18 yaşında ezildiğini anladı 78 yaşında hala alanlarda

GÜNCEL
Cumartesi, 3 Haziran 2006 (20 yıl 4 ay önce)

DİSK Emekli-Sen üyeleri dün 9 ilde (Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Samsun, Gaziantep, Edirne, Mersin ve Kocaeli) oturma eylemi başlattı. Demokrasi mücadelesinden emekli olmayanlar sadece oturmuyorlar, çadır ve masalar kuran Emekli-Sen'liler, emekçilere hem taleplerini anlatıyorlar hem de mücadele çağrısı yapıyorlar. Onlar;

- Maaş ve hastane kuyruklarında ölmek istemiyorlar,
- Çocukları ve torunları için işsiz kalmayacakları demokratik bir ülke,
- Yaşam koşullarının düzeltilmesini,
- Toplu konut kesintilerinin ve bakanlıkça ödeneyeceği sözü verilen TÜFE alacaklarının ödenmesini,
- Ve de sendikalarının taraf alınarak, toplu sözleşme haklarının tanınmasını istiyorlar.

Sınıf mücadelesi içinde şekillenen işçilik yaşamının içinden süzülüp gelen Emekli-Sen'liler 1995'in Temmuz ayında derneklere hapsedilmiş örgütlenmelerini sendikal düzeye taşıdılar. Yasaları da, “Emeklilerin de sendikası mı olurmuş?” düşüncesini de kararlı mücadeleleri ile yıkıp attılar. Mücadeleleri şimdi toplu sözleşme haklarının tanınması talebine kitlendi. Yaşamları üzerindeki karar hakkını IMF'ye terk etmek istemiyorlar. 70 yaşın deneyimine sömürüldüklerini ilk farkettikleri anın öfkesini ve katıldıkları ilk eylemin coşkusunu eklediler. İnatçılar, kazanacaklar...

Biz de onları Kadıköy'de kurdukları çadırlarında ziyaret ettik.

[foto]emeklisen-cadir3.jpg[/foto]

18 yaşında ezildiğini anladı 78 yaşında hala alanlarda

Fatma Otay, 78 yaşında. “Hep ezilerek, baskıyla, yoksullukla geçirdim” diyor nasıl geçti 78 yıl diye sorunca.

İlk ezildiğini 18 yaşında anlamış Fatma (ona nine diyemeyiz, hepimizden genç çünkü). Bir doktorun Taksim'deki muayenehanesinde çalışıyormuş o zaman. “Sürekli horlanıp, azarlanıyordum o zaman anladım ezildiğimi."

15-16 Haziran direnişinin bir neferi olmasını da o doktor engellemiş. 15-16 eylemcileri Taksim'deki muayenehanenin önünden geçerken, dışarı fırlayıp dalmak istemiş bu kabaran işçi denizinin içine Fatma, ama doktor kolundan tutup çekmiş içeri ve çıkmasına izin vermemiş.

“Niçin buradasın?" diye soruduğumuzda “Maaş yetmiyor” dedi kısaca: “300 YTL maaş alıyorum, 300 YTL kira ödüyorum. Çocuklarım olmasa sokağa düşerdim”.

Konuşurken hep “insanca yaşamak istiyorum” diyor Fatma Otay. “İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUM.” Bunu o kadar çok vurguluyor ki “Nasıl yani?” diyoruz “Nedir insanca yaşam?” Çok bir şey istemiyor aslında. Sabah kalktığında mutfakta bir kısıntı istemiyor sadece. “Bazen hiçbir şey bulunmuyor mutfakta” diyor. O çocuklarından harçlık istemiyor, 78 yaşında alanlarda insanca bir yaşam için mücadele ediyor.

“Sen 78 yaşındasın ve insanca yaşam için mücadele ediyorsun. Ama gençler bu mücadeleyi vermiyorlar, neden?”

Bu sorunun cevabını bilmiyor Fatma Otay, tek bir şey söylüyor: “Biz onlar için de mücadele ediyoruz”.

Fatma Otay'ın bu dünyada yaşadığı en büyük eziklik yüksek bir tahsil yapamamak. Eğitim görememenin ezikliğini yaşarken Fatma Otay aslında hepimize dersler veriyor.

[foto]fatma.jpg[/foto]

Herkesin her ihtiyacını karşılayabildiği bir dünya

Kadir Özkan ise 58 yaşında. 1964 yılında girdiği Küçükköy'deki bir gaz ocağı fabrikasında başlamış işçilik yaşamı. O girdiği zaman fabrikada Türk-İş'e bağlı Çelik-İş Sendikası örgütlüymüş. Bir gün bir sendika yöneticisi fabrikaya gelip yarım saatlik bir toplantı yapar. Toplantının sonunda ise “İş saatinde toplantı yaparak patronun kazancını çaldık. Şimdi 1.5 saat fazla çalışacağız” der. Kadir Özkan bunu duyunca büyükçe bir pres makinesinin üstüne çıkar ve “Sen bizim hakkımızı mı korumaya geldin, yoksa patronun mu?” diye bağırır. Ve o günden sonra Maden-İş Sendikası için örgütlenme çalışmasını başlatır. Ve kovulmayı da ilk defa o fabrikada yaşar.

Kadri Özkan'a “Niçin buradasın?” diye sorduğumuzda Terörle Mücadele Yasası'na atıfla “Böyle giderse bırak çadır kurup imza toplamayı sokakta gazete bile okuyamayacağız” diyor.

Kadir Özkan'ın çocuğu bir gün okulda kalemi olmayan bir öğrenci arkadaşına kaleminin yarısını kırarak vermiş. İşte Kadir Özkan'ın en büyük ezikliği: “Keşke o çocuğa da bir kalem alabilseydim. Keşke ihtiyacı olan tüm çocuklara bir kalem alabilseydim”.

Yaşamak istediği dünyayı da buradan tahayyül ediyor zaten Kadir, “Herkesin her ihtiyacını karşılayabildiği bir dünya”.

Onlar için bu yazıda daha önce söylediğimiz bir şeyi tekrar yazıyoruz: 70 yaşın deneyimine sömürüldüklerini ilk farkettikleri anın öfkesini ve katıldıkları ilk eylemin coşkusunu eklediler. İnatçılar, kazanacaklar.