Sauna Çetesi, Şemdinli Çetesi, Danıştay Çetesi, şimdi de Atabeyler Çetesi... TNT ve C4 patlayıcılarla, MKE yapımı bombalarla silahlanmış, patlamaya hazır bombalarla provokasyonlara hazırlanan Atabeyler Çetesi yakalandı. Peki kim bunlar?
"Biz tatbikat, gayrinizami harp eğitimi yapıyorduk. Polis yanlış anladı". En son yakalanan “Atabeyler Gerilla Grubu” rumuzlu kontrgerilla çetesinin yöneticilerinin ilk “savunması” bu oldu. “Tatbikat yapıyorduk” Ne güzel!!!
Yakalandıkları evlerde patlamaya hazır 4 adet uzaktan kumandalı bomba, 90 bomba yapımına yetecek patlayıcı madde, Lancer ve MKE bombaları ile 2 tabanca, C4 plastik patlayıcılar ve TNT kalıpları; Başbakan ve bir kaç bakanın evlerinin krokisi, Erdoğan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu'nun ev ve sahip olduğu marketlerin krokisi; fotoğraflar, suikast planları vs. vb...
Kim bunlar? Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) görevli Yüzbaşı Murat Eren, ÖKK'nda görevli Astsubay Erkut Taş ve “Emekli” Binbaşı Fuat Ertürk ve bunlara bağlı çalışan kimi “memur”, kimi “esnaf”, kimi çek-senet “tahsilatçısı”, uyuşturucu taciri, fuhuş organizatörü, haraççı vd gayrimeşru işlerin kadrolu elemanlarından Yunus Akkaya, Yusuf Vehbi Eren, Mehmet Seyit Ertürk, Suat Kıy, İsmail Binici ve Mesut Terme... Kim bunlar? Genelkurmay'a bağlı çalışan kontrgerillanın ta kendisi. Bir birim daha egemenlerin güç ve rant mücadelesi sonucu açığa çıktı. Bir süre önce açığa çıkan Sauna Çetesi, Şemdinli'de kitabevi bombalayan ekip, Danıştay saldırısının organizatörleri vd gibi Atabeyler Çetesi de devlet içinde örgütlenmiş, orduya bağlı çalışan bir kontrgerilla ekibinden başka bir şey değildir. Her tür kirli işi yapan, provokasyonlarda kullanılan pek çok irirli ufaklı ekiplerden biridir. Atabeyler Çetesi operasyonunda ele geçirilen C-4 plastik patlayıcılar ile TNT kalıpları Sauna Çetesi'ne ait patlayıcılarla örtüştü. Kriminal incelemeye göre, her iki çetenin patlayıcıları aynı özellikleri taşıyor. Bombalar MKE malı; diğerleri orduda kullanılan malzemeler. Devletin “çok gizli” belge ve raporları bunların evlerinden çıkabiliyor. Herkesten gizlenen Kırmızı Kitap, Gizli Anayasa gibi belgeler, çetecilerin mahkemelerde süren dava dosyaları vb operasyonlarda çete elemanlarının evlerinde ya da araçlarında bulunabiliyor. Danıştay tetikçisiyle ilişkili gözaltına alınan “Emekli” Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in evinde “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi” ve bu belgeye dayanılarak hazırlanan “İç Güvenlik Starateji Belgesi” çıkıyor. Aynı belgeler Sauna Çetesi komutanlarından ÖKK'de görevli Yüzbaşı Nuri Bozkır'da da yakalanmıştı. Benzer krokiler, suikast planları da orada da açığa çıkmıştı. Kim bunlar? Kan ve doku benzerliği ortada. Fotoğraf karelerini birleştirince ortaya çıkan tablo:
“Ortada “iç tehdit” e karşı Genelkurmay‘ın ülke çapında örgütlediği bir organizasyonun bir birimi, küçük bir parçası var. Kirli savaş döneminde bir parça kontrolden çıkmış ve savaş rantı üzerine giriştikleri kapışmayla deşifre olup yıpranan kontrgerillanın reorganize edilmiş ve kitleler içinde ayakları örülmüş yeni yapısı bir süredir kendini icraatıyla gösteriyor. Adı Özel Kuvvetler Komutanlığı, kontrgerilla, Milli Mukavemet Teşkilatı, TİT, JİT ve ya başka bir şey, neticede Genelkurmay’a bağlı gizli ve yasadışı bir örgütlenme var. Haraç toplama, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı da yapan, görev bölgesindeki informel sektörün rantına ortak olan bir örgütlenme. Kendi bünyesinde siyasi, askeri ve iktisadi faaliyetleri aynı potada eriten, kendi başına “yasama”yı, “yürütme”yi ve “yargı”lamayı yapan özel organizasyon. Devletin bir eli; kanlı ve kirli eli. Anlaşılacağı üzere ceketi omuzunda racon kesen, üç beş lümpeni arkasına alıp mahalle bakkalından haraç toplayan eskilerin mafyasından, çeteciliğinden çok farklı bunlar. Yasadışı iktisadi faaliyetlere ya da kriminaliteye indirgenemeyecek vasıflara sahip. Devlet içinde, devlete sadakat yemini etmişlerden oluşturulmuş, kendilerine “devleti iç tehditlere karşı her yolla koruma ve kollama” gibi “meşrulaştırıcı” tarihi bir misyon yükleyen ve yukardan aşağıya örgütlenmiş bir “müessese”.” (Reorganize Edilmiş Kontrgerilla. Ufuk Çizgisi. 01 Mart 2006. Sayı:33)
“Aktörleri şimdilik bir yana bırakacak olursak, son Danıştay saldırısı, 12 Mart’tan beri fiilen gündemimizde olan kontrgerilla örgütlenmesinin toplumsal yaşamdaki izdüşümlerini gözler önüne serdi. Toplumsal dokunun içlerine tıpkı bir ağ gibi yayılan bu örgütlenmelerde avukatlar da var işsizler de; alkol-uyuşturucu müptelaları da var, orta sınıftan memurlar da; tuzukuru işadamları da var, kardeşini kesmiş sıradan katiller de; subay eskileri de var, haraçtan, çek senet tahsilatçılığından cezaevinde yatmış düşkünler de… Birbirinden yalıtık binlerce çevrecik -gerektiğinde- “yukardan” basılan bir düğmeyle toplu bir seferberliğin parçası haline getirilebiliyor. Devlet içindeki çatışma ve gerilimlerin, kliklerin egemenlik kavgasının aleti olarak iş gören bu serseri mayınlar sadece basit birer kukla değil; göreli özerklikleri de var. Kontrolden çıkışları, kendileri için daha avantajlı “yağma alanları” açma çabaları ise istisna değil.
