İki elimiz yakanızda!

“Meslek lisesi memleket meselesi” diyen işbirlikçi tekelci burjuvazinin semirmesi için çıkarılan 4+4+4 yasa taslağına yakından bakalım

GENÇLİK
Perşembe, 29 Mart 2012 (14 yıl 2 ay önce)

KOMÜNARCA

4+4+4= Sermayenin ihtiyaçları = Kölelik = Geleceksizlik


Devrimci Proleter Gençlik okurları, son dönemde ciddi bir gündem oluşturan ve oluşturduğu gündem kadar ciddi bir saldırı olan 4+4+4 Eğitim Yasası'na karşı MEB önünde zincirleme eylemi girşiminde bulundular. MEB’in önünü eylem alanına çevirdiler.

Peki neden?
Neden DPG okurları Üniversite-Sanayi işbirliğine alkış tutmuyor? Neden DPG okurları o sanayilerde çalışmak ya da başka “iyi bir iş” bulmak için o kariyer gününden bu kariyer gününe koşmuyor? Neden parasız, bilimsel, anadilde eğitim diyor?

Çünkü DPG kapitalizme kesin ve net bir karşı duruşu koymakla yetinmiyor; sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyayı, sosyalizmi kurmak için çaba sarfediyor. Ve böylesi bir dünyayı kurmak sadece sosyalizm demekten çok daha fazlasını gerektiriyor. İşte eylemlerimiz, örgütlülüğümüz, yazılarımız ve varlığımız bu yüzden!

Ve 4+4+4 Eğitim Yasası, gençliği ve geleceği ücretli kölelik yollarına sürme, kendi kuyusunu kazan kapitalizmi semirtme yolunda yapılan çok boyutlu ve stratejik bir saldırı. Ancak kendisiyle sınırlı değil!

4+4+4 Eğitim Yasası neler getiriyor neler götürüyor?
Yasa ile birlikte öğrenci gençliğin, işçi ve emekçilerin, topyekün toplumun yaşantısı değişecek.

Kapitalizmin tabiriyle “zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması” şeklinde kodlanan yasa aslında zorunlu eğitimi 8 yıla çekerek eğitimin tamamlanmasını diplomaya bağlıyor. Diplomanın ise 8 yıldan sonra açıköğretim ile de alınabilmesinin önü açılıyor. Kısacası zorunlu olarak 12 yıllık diplomaya bağlanan yasa fiilen 8 yıllık örgün öğretimle birlikte bitirilebiliyor.

Bununla birlikte “ilköğretimin kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunlu, devlet okullarında ve parasız olacağı” ifadesi yasadan çıkarılıyor. Sermayedarların dilinden konuşan ve biz işçi-emekçi çocukları için daha zor anlaşılır olan anayasa ve yasalardaki ifadeleri tercüme etmek şart. İfadenin kaldırılması kız çocuklarının okullardan ve eğitimden uzaklaştırılması, ucuz emek sömürüsüne daha genç yaşlarda maruz bırakılması ve çocuk yaşta gelinliğin önünün açılması anlamlarına geliyor.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin boşuna “2008 yılından sonraki finansal krizin ardından kadın istihdamında yüzde 5’lik bir artış oldu” demiyor. Biz o yüzde 5’lik artışları çok iyi biliyoruz! Merdivenaltı tekstil atölyelerinde, en ağır kölelik koşullarında çalışan ve günyüzü görmeyen kadın işçiler, esnek çalışmanın en büyük muhataplarından sigortasız, dizleri morardıkça üç kuruş daha fazla kazanan temizlik işçileri, barlar sokağında patronları tarafından “daha açık giyinmesi gerektiği” söylenen üniversiteli genç kadın işçiler! Ve şimdi de 8 sene öğrenim görüp okuldan alınarak gelin adayı olan, ucuz işgücü olarak kitleselleşen gencecik kadınlar!



Yasa sınıfa yönelik saldırılarla birlikte kendi içerisinde de bütünlüklü. İşçi ve emekçi çocuklarının ve toplumun daha iyi bir yaşama kavuşması değil, “Meslek lisesi memleket meselesi” diyen Koç’un, Sabancı’nın, işbirlikçi tekelci burjuvazinin daha da zenginleşmesi için çıkarılan yasada staj sömürüsünün önü öyle bir açılıyor ki, siz bu satırları okurken büyük ihtimalle, büyüğünden küçüğüne patronlarımızın hepsi zil takmış oynamakla meşguller! Daha önce çalıştırılan işçi sayısının yüzde onu kadar stajyer çalıştırabiliniyordu. Şimdi ise on işçinin çalıştırdığı işletme sınırsız stajyer öğrenci çalıştırma hakkına sahip! İşçi ve emekçi çocuklarının gittiği meslek liseleri bacasız fabrikalar durumuna dönüşmüş durumda ve bizler sustukça oralara bacayı da ekleyen yasaların çıkması işten bile değil!

