Taksim'de direnişçi soluğu

GÜNCEL
Salı, 30 Mayıs 2006 (20 yıl 4 ay önce)

Desan Tersanesi işçileri direnişlerinin soluğunu Taksim'e taşıdılar. 30 Mayıs günü 12.30 sularında Galatasaray'da “Yaşasın Desan Tersanesi Direnişimiz - Limter-İş” pankartı arkasında kortej oluşturan işçiler öfkeleri ve direngenliklerini yansıttıkları sloganları, ajitasyon konuşmaları, dövizleri, alkışları ve ıslıklarıyla Taksim Meydanı Gezi Parkı merdivenlerine kadar yürüdüler.

Limter-İş eylemi hem direniş ve üzerindeki polis baskısını hem de tersanelerin gerçek yüzünü kamuoyuna duyurmak için örgütledi.

Tersane Gerçeği = Desan


Tersanelerin gerçek yüzünü tek başına Desan Tersanesi ortaya koyuyor. Tersanede yaklaşık 1000 işçi 80 ayrı taşeron altında çalışıyor. Desan Tersanesi'nde Montesan taşeronu adına çalışan işçiler 2.5 aydır alamadıkları ücretleri için direniş yaparken dün Özbaymer Taşıma Firması adına çalışan Yusuf Öztürk isimli işçi iş cinayeti ile katledildi. Tamir gemisinde iskeleden düşen Öztürk, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede öldü. Direnen işçiler ise polis saldırıları ile karşı karşıyalar.

İşte tersane cehenneminin gerçeği: İş cinayetleri, taşeronluk, düşük ücret, ücretlerin ödenmemesi, baskı, hakaret... Ve en ufak bir karşı koyuşta da açık zor, devlet terörü. Tersaneler öyle bir cehenem ki işçilerin kolu, bacağı kopsa iş kazasından sayılıp da kayıtlara dahi geçmiyor.

Yürüyüş öncesi ve sırasında yapılan ajitasyon konuşmalarında sadece başbakan ve bakanların gemi indirme törenleri için geldiklerinde televizyona yansıyan görüntülerden tersaneleri tanıyan insanlara, işte bu gerçekler anlatıldı.

Yapılan basın açıklamasında tersane işçilerine yönelik polis terörü teşhir edildi. Bilindiği gibi 26 Mayıs Cuma sabahı saat 07.00'de Limter-İş genel başkanı, sekreteri ve eğitim uzmanının da aralarında bulunduğu 6 kişi İçmeler Tren İstasyonu çevresindeki bir kahveden yerlerde sürüklenerek, kelepçelenerek zorla gözaltına alındı. Daha sonra ise polis tersane önünde direnen işçilere saldırıp 30'dan fazla işçiyi gözaltına aldı. Buradaki gözaltı sırasında bir işçinin kaburgaları kırıldı. Ayrıca polis direnen işçilere yönelik megafonla asılsız ithamlar içeren konuşmalar yaparak direnişi kırmaya da çalıştı. Ertesi gün ise gözdağı ve sindirme amacıyla tüm tersane işçileri yüzlerce polis tarafından arandıktan sonra havzaya girebildiler.

Limter-İş sendikası bu saldırıların hem kolluk güçlerinin varlığının patronların çıkarlarını korumaya dayandığını hem de TMY çıkmadan uygulanmaya başlandığını gösterdiğini belirtti.

Basın açıklamasının ardından Limter-İş yöneticileri ve üyeleri direnişi devam ettirmek amacıyla tersane önüne gittiler.

Polis terörünün altındaki tersanelerde kölece çalışmaya ve yaşamaya karşı işçilerde büyük bir tepki var. Sermaye ise yüksek kar oranlarına sahip sektörde dünya piyasalarıyla rekabet edebilmek için en ağır çalışma koşullarında, en ucuz emekgücüne ihtiyaç duyuyor. Bu çelişki tersanelerde artan direniş ve eylem şeklinde açığa çıkıyor.