Yol boyunca, özellikle taşeron firmaların önünde ara mitingler ve konuşmalar yapıldı
YAŞANACAK DÜNYA
Stuttgart'ta bu yıl yine her sene olduğu gibi iki ayrı 1 Mayıs yürüyüşü düzenlendi. İlki, ruhsuzluguyla artık herkese "Yeter gayri“ dedirten, göçmen örgütlere 30 yıldır söz hakkının verilmediği DGB yürüyüşü. Diğeriyse Alman antifaşist gençliği tarafından düzenlenen ve gençliğin tüm tazeliğini taşıyan "Devrimci 1 Mayıs!". İlkine, en az bini göçmen olmak üzere yaklaşık 2 bin kişi, ikincisine ise belirgin bir göçmen artışı ile yaklaşık bin kişi katıldı.

1 Mayıs sabahı saat 09:00'dan itibaren Marienplatz'ta toplanan Türkiyeli ve Kürdistan'lı göçmen örgütler, her yıl olduğu gibi bu yılda ortak tek bir kortej halinde yürüdüler. 10:00'da başlayan ve yaklaşık 1 saat süren yürüyüş, Marktplatz'ta sona erdi. Geçen yıl Kürt kortejine saldırının olduğu Eberthardstrasse köşesinde kitlede refleks gereği bir canlanmanın olması anlamlıydı.
En başta, "Irkçılığa ve Faşizme Karşı Stuttgart Platformu“ ortak pankartı bulunurken, sırasıyla TİKB, Devrimci Hareket, MLKP, PKK, MKP, Antifa, MLPD, DHKP-C, TKİP, TKP/ML yerlerini aldılar. TİKB, "Irkçılığa ve sosyal yıkıma karşı, yaşasın 1 Mayıs!" pankartıyla yürüdü. Sıralama, geçen yıl PKK kortejine yönelik saldırı nedeniyle, güvenliği pekiştirmek açısından değiştirilerek, yukardaki biçimiyle yapıldı. Sayılarında belirgin bir azalma olan, Tamil Kaplanları'nin yine bizlerle yürümesi anlamlıydı.
Yürüyüşün bitiminde Marktplatz'da ortak bir anma, DGB'yi teşhir eden konuşmalar yapıldı ve Schlossplatz'ta saat 11:30'da başlayacak "Devrimci 1 Mayıs"a çağrıda bulunuldu. Daha sonra halaylar çekilerek eylem bitirildi. Megafonlar zayıf kaldığı ve DGB'nin ses düzeni bastırdığı için sınırlı bir kitleye duyurulabildi.
Taşeron firma saldırısı!
İkinci yürüyüş, saat 11:30'da Schlossplatz'da bir mitingle başladı. Sürekli giren çıkanlarla birlikte, en az bin kişinin olduğu yürüyüşte, göçmenlerin geçmiş yıllara göre yaşlısıyla genciyle geniş katılımı dikkat çekti.

Mannheim'daki Nazi yürüyüşünde karşı protestolara rağmen, Stuttgart'taki katılım beklenenden yüksekti. Yine, Stuttgart 21 aktivistlerinin varlığı da çok belirgindi. İlk yürüyüşte, hiç ortalıkta görünmeyen polis, ikinci yürüyüşte olanca gövdesiyle ortaya çıktı. Yüzlerce polis ve 10'a yakın at köşebaşlarını tuttu ve yürüyüşe eşlik etti. Ancak, yürüyüş boyunca, küçük gerilimler dışında hiç olay yaşanmadı.
Yol boyunca, özellikle taşeron firmaların önünde ara mitingler ve konuşmalar yapıldı. Kiralık firmaların, işçileri güvencesizleştirdiği ve istedikleri gibi alıp sattığı anlatıldı. Bu dönemin, en canalıcı konusu olarak, doğru bir seçim yapılmıştı. 21 Nisan'dan bu yana cezaevinde bulunan Deniz ve diger siyasi tutsaklarla ilgili konuşmalar yapıldı.
Marienhospital'in önünden geçilirken, ordaki kötü çalışma koşulları da teşhir edildi ve çatıya kocaman bir pankart asıldı. Pankartın üzerinde, "Krizin adı kapitalizm. Sosyal devrim için ileri!“ yazılıydı. Mitingin sonunda, maskeli bir kadın antifaşist devrimin zorunluluğu üzerine bir konuşma yaptı.

İkinci yürüyüşten sonra, Yaşanacak Dünya okurları ve dostları, Clara Zetkin Waldheim'da buluştular. Burada, yine konu DGB yürüyüşünün ruhsuzluğu ve biz göçmenlere söz hakkı vermemesi ve nasıl müdahale edebileceğimiz ve Türk-Kürt, Alevi-Sünni tüm güçlerin nasıl birleştirilebileceğiydi.