, hükümetin onların sorunlarıyla yüzleşme iktidarsızlığını hedef alan siyasal bir karaktere de sahipler.
Asıl sorun
UGTT’yi işçi sınıfının örgütlenmesi için mücadele eden demokratik bir organa dönüştürmektir ve bu da onun öfkeli muazzam bir işsizler ordusuyla bağ kurması ve kapitalizmin iktidarına meydan okuyabilen olumlu bir programı benimsemesi demektir.
Elbette ütopyacı değiliz. Sosyalist devrimin gerçekleştirmeye uygun bir manivela olabilecek kitlesel bir işçi sınıfı partisi olmaksızın her tür ihtimal ortaya çıkabilir. O nedenle böylesi bir partinin inşası devrimcilerin en önemli görevidir.
Emperyalist güçler Tunus’u kapitalist kontrollü demokratik bir geçiş ‘model’i olarak vitrine çıkarmak istiyor. Eğer işçi hareketi ekonominin kontrolünü alma yönünde ilerlerse emperyalizm panikleyecektir. Tüm bölgeyi etkileyecek sonuçlar vereceğinden, bu, onların her ne pahasına olursa olsun kaçınmak istediği bir şey. Bu nedenle medyada grevdeki işçilere karşı saldırgan bir ideolojik kampanya var.
sol küre
Kaynak: (
socialistworld.net‘te yayınlanan
31 Ocak 2012 tarihli söyleşiden kısaltılarak çevrilmiştir. Söyleşinin bütününe
linkten ulaşılabilir).