Neoliberalizme karşı öfke Ortadoğu topraklarında

GÜNCEL
Salı, 16 Mayıs 2006 (20 yıl 5 ay önce)

Acının da, direnişinde; dünyanın en zengin enerji yataklarının da, dünyanın en korkunç yokluk ve yoksunluğunun da odağından... İşgaller, katliamlar, iç savaşlarla; ırksal, mezhepsel ayrılıklarla örülen halklar hapishanesi Ortadoğu’dan yapacağımız haber bu sefer bambaşka...

Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta 10 Mayıs tarihinde sokağa dökülen 250 bin kişinin hedefinde neoliberal saldırılar vardı. Ekonomik reform planını ve getirdiği değişiklikleri yırtıp atmak isteyen eylemciler işbirlikçi Başbakan Fouad Siniora’nın da istifasını talep ediyordu.

250 bin kişiyi sokağa döken ve Başbakan'ın savunuculuğunu yaptığı neo-liberal özelleştirme programlarının parçası olan saldırı yasası;
- kamu çalışanlarına sözleşmeli çalışma uygulamasını getirmeyi,
- işgücünün esnekleştirilmesini,
- vergi sisteminde de emekçilerin aleyhine düzenlemeler gibi adımları içeriyor.

Miting sendikalar tarafından Hizbullah, Hristiyan Özgür Yurttaş Hareketi gibi partilerin de desteği ile örgütlendi. Gelecek Hareketi, İlerici Sosyalist Parti ve Lübnan Güçleri gibi kimi partiler de mitingin Lübnan’ın destabilazyonuna yönelik olduğu ve Şam’dan örgütlendiğini iddia ederek örgütlenmesine karşı çıktılar.

Ayrışmanın ve Tasarının Temeli

Lübnan içindeki partiler ve güç odakları arasında eylem üzerinden ortaya çıkan kamplaşmanın neo-liberal politikalarla ilgili olmaktan çok, coğrafyadaki mevcut siyasal-toplumsal gerilim hatlarını yansıttığı ortada. Öte taraftan Ortadoğu’da uzun bir süredir ilk kez ekonomik-sosyal haklar için bir eylemlilik gerçekleşiyor. Eylemle ilgili tartışmaların arka planında ne olursa olsun, 9 Mayıs’la 10 Mayıs arasındaki gerilim hattı evrenseldir;

9 Mayıs’da tekellerle ilişkisi eskiden beridir “derin” olan Siniora, Londra’da “iş liderleri”yle yani emperyalist tekellerle bir toplantı yaparak her başbakanın görevi olan ülkesini pazarlama sorumluluğunu yerine getiriyordu. Siniora toplantıda şunları söylüyordu;
“Özel sektörü, özelleştirme sürecimizde lider rol oynaması için davet ediyoruz. Hükümet, üretkenliği artırmak için enejirji sektörü, sosyal güvenlik fonu ve diğer devlet girişimlerindeki israfı azalatmaktan yana. Bunun yanında, vergileri yükseltmemiz gerekse de bunlar ekonomik aktivitlerle en az ilgili olanlar olacak. (yani tekellere vergi yok! -b.n.) İnanıyoruz ki, iyi hükümet iyi iş sahası sağlayan hükümettir.

Uluslarası Finans Kuruluşu (IFC – Dünya Bankası’nın bir bileşeni) ile yatırım için gerekli bürokratik işlemleri azaltan bir anlaşma yaptık. Bununla birlikte telekom, enerji, ve su sektöründe varolan tekeli kıracağız, ve yatırım için gerekli elektriğin sağlanmasını geliştireceğiz. İnanıyorum ki, Lübnan uluslarası iş dünyası için büyük olanaklar sunuyor.

Bütün bunların yanında, Lübnan bir vergi sığınağı sunuyor. Kurum vergileri uluslarası standartların altında, gümrük tarifesi yüzde 5'in altında, servet vergisi yok. Daha önemlisi, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı üzerinde baskı yok, sermaye hareketleri serbest ve insan kaynakları en iyisi”!

10 Mayıs’da ise, Beyrut’ta 250.000 “insan kaynağı”, yeni vergi tasarılarına, kamuda sözleşmeli çalışmaya karşı ve eyleme katılan bir kadının söylemiyle, emekçilerin fenalaşan yaşam koşullarının geliştirilmesi için sokağa aktı.