Yatlardan boşaltılan pislik koyları öldürüyor; fabrikalardan boşaltılan zehir derelerde kurbağa viyaklamalarını bile kesti; villalar, tatil köyleri için sit alanları, sahiller, ormanlar yok ediliyor. Burjuvazi azami karı ve zevk dolu yaşamı için yaşadığı dünyayı yok ederken işçi ve emekçileri çöplük çevrelerinde, zehirli dere yataklarında yaşamaya mahkum ediyor.
Karadeniz'de kıyı şeridi yapısını bozan sahil yolundan sonra burjuvazi ve devletinin doğa düşmanlığı şimdi de Rize'de yapılmak istenen hidroelektrik santralleri ile devam ediyor.
Karadeniz sahil yoluyla deniz ile insan arasına örülen “Çin Seddi”yle artık deniz kıyısında dinlenmek, balıkçılık yapmak, nefes almak bile mümkün değil.
[foto]karadeniz.jpg[/foto]
Şimdi de yine kapitalizmin yarattığı en büyük sorunlardan biri olan işsizlik kullanılarak “istihdam yaratmak” yalanı ile Rize’nin İkizdere Vadisi'nde hidroelektrik santraller kuruluyor. Kaplıcaları, akarsuları, yaylaları ve krater gölleriyle ünlü Rize’nin İkizdere Vadisi’ndeki akarsuların üzerine 9 ayrı hidroelektrik santrali kurulması planlanıyor.
Rize’nin Fırtına Vadisi’nde 1998 yılında çok sayıda hidroelektrik santral yapımı planlandı. Ancak yöre halkı ile çevrecilerin tepkisi üzerine bu projeden vazgeçildi. Trabzon’un Uzungöl Beldesi çevresinde düşünülen santral projesinden de yine yerel yöneticilerin ve halkın tepkisi üzerine vazgeçilmişti.
Ordu'da çöplük alanı aramasını helikopter ile yapan Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe Gürgentepe İlçesi'nde çevresinde bulunan mahalle ve köylerin su ihtiyacını karşılayan bir alanı havadan beğenerek çöplük alanı olarak seçti.
Helikopter ile bölgeye gelen Pepe'nin, katı atıkları gömmek için havadan “beğendiği” Akyurt Mahallesi'nde bulunan 65 dönüm araziye Ordu ve çevresindeki 72 belediyenin çöpü de dökülecek. Karar, Gürgentepe ilçesinde yaşayanların tepkisine neden oldu. 1200 metre yükseklikteki alanın vahşi çöp depolama sahası olarak kullanılmasına karşı çıkan Gürgentepe halkı, başka bir yer bulunmasını istedi.
Doğa katliamına karşı bir ses de Kızılırmak kıyısından yükseldi. Kızılırmak’ın fabrika atıklarıyla kirletilmesi çevreciler tarafından Samsun’un Bafra ilçesinde protesto edildi. Bafra’da sanayi kuruluşlarının Kızılırmak’a bıraktığı atıkların kirliliğe yolaçtığını söyleyen çevreciler, Derbent Baraj Gölü’nde toplandı. Göl yakınında yaşayan Boğazkaya köylülerinin de destek verdiği eyleme katılan çevreciler, ağır metal karışan Kızılırmak’ın suyunun kullanılamayacak durumda olduğunu belirttiler.
Bir doğa ve kıyı katliamına da İzmir’in Çeşme ilçesinde girişildi. İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Çeşme ve Alaçatı’da koruma altında olan birçok kıyı alanlarında doğal SİT derecelerinin düşürülmesi, bazı alanların da doğal SİT kapsamından çıkarılması yönünde ilke kararı aldı.
Doğal güzellikleri ve sahip olduğu zengin biyo-çeşitlilikle dikkati çeken Çeşme ve Alaçatı kıyılarında yapılaşmayı önleyen SİT derecelerinin düşürülmesi ile Çeşme de Bodrum ve Kuşadası gibi betonlaşacak.
Turkon Holding'in 258 bin metrekare alan üzerinde 500 yataklı bir otel, tatil köyü ve 130 villa yapmayı planladığı Pot Göcek projesi ile şu anda inşaat durdurulsa da özellikle ağaç kesimleriyle geri dönüşü zor doğa zararlarına yol açtığı Muğla'nın Göcek ilçesinde lüks yatlardan atılan pislik koyları mahvediyor.
[foto]gocek.jpg[/foto]
Muğla Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürü Prof. Dr. Ahmet Balcı başkanlığında 20 kişilik bir ekip tarafından 21 koyda yapılan araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Bir yıl süren araştırmada, yat turizminin yoğun olarak yaşandığı ve su sirkülasyonunun çok yavaş olduğu Göcek koylarında yapılan ölçümler sonunda deniz suyu kirliliğinin sınır derecelerde olduğu tespit edildi. Katı ve sıvı atıkların, kimyasal ve biyolojik arıtmaya tabi tutulmadan suya deşarj edilmesi sonucu koylar kirlenmiş veya kirlenme belirtileri göstermeye başlamış. Göcek’te karasal altyapı da tamamlanmış değil.
Göcek gibi altyapı sorunu yaşayan ve atık arıtma tesisinin bulunmaması sebebiyle kanalizasyon sularının denize döküldüğü Mersin’in Erdemli ilçesi sahili hızla kirleniyor. Uzmanlar, kirlilik nedeniyle denize girilemeyen ilçeye, bir an önce atık arıtma tesisi kurulması gerektiğini söylüyor.
Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Mustafa Özyurt, yapılaşma sonrası etkili bir arıtma tesisi yapılması gerektiğini belirterek, “Yoğun yapılaşma ve sahillerin adeta beton kent görünümüne dönüşmesi kirlilik sorununu getirdi, sitelerin atıkları denize verilmeye başlandı. Arıtma sisteminin yeteri kadar çalıştırılmaması, gemilerden gelen atık sular Mersin sahilinin kirlenmesine yol açtı” diyor.
Yine Mersin’de bulunan 40 bin nüfuslu Çavuşlu Mahallesi sakinleri ise mahallenin tam ortasında yer alan Çavuşlu çöplüğünün çevresinde yaşıyor. Çöplük çevresinde yaşamaya mahkum edilen mahalleli hem kokudan hem de görüntüden rahatsız. Alandaki çöpler, yakılarak yok ediliyor, ancak yığınların yakılması sırasında çıkan duman da çevrede büyük rahatsızlık yaratıyor. Olayın sağlık boyutuna dikkat çeken uzmanlar ise çöplerin yakılması sırasında çıkan dumanın kanserojen madde taşıdığını vurguluyor. Çöplüğe 22 belediye tarafından günde bin ton atık dökülüyor.
[foto]mersin.jpg[/foto]
Tuzla'daki zehir varillerinden sonra Mersin’in Kazanlı Beldesi'nde Nisan ayının sonlarına doğru Kromsan Fabrikası'nın 22 yıldır biriktirdiği krom atıkları kaldırması gündemleştirilmişti. Deniz kenarında küçük bir dağ görünümünde yıllarca üstü açık olarak bekletilen atıkların bir kısmının Kazanlı’daki evlerin temellerinde dolgu malzemesi ve seralarda toprak olarak kullanıldığı ortaya çıktı.
Mersin’in Adanalıoğlu Beldesi'nde 1996’da kurulan kimya fabrikası Oxyvit atıklarını DSİ kanalı ile denize boşaltıyor. Belde belediye başkanı “Gece dereden yayılan kurbağa sesleri bile kesildi” diyerek doğaya verilen korkunç zararı gözler önüne seriyor. DSİ kanalına dökülen kimyasal maddeler nedeniyle etrafa yayılan koku belde sakinlerinin yaşamını imkansızlaştırıyor.
Sinop’ta da Nükleer Karşıtı Platform tarafından düzenlenen “Nükleere hayır” mitingi yaklaşık 5 bin kişinin katılımı ile yapılmıştı. Mitinge DPG “Kapitalizmin Ölüm Santrallerini Öldüreceğiz” pankartı ile katılmıştı. Miting, Çernobil'in ardından kansere yakalanıp ölen binlerce insandan biri olan Kazım Koyuncu'dan şarkılar ile başlamıştı.