"No ACTA!"

ACTA basit bir “internet sansürü” getiren bir yasal düzenleme olmanın ötesinde bir içeriğe sahiptir

DÜNYA
Pazar, 19 Şubat 2012 (14 yıl 8 ay önce)

YAŞANACAK DÜNYA

“NO ACTA!”... “STOP ACTA!” Bu sloganlar Avrupalı “internet gençliği”nin son bir aydır dilinde. Gençler ACTA’ya karşı duruşlarını ve taleplerini kitlesel gösteri ve eylemlerde ifade etmeye başladılar bile.

Devrimciler ve sosyalistler “internet ve internet gençliği” sözcüklerinin olumsuz çağrışımlarından dolayı ACTA konusuna henüz mesafeli duruyorlar hatta çoğunluğu konudan bihaber.

Peki nedir ACTA?
Tam olarak neleri içerdiğine ilişkin detaylar henüz açıklanmamakla beraber, “zihin emeği hakları”nı başka deyişle “fikri hakları” sözümona koruma kaygısıyla hazırlanmış bir uluslararası anlaşma. “Korsan Ürünlerin Ticaretiyle Mücadele Antlaşması” olarak türkçeleştiriliyor. Haziran ayında Avrupa Parlamentosu’nda oylanacak olan ACTA, sansür uygulamaları ve cezai yaptırımlarla birlikte servis sağlayıcılara “suç” işleyen kullanıcıların bilgilerini yetkili makamlara vermesi zorunluluğunu getiriyor. ACTA internet ortamında yazı, program, müzik, video vb. paylaşımına çeşitli sınırlamalar getiriyor.

Avustralya, Kanada, Japonya, Güney Kore, Fas, Yeni Zelanda, ABD gibi ülkeler ACTA’ya imza koyan ülkeler arasında yer alıyorlar. Avrupa Birliği’nin 27 üyesinden 22’si de ACTA’yı geçen ay Tokyo’da imzalamıştı. Almanya, Kıbrıs, Estonya, Hollanda ve Slovakya ise, yükselen tepkiler üzerine imzalamayı ertelemişti. İçeriği hala tam olarak açıklanmayan ACTA, telif hakları ödenmedikçe film ve müzik indirilmesini yasaklıyor, “suç” işleyenlere hapis cezaları da dahil ağır yaptırımlar getiriyor.



ACTA’ya yönelik tepkiler Avrupa ülkelerinin çoğunda giderek büyüyor. Almanya, Polonya, Macaristan, Estonya, İngiltere ve Fransa başta olmak üzere birçok ülkede binlerce kişi, internette sansüre yol açacak olan ACTA antlaşmasını, pankart ve sloganlarla protesto etti.

Almanya’da 60 kentte Korsanlar Partisi ve ‘İşgal Et Hareketi’ üyelerinin öncülük ettiği protestocular, antlaşmanın internette özgürlüklere ve mahremiyete darbe vuracağı gibi, sansüre yol açacağını savunurken, bugüne kadar 31 ülkenin imzaladığı ACTA’yı Merkel Hükümeti’nin imzalamamasını istedi.

Bulgaristan’ın başkenti Sofya’daki gösteriye, 5 binden fazla kişi katıldı. Parlamento binasına yürüyen göstericiler, hükümetin ACTA’yı imzalamasını protesto etti. Yüzlerine maske takan göstericiler, “internette özgürlük” sloganları attı.

Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’daki gösteriler, Korsan Partisi’nin çağrısı üzerine yapıldı. Estonya’daki gösteride ise, “ülkemi seviyorum, hükümetimden korkuyorum” sloganları atıldı, halka iş işten geçmeden anlaşmaya karşı çıkmaları çağrısında bulunuldu.

ACTA basit bir “internet sansürü” getiren bir yasal düzenleme olmanın ötesinde bir içeriğe sahiptir. Toplumsal yaşamın her alanını etkileyecek şekilde varolan sınırlı “demokratik hakların” da budanacağı bir genişlikte düşünülmüştür. Öbür taraftan o çok övünülerek söylenegelen “bilgi toplumu” kavramı etrafında üretilmiş hikayelerin birer masaldan ibaret olduklarının da tescil edilmesi anlamına gelmektedir. Esasını toplumsallaşmış bilginin tekelci karları oluşturacak artıdeğer kütlelerine dönüştürülmesi hedefine hizmet etmesi oluşturmaktadır.

Sadece internet ortamında değil toplumsal yaşamın her alanında bir dizi sansür ve yasakları beraberinde getirecek olan bu anlaşma, sadece internetle haşır neşir olan gençliğin değil giderek tüm toplumsal kesimlerin de tepkisini çekecektir. Protesto dalgaları giderek büyüyecek, internet özgürlüğü talebi genel bir özgürlük talebine dönüşme potansiyelleri de taşıyacaktır.

Herkes açısından olduğu gibi devrimci ve sosyalistler açısından da ciddi tehlikeler barındıran bu uluslararası anlaşmayı hızla gündemimize almalı ve ona karşı gelişen hareketlerin içerisinde olmalıyız.