'Yaşasın Halkların Kardeşliği' şiarını 2012′de yakacağımız Newroz ateşiyle bütünleştirelim!
YAŞANACAK DÜNYA
Dün (21 Mart) Köln Dom Haubtbahnhof‘ta, Yaşanacak Dünya, YEK KOM, AGİF, ADHK, ATİK, DİDF, TÜDAY tarafından organize edilen Kürdistan’daki katliamlara dikkat çeken ve Newroz'u kutlayan bir eylem gerçekleştirildi. Sol Parti milletvekili Özlem Demirel’in de bir konuşma yaptığı eylemde okunan ortak açıklamayı yayınlıyoruz.
Demirci Kawa’nın Newroz meşalesi, Kürt Ulusu’na umut olmaya devam ediyor!Newroz Piroz be!
On yılı aşkın bir süredir Türkiye’de iktidarı elinde bulunduran AKP Hükümeti, görevi devraldığı geçmiş hükümetlerden farksız olarak, Kürdistan’daki imha ve inkar politikasının bir devamcısı olmayı sürdürüyor. İktidara geldiği günden bugüne AKP, Kürt Ulusu'na ve diğer tüm devrimci güçlere karşı politik ve askeri katliamlara girişmekten geri durmadı. Sürdürdüğü askeri operasyonlarla Kürdistan dağlarını adeta kana bulayan faşist AKP Hükümeti, özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren aydın, yazar, gazeteci, politikacı kişi ve kurumları da gözaltı, işkence ve tutuklama terörüyle ıslah etmeye çalışıyor.
Bugün açısından Ortadoğu’da sürdürülen emperyalist işgaller, bölgede yaşayan tüm halkların özgürlük, eşitlik ve refahını tehdit etmeye devam ediyor… Emperyalist güçlerin Ortadoğu politikaları açısından Türkiye’ye biçtiği görevlerin koşulsuz uygulayıcısı konumundaki AKP Hükümeti emirleri yerine getirirken açığa çıkan soykırımcı ve katliamcı yüzünü saklama ihtiyacı dahi duymuyor. Roboski’de gerçekleştirilen hava saldırısı sonucu otuzbeş Kürt gencinin ölümüne neden olan faşist Türk devletinin, olayın aydınlatılmasına dönük yürütülen soruşturmaları yalan ve çarpıtmalarla kapatmaya çalışması, onun ırkçı ve soykırımcı yüzünü saklamaya yetmiyor, yetmeyecek.
Kürt Ulusu’nun demokratik iradesiyle parlementoda temsil hakkı kazanmış olan Kürt milletvekilleri ve aynı zamanda devrimci demokrat tüm kurum ve politikacılar, KCK üyesi olma ve benzeri bahanelerle baskı, tutuklama ve şantaj uygulamalarıyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Yaşadığı komplo sonucunda tutsak düşen Abdullah Öcalan‘a Kürt siyasetçilere ve cezaevlerindeki diğer tüm devrimci tutsaklara dönük yürütülen tecrit ve başeğdirmeye dönük saldırıların tek hedefi, zulme ve katliamalara karşı yaşadığımız topraklarda bin yıllardır sürdürülen direniş ruhunun yok edilmeye çalışılmasından başka bir şey değildir.
Türkiye ve Kürdistan’da her gün karşı karşıya kalınan bu saldırıların vardığı boyut, sürecin önemini bizlere kavratmaya yetmektedir. Faşist Türk devletinin Kürt Ulusu’na dönük politikalarının bu anlamıyla imhacı, soykırımcı, saldırgan ve katliamcı olduğu kesinleşmiştir. Ve AKP Hükümeti bu politikaları doludizgin sürdürmekte emperyalist efendilerine verdiği sözü tutacaktır.
Bilinmesi gereken şudur ki, Kürt Ulusu bu baskı ve saldırılar karşısında asla diz çökmeyecektir. Kürt Ulusu üzerinde sürdürülen faşizm ve Kürdistan’da yaşanan katliamlar son bulmadıkça, ezilen halkların meşru direnişi ve serhıldanları devam edecektir. Biz aşağıda ismi geçen devrimci demokrat güçler olarak, bu imha ve inkar politikalarını bir kez daha lanetliyor ve kınıyoruz. Dünyanın bütün renklerini ve dillerini içerisine alan gücüyle 'Yaşasın Halkların Kardeşliği' şiarını 2012′de yakacağımız Newroz ateşiyle bütünleştirelim.