Edirne F Tipi Cezaevi'nden M. Aytunç Altay isimli tutsağın İzmir Cezaevi İnsiyatifi'ne (İCİ) gönderdiği mektubu telefon ve mektuplarda Türkçe'den başka bir dile (diğer bir deyişle Kürtçe'ye) getirilen yasaklardan devrimci gazetelere konulan ambargolara kadar hapishanelerdeki yeni keyfi baskı ve uygulamaları birinci elden anlattığı için siz okurlarımızın dikkatine sunuyoruz:
Değerli Dostum;
13 Mart tarihli mektubunu alalı çok oldu. Erken cevap yazamadığım için kusura bakma. Bu süre zarfında sizden sanırım 3 defa sosyalist basın postayla geldi. Gayet iyi oldu. Çünkü daha önce bahsettiğim gibi geçen yıl TCK’nın çıkışıyla birlikte bazı tahliyeler olunca siyasilerin mevcudu hayli düştü. Bazı dergiler havadan dolaştırarak okuyabiliyorduk. Tahliyeler olunca hem bazı yayınlar gelmez oldu hem de sayımız azalınca haliyle dergilerimizi birbirimize atmamız zorlaştı. Gerçi şöyle bir durum var; sizin gönderdiğiniz yayınların da ancak 3‘te 2’sini alabildik. Örneğin Atılım, İşçi Köylü, Devrimci Demokrasi’nin hiçbir sayısı Ufuk Çizgisi’nin de bazı sayıları verilmedi. Neyse ki diğerlerini aldık. Tabi İCİ bülteninin ilk iki sayısı da gayet iyi, mutlaka ileride daha da iyi olur. Hem sizlerin çabalarından hem de mektuplar vasıtasıyla diğer cezaevlerinden haberdar oluyoruz bülten sayesinde. Diğer cezaevleri bir yana, aynı cezaevinde olduğumuz halde iletişim kuramadığımız arkadaşlarla bültende çıkan mektuplar üzerinden haberdar olmak da ayrı bir güzel tarafı. Bültenle ilgilenen bütün dostları tebrik ederiz.
Mektubunda İCİ ailesini, çalışma disiplininizi falan anlatmıştın ya, gıpta ettim size. Eh, ne de olsa eski topraklar var. Onların deneyimi ve çalışma disipliniyle gençlerin yaratıcılığı bir araya gelince neler yapılmaz ki. Bizler iyiyiz.Zorlu bir kış geçirdik. Hemen hemen bütün F Tiplerinde soğuk ciddi bir sorun.
Bir ay kadar önce Adalet Bakanlığı’nın Yeni Ceza İnfaz Tüzüğü yayınlanmış, hücrelere de bazı yeni hükümler anons edildi. Buna göre telefon görüşmesinde Türkçe dışında bir dil kullanıldığında konuşma kesiliyor. Bizler başından beri telefonu kullanmadığımız için pratikte bize yansımıyor. Ama hevaller daha ilk haftadan itibaren problem yaşamaya başladılar. Çünkü birçoğunun ailesi Türkçe bilmiyor.
Nihayet tüzüğün kendisini dışardan Resmi Gazete ile yayınlanmış halini temin ettik. Ayrıntılı incelemeye fırsat bulamadım ama hemen hemen Ceza İnfaz Kanunu'nun (CİK) bir tekrarı gibi. Çünkü CİK hiçbir açık kapı bırakmamak üzere en ufak ayrıntıları bile kurala bağlayan bir metindi. Dolayısıyla CİK’in uygulamasını düzenleyecek tüzük veya yönetmeliklere yer bırakmayan bir yasa bu CİK.
Hücre cezasında yaşanan sorunlar aynen devam ediyor. Bir saatlik havalandırma süresince hava şartları ne olursa olsun dışarıda durmak zorundasın, çünkü bu saat sürecinde hücre kapısı kilitleniyor. Ayrıca havalandırmaya çıkışta ve girişte üst araması dayatıldığı için bizde hücre cezası süresince havalandırmaya çıkmıyoruz. Bu aramaların maksadı da belli, sigara-kağıt-kalem çay vs. alamayasın…
Yurt dışından yabancı bir dosttan İngilizce bir mektup almıştım. Yine İngilizce cevapladım, ama mektup gönderilmeyip bana iade edildi. Gerekçesi şu; İngilizce olduğu için içeriğini denetleyemeyiz. Peki cevapladığım o mektupta İngilizce idi, onu nasıl denetlediniz? O zaman İngilizce bilen personel vardı , dediler. Yani hiçbir inandırıcılığı olmayan bir gerekçe… “İyi o zaman, Türkçe’sini de yazıp vereyim, ikisini bir postalayın” dedim. “O zaman sadece Türkçe’sini postalarız, İngilizce’sini göndermeyiz” dendi. Yani, karşı taraf Türkçe bilmediği için İngilizce yazıyorsun, idare ise sana “Türkçe yaz” diyor. Karşı taraf Türkçe mektuptan ne anlayacaksa!...
Yazışmalarda ki engellemelerin bir ölçüsü yok. Geçende bir avukat dostumuz, Av. Fazıl Ahmet Tamer, bana ve bazı arkadaşlara, cezaevindeki uygulamalarla ilgili dava açmak için AİHM yetki belgesi postalamış. Yetki belgelerini imzalayıp kendisine gönderirsek dava açmayı düşünmüş, bizler adına. Cezaevi idaresi Edirne İnfaz Hakimi’nden karar aldırmış bu belgelerin bize verilmemesi için. İnfaz Hakimliği’nin 2006/103 Esas Nolu kararı, avukatın bu formları bize yollayarak bizleri “tahrik ettiği” ve üzerimizde “baskı kurduğu” nu belirtiyor! Bu nedenle yetki belgesi formlarını vermiyor. Yani senin dava açmanı engelleyerek kendi anayasalarındaki “hak arama özgürlüğü”nü çiğniyor adamlar. İnfaz Hakimi Hicret Yeşilöz isminde birisi. Kah Ağır Ceza Mahkemesi; kah 1 Nolu İnfaz Hakimi, kah 2 Nolu İnfaz Hakimi imzalarıyla hep aynı Hicret Yeşilöz ismiyle karşı karşıya kalıyoruz. İdarenin bir kararına İnfaz Hakimi nezninde itiraz ettiğinde bir süre sonra itirazına “red” kararı tebliğ ediliyor. İmza: bazen 1 nolu bazen 2 nolu İnfaz Hakimi olarak Hicret Yeşilöz. İnfaz Hakiminin bu kararına Ağır Ceza Mahkemesi nezninde itiraz ediyorum, buna da “red” kararı geliyor. İmza: bu defa Ağır Ceza reisi olmak yine aynı Hicret Yeşilöz. Hicret Yeşilöz’den kurtuluş yok.
Geçende televizyondan işittik; “Edirne Kapıkule Gümrük yolsuzluğu davasına bakan Ağır Ceza Mah. Reisi Hicret Yeşilöz , rüşvetten yargılanan sