Marşı'mızın öyküsü

1 Mayıs’a yürürken adımlarımızı onun temposuna uyduruyoruz: “Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı…”

DÜNYA
Pazartesi, 16 Nisan 2012 (14 yıl 6 ay önce)

1 Mayıs İşçi Marşı


Günlerin bugün getirdiği, baskı zulüm ve kandır.
Ancak bu böyle gitmez, sömürü devam etmez,
Yepyeni bir hayat gelir, bizde ve her yerde.

1 mayıs, 1 mayıs işçinin, emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda,ilerleyen halkların bayramı.


Yepyeni bir güneş doğar, dağların doruklarından,
Mutlu bir hayat filizlenir, kavganın ufuklarından.
Yurdumun mutlu günleri, mutlak gelen gündedir.

1 mayıs 1 mayıs işçinin emekçinin bayramı,
Devrimin şanlı yolunda, ilerleyen halkların bayramı.


Ulusların gürleyen sesi, yeri göğü sarsıyor,
Halkların nasırlı yumruğu, balyoz gibi patlıyor.
Devrimin şanlı dalgası, dünyamızı kaplıyor.

Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider,
Devrimin şanlı yolunda, kül gibi savrulur gider.


1 Mayıs’a yürürken bu marşı yeniden hatırlıyor, adımlarımızı onun temposuna uyduruyoruz: “Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı…”

Kendini bildi bileli kalbi sınıf mücadelesi için atan bir savaşçıdır Eugène Pottier. 1830 ve 1848 devrimlerine katılır. Çalıştığı tekstil atölyesinin kendi işkolunda örgütlenmesini sağlayıp 1851’de Enternasyonale kaydolmasını sağlar. Yıl 1871. Paris Komünü. 3600 seçmenin 3352’sinin oyunu alıp komün üyesi olur. Komün barikatlarında bir işçi, komünar… Aynı zamanda Versailles yanlılarına karşı barikat başında bir yandan savaşırken bir yandan komünarlara şiirleriyle destek oldu. Aynı zamanda bir şairdir o: Eugène Pottier. “Kalkın uykunuzdan ey aç gezen insanlar…”

Komünden hemen sonra dünya işçi sınıfının ortak marşı olacak Enternasyonal’i tamamlar.

Pottier’in Paris Komünü’nü anlatan Enternasyonal şiiri 1888’de kendisi de bir işçi olan Pierre Degeyter tarafından bestelenir. Hemen hemen her dilde söylenen Enternasyonal, bestelenişinin 122. yılına girecek. Enternasyonal işçi sınıfının bir güç olmaya başladığı, tüm dünyada devrim ve sosyalizmin rüzgârının estiği yıllarda hemen her işçi eyleminde, mitinglerde binlerce ağızdan söylendi, söyleniyor.

1936′da Franco faşizmine karşı Uluslararası Tugaylar'ı, yani 5. Alay’ı oluşturan hemen her ulustan devrimcinin, antifaşistin ortak dili oldu. Büyük Ekim Devrimi’nin ayaklanma ezgisi, Sovyetler Birliği’nin ilk ulusal marşı oldu.

Enternasyonalin belki de en çok söylendiği yer 1 Mayıs alanları oldu. Birleştiren, aynı anda dünyanın farklı bölgelerinde, aynı duygular ve taleplerle alanlara çıkan proletaryanın biricik ezgisi… Yaşadığımız coğrafyada bu marşın bizim dilimize çevrilmesi daha geç oldu. Ama bir marş daha var ki ülkemizde 1 Mayıs’lar asıl onunla anılır: “Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır…”

1974’te AST (Ankara Sanat Tiyatrosu) oyuncuları Maksim Gorki‘nin “Ana” adlı romanını aynı adla oyunlaştıran Bertolt Brecht‘in eserine hazırlanmaktadır. Brecht’in hazırladığı metinde oyunun hemen hemen tüm bölümlerinde söylenecek şarkıların sözleri vardır. Yalnız oyunun bir sahnesinde 1 Mayıs 1905′e (Rusya’daki Kanlı Pazar) dair hiçbir şey yazılmamıştır. O sahneyle ilgili Brecht şu notu düşmüştür: “İşçiler marş söyleyerek sahneye girerler”.

Oyunun müziklerini hazırlayan Sarper Özsan’dan bu bölüme bir marş hazırlaması istenir. Özsan, her 1 Mayıs’ta alanlarda büyük bir coşkuyla söylenen 1 Mayıs Marşı'nı böyle hazırlar. Marş oyunun sınırlarını çoktan aşmıştır. 1976’da alanlarda kalabalık kitleler tarafından hep bir ağızdan söylenmeye başlar. 1977 1 Mayıs’ı bu marşla anılır.

Bu marşın Türkiye işçi sınıfı açısından en önemli yanlarından biri, doğrudan 1 Mayıs’a ilişkin dünya işçi sınıfı tarihinde bugüne kadar başkaca hiçbir marşın bestelenmemiş olmasıdır. Bu anlamda bu toprakların işçileri, emekçileri olarak şanslı sayabiliriz kendimizi. Bundan da öte 36 yıllık mazisi olan 1 Mayıs Marşı’nın Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde yer tutması, kalıcılaşması, Enternasyonal’le birlikte anılıyor olmasıdır.

1 Mayıs’a yürüdüğümüz bugünlerde bu marşı yeniden yeniden hatırlıyor ve adımlarımızı bu marşın temposuna uyduruyoruz:

“Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı…”

[Alınteri'nin Nisan 2011 tarihli 14. sayısından alınmıştır]