Burada yazmakla bitiremeyeceğimiz ancak ileride de işleyeceğimiz bu çok kapsamlı saldırı şunu söylemek gerekir ki, tek başına ele alınırsa karşı karşıya kaldığımız saldırının anlaşılması da sakatlanır. İşçi sınıfının kazanılmış hakkı olan kıdem tazminatını ortadan kaldırmayı hedefleyen, modern amele pazarı olan özel istihdam bürolarıyla işçi sınıfına daha ağır kölelik koşulları sunan, esnek ve güvencesiz çalışmayı tek seçim olarak koyan “Ulusal İstihdam Stratejisi”yle aynı dönemde gündeme giren 4+4+4 yasası eğitimin de bu çok büyük saldırı ve değişime uygun hale getirilmesi üzerinden şekilleniyor.

Hepsiyle birlikte çocuk işçiliğin yaşı 14’ten 11’e düşürülüyor. Fatih Projeleriyle süslü püslü reklamlar yapılırken Vestel gibi sermayelere miyon liralık ihaleler verilerek “ekonomi canlandırılıyor”. “Devlet okullarından yükü çekip özel okulların önünü açacağız” deniliyor. O özel okullara işçi ve emekçi çocuklarının mı gideceği diğer taraftan meslek liselerinde staj sömürüsüne Koç’un, Sabancı’nın, patronların çocuklarının mı maruz kalacağı sorularının cevabı çok zor değil!

foto: Mehmet Özer

Geleceğimize sahip çıkıyoruz!
4+4+4 nereden bakarsak bakalım geleceğimizin çalınması, kapitalizmin daha da vahşileşmesi, biz öğrenci, işçi ve işsiz gençliğe daha fazla kırbaç anlamına geliyor.

'Dindar nesil', laik nesil, 'kindar nesil' tartışmalarının da altında yatan bütün bunları açığa çıkardıktan sonra söylemek gerekir ki, kapitalizmin temsilcisi düzen partileri her zaman minareyi çalar ve her zaman da kılıfını uydurur. Kendi yozlaşmış üretim ilişkilerine, kendi sömürücülüklerine, kendi 'büyük balık küçüğünü yutar' mantıklarına yakışan ve onu geliştirecek olan kültüre sahip çıkan kapitalistlerimizden de dindar nesil ya da laik nesil yetiştirmek istemelerinden başka bir şey beklemiyoruz. Ancak umdukları gibi olmayacak. Bizler dindar değil, sosyalizmin baharı için dövüşen, kolektivizmi ve örgütlülüğüyle kapitalistlere ter döktüren bir nesil olarak, sosyalist bir nesil olarak çıkacağız karşılarına er ya da geç!

Sonuç olarak kapitalizm ve onun hükümeti, onun devleti bize, bizim örgütlülüğümüzün zayıflığı oranında kendi paçasını kurtarmak, egemenliğini korumak adına daha fazla kölelik, daha fazla sömürü diyor! Kapitalizm kendi kuyusunu kazıyor! Gitgide daha fazla kölelik koşulları dayattığı biz yeni nesillere “dindar olacaksınız” diyor. Peki biz ne diyeceğiz? Ne yapacağız? “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” ya da “devletimizin bir bildiği vardır” mı diyeceğiz? Sınıf bilincimizi unutmuş bir vaziyette süreci kapitalistlerin kafasından mı okuyacağız? Bireysel bir kurtuluş için onurumuzu ayaklar altına alarak çocukların, gençlerin, işçi ve emekçilerin kanına giren kapitalizmin ve emperyalizmin gelişmesine mi hizmet edeceğiz?

Cevap “hayır!” ise Parasız, bilimsel, anadilde bir eğitim için sosyalizm için mücadele veren, emeğine, onuruna, geleceğine sahip çıkan, özgürlükleri ve sosyalizm için dövüşen DPG olarak hep birlikte hareketimizi yükseltelim diyoruz. 4+4+4 Yasası'na karşı örgütlenmeye bütün gücümüzle sokağa eyleme!

* Faşist gerici eğitime hayır!
* Geleceğimize sahip çıkıyoruz!
* Sınıfa karşı sınıf kapitalizme karşı sosyalizm!