Susurluk’ta zirvedeki işbirliğini gördük; kökleri ve bağlantıları gözönüne getirildiğinde burjuva devletin nasıl organize “iç savaş çeteleri” yarattığının çıplak resmiydi. Göstermelik birkaç duruşma, birkaç araştırma komisyonu, birkaç demeç, birkaç “kurban”… Alelacele kapattılar.
Resmi ayak Şemdinli‘de bir kez daha suçüstü yakalandı 3 ay önce. Şemdinli’de Kürt ulusal mücadelesine karşı girişilmiş sayısız provokasyon ve imha planlarını yürüten muvazzaf birimlerinden biri “iş üstündeyken” açığa çıkarıldı; kapattılar.
Örnekleri “Bayrak provokasyonu”nda, Kürt-Ermeni düşmanlığında, devrimci-demokrat tepki ve eylemlere yönelik saldırganlıkta, Orhan Pamuk, Hırant Dink gibi liberal aydınlara bile gözüdönmüş bir tahammülsüzlükte kusulan “linç histerisi”nin piyonu çete ve çevrecikler devletin kanatları altında palazlandırılıyor, korunup kollanıyor, gerektiğinde sokaklara sürülüyor. “Vatandaş tepkisi” olarak yutturulmaya çalışılan “hassasiyetler” kontrgerillanın halis mulis çeteciklerinin eylemleridir. Dün ortaya çıkmış değildir; el altında tutulan örgütlü, sistemli ve sürekli bir saldırganlıktır; bunlar, sınıf ve kitle hareketinin yükseleceği günlere hazırlıklarını bugünden tırmandıran “iç savaş örgütlülükleri”dir.” (Devrimci Refleks. Ufuk Çizgisi. 01 Haziran 2006. Sayı:39)
“İç savaş”ın asıl hedefi işçi sınıfı, emekçiler ve Kürt halkıdır. Sindirilip derin bir sömürü cehennemine gömülen işçi ve emekçilerin sürgit boyunsunmayacağını, egemen sınıflar iyi bilir. Bugün dizginsizce önü açılan devlet terörüyle, linçlerle işçi sınıfının, emekçilerin, Kürt halkının kendi talep ve ihtiyaçları doğrultusunda harekete geçmesi engellenmek hedefleniyor. Provokasyonlarla, manipülasyonlarla emekçiler düzen klikleri arasındaki güç ve rant kapışmasının aleti haline getirlemek isteniyor. İşçi ve emekçiler, Kürt halkı yaşamını, geleceğini kendi kaderini düzen güçlerinin, sınıf düşmanının ellerine teslim edemez. Düzen klikleri arasındaki rekabetin sonucu olarak bir kaç kontrgerilla çetesinin, kimi kirli icraatları ve planlarıyla açığa çıkarılmış olması kimseyi yanıltmasın. Bunlar da tıpkı Susurluk'ta, Şemdinli'de olduğu gibi göstermelik bir yargılamadan sonra, en fazla bir kaç tetikçinin bir-iki yıl cezaevinde “konuk” edilmesiyle üstü kapatılacaktır. Veli Küçükler, İbrahim Şahinler, Mehmet Ağarlar, Oral Çelikler nasıl ki görevlerine devam ediyorlarsa Alparslanlar, Atabeyler de devam edecek. Yüzlerce çeteciği biraraya getiren, sevk ve idare eden, devrimcilere, Kürt halkına saldırtan, gerek görüldüğünde Danıştay'a, kitapevlerine, çarşı-mağazalara, gazetelere saldırılarda kullanılan kontrgerilla Genelkurmay Başkanlığı'nın eli-koludur. İsrail ile kol kola ABD'nin işgal planlarında bölge taşeronluğu yapan ordu, faşist provokasyonlarla işçi ve emekçileri arkasına alarak hem içerde daha rahat "at oynatmak" hem de dışarda İran'a karşı girişilecek ABD saldırısına katılarak kemik kapma derdindedir. İşçi ve emekçiler bu alçakça hesaplara alet olamaz. Emperyalizmin kanlı yağma sofrasını tekmeleyip dağıtmak gerek; Kardeş halkların çocuklarının cesetlerinden kurulan bu kanlı sofraya ortak olmak isteyen tekelci sermayeyi ve onun ordusunu hedefe çakan sınıfa karşı sınıf tavrını geliştirmek, kontrgerillayı dağıtmak gerek. İşçiler, emekçiler ve Kürt halkının kendi taleplerini kazanmasının, kölece çalışma ve yaşam koşullarını değiştirmesinin yolu budur.