Sermaye ve iktidar merkezleri sürecin seyrinde sokağın ve emek hareketinin belirleyici olabileceğinin farkında
Avrupa’da sol, sistem karşıtları, emekçiler, öğrenciler ve protestocular arasında, özellikle Mayıs ayı eylemleri dolayısıyla bir “Avrupa baharı” beklentisi hakim.
Bu beklentiyi Costas Douzinas gibi Avrupa’daki seçimler bağlamında dile getirenler olduğu kadar, David Harvey gibi tarihsel paralellikler kurarak açıklayanlar da var (Harvey, 1929 finans krizinden sonra büyük kitle hareketlerinin ancak 4 sene sonra, 1933’de ortaya çıktığını vurgulayarak “böyle bir evreye yaklaşıyor olabiliriz” vurgusunu yapıyor).
Ancak sürecin kolay gelişmeyeceği kesin. Amerika’da ve Avrupa’da sermaye ve iktidar merkezleri sürecin seyrinde sokağın ve emek hareketinin belirleyici olabileceğinin farkında. Nitekim Almanya’da toplumsal hareketler, radikal sol gruplar ve sendikacılar Frankfurt/Main’deki eylemler için harekete geçerken, Alman sendika liderliği tutumunu açıkça ilan etti: Eylemleri desteklemiyoruz!
Aslında son 4 yıllık kriz sürecine karşı Avrupalı sendikaların sergilediği tutum, son otuz senelik neoliberal kooptasyon (sistem içileştirme) politikalarının yıkıcı ve eritici sonuçlarını anlamak açısından neredeyse bir ‘ders’ niteliği taşıyor. Bu sendikalar çıplak toplumsal yıkım programlarının yürürlüğe sokulduğu, hükümetlerin yıkıldığı/düştüğü ve teknokrat yönetimlerin kurulduğu anlarda bile, neredeyse bir model haline getirdikleri “24 saatlik iş bırakma eylemleri”nin dışına çıkamadılar. En “radikal” ve “cesur” olanları bu sınırı istisnai olarak ancak “48 saat”e genişletebildi.
Özellikle şu aralar Avrupa solu içinde “68’in devrimci mirası”nın eleştirel temelde yeniden güncellenmesi gerektiği yönündeki görüşlere sıklıkla rastlamak mümkün. 68 isyanının ‘nükleer çekirdeği’ni Fransa’daki genel grevin oluşturduğunu herkes biliyor.
Boşuna değil. Sarkozy, ‘68'i “bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılması ve hiç hatırlanmaması gereken bir kabus” olarak tasvir etmişti.
Sorun bu: Kooptasyon kırılabilecek ve o “kabus” bir gerçeğe dönüşebilecek mi?
sol küre