Tekellerin görünmez eli

Spekülatörler vadeli işlemler piyasasında çılgınca alım satım yaparak Suriye ve İran’daki gerilimlerden faydalanıyor

DÜNYA
Çarşamba, 7 Mart 2012 (14 yıl 7 ay önce)

Tekellerin görünmez eli


Benjie OLIVEROS

Spekülatörler vadeli işlemler piyasasında çılgınca alım satım yaparak Suriye ve İran’daki gerilimlerden faydalanıyor ve böylelikle spot fiyatları yukarı çekiyorlar. 2008’de spekülatörler, aslında arz şokları olmamasına rağmen Ortadoğu, Sudan, Venezüella ve Pakistan’da yaşanan kargaşaları kullandıklarında da durum böyle olmuştu.

Klasik iktisatçılara göre, talep arzı aştığında fiyatlar yükselir ve arz ile talep dengeleninceye kadar talebi söndürür. Öte yandan talep düştüğü ve arz onu aştığında talep artarak arz ile dengeye gelinceye kadar fiyatlar düşer. Bu, klasik ya da neoklasik iktisat mantığıdır ve bu ölçüde de kuralsızlaştırma, liberalleştirme ve özeleştirme politikaları aracılığıyla ekonomiye kamu müdahalesini sınırlama arzusunu temsil eder.

Ancak staglafasyon 1970’lerde dünya ekonomisini vurdu ve bu gelişme iktisatçıların kafasını karıştırdı. Staglafasyon ya da enflasyonlu durgunluk ortaya çıkmamalıydı çünkü durgun bir ekonomide işsizlik yüksek, talep ise düşüktür; öyleyse fiyatlar neden artar? Gelişmiş kapitalist ülkelerdeki iktisatçı ve iktidarlar soruna çözüm olarak, daha fazla kuralsızlaştırma, liberalleştirme, özelleştirme artı faiz oranlarını düşürme ya da yükseltme yoluyla enflasyonu kontrol etme politikalarını geliştirdiler. Fakat yine de bu politikalar, dünya ekonomisinin büyük bir durgunluktan geçtiği ve ilerici kesimlerin uygun biçimde 1929 deneyimiyle karşılaştırarak “Büyük Buhran” olarak tanımladıkları bu dönem boyunca fiyatlardaki yükseliş sorununu çözmüş değil.

O halde dünya ekonomisindeki sorun nedir?

Son günlerde ABD’de petrol fiyatlarındaki yükselişten kimin sorumlu olduğuna dair devam etmekte olan bir tartışma var. Aslına bakarsak, Cumhuriyetçiler ABD Başkanı Barack Obama’nın ekonomi politikalarını eleştirmek için petrol fiyatlarının yüksekliği sorununu kullanıyor.

ABD’de benzinin pompa fiyatı son 2 ay içinde yüzde 30 artış gösterdi ve galon fiyatı 3.52 dolara çıktı. Amerikalı tüketiciler şimdi bu rakamın galon başına 4 dolara ulaşmasından endişe ediyor.

Hâl böyle olunca ABD’de petrole olan talep son 15 yılın en düşük düzeyine geriledi. Düşük talepten dolayı petrol şirketleri büyük rafine tesislerini kapatıyor. Matthew Philips’in kaleme aldığı ve Aralık ayında Bloomberg Businessweek dergisinde yayınlanan “Angry About High Prices, Blame Shuttered Oil Refineries” (Yüksek Fiyatlara Karşı Öfke, Petrol Rafinerilerini Kapattı) başlıklı rapora göre, ABD’nin rafinasyon kapasitesi yüzde 4 ile 5 aralığında azalmış durumda. Fakat bu durum petrol arzını hiç de etkilemiş değil; çünkü opposingviews.org internet sitesinde yayınlanan “Spiking Gas Prices: GOP Sides with Big Oil Again” başlıklı bir diğer rapora göre, ABD’de petrol sondaj donanımı sayısı son 3 yılda 4 katına çıktı. Ayrıca ABD’nin çalışan petrol ve benzin sondaj donanımlarının sayısı da dünya toplamını geçmiş durumda. Dolayısıyla petrol talebi düşerken, arz miktarında ciddi bir artış var.

Petrol fiyatlarındaki yükselişin sorumluluğu üretim maliyetlerindeki artış da atılamıyor. Aslında aynı rapora göre, ExxonMobil, ConocoPhillips, BP, Chevron ve Shell, 2011′de bir önceki yıla göre yüzde 4 daha az üretim yapmalarına rağmen kombine olarak 137 milyar doları bulan kâr rakamları açıkladılar.

O halde soru şudur: Eğer Amerika’da petrole olan talep düşük olmasına rağmen arz artıyorsa, petrol fiyatlarındaki artışın sorumlusu kimdir ya da bu artışın nedeni nedir?

Aklıma iki neden geliyor.

Bunlardan birincisi, altını saymazsak petrolün spekülatörlerin halihazırdaki mal tercihi olmasıdır. Mayıs 2008’de Geopolitics-Geoeconomics internet sitesinde yayınlanan F. William Egdahl imzalı bir makalede şöyle deniyor: “Bugünkü ham petrol fiyatlarının yüzde 60 kadarı tamamen büyük ticarî bankalar ile serbest yatırım fonlarının güdümündeki spekülasyonlara dayalıdır.” Ayrıca Egdahl’ın bahsettiği ABD Senatosu Alt Komitesi’ne ait Haziran 2006 tarihli The Role of Market Speculation in rising oil and gas prices (“Yükselen Petrol ve Benzin Fiyatlarında Piyasa Spekülasyonunun Rolü”) başlıklı rapor da şu gerçeği açıklığa kavuşturuyor: “Mevcut piyasadaki büyük miktarda spekülasyonun fiyatları önemli ölçüde artırdığı sonucunu destekleyen maddi kanıtlar var.” Aynı ABD raporu, vadeli işlemler petrol piyasasında ticaret yapan birçok şirketin aslında petrol üreticisi ya da kullanıcısı olmadığını da ortaya çıkarıyor. Peki ama bu spekülatörler kimler? Aynı makale bu spekülatörleri, enerji ticareti yapan belli başlı iki şirket olarak hem Citigroup ve JP Morgan‘ı hem de Goldman Sachs ve Morgan Stanley‘i tanımlamakta.

Spekülatörler vadeli işlemler piyasasında -ham petrol için New York Vadeli İşlemler Borsası’nda, Brent petrol için ICE -kıtalararası- vadeli işlemler borsasında ve ayrıca Dubai Ticaret Borsası’nda- çılgınca alım satım yaparak Suriye ve İran’daki gerilimlerden faydalanıyor -ve böylelikle spot fiyatları yukarı çekiyorlar. 2008’de spekülatörler, aslında arz şokları olmamasına rağmen Ortadoğu, Sudan, Venezüella ve Pakistan’da yaşanan kargaşaları kullandıklarında da durum böyle olmuştu.

İkinci neden ise; Görünmez eliyle -en büyükleri Exxon Mobil, Royal Dutch Shell, BP ve Chevron Texaco dörtlüsü olan- tekellerin arzı kontrol ederek petrol fiyatlarını belirlemesi ve fiyatlardaki ani değişimlerden en çok bu tekellerin kazançlı çıkması gerçeğidir.

Petrol için söylenenler aynen diğer mallar için de geçerlidir. Tekellerin görünmez eli ve spekülasyonlar fiyatların belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Adam Smith’in kemikleri sızlıyor olsa gerek. Fakat ana akım iktisatçılar ve hükümetler “yeni” olarak etiketledikleri fakat aslında modası geçmiş ve sürekli tekrar ettikleri teorilerinin ötesine bakmayı hâlâ reddediyorlar.

Kaynak: Bulatlat.com, 27 Şubat 2012)
sol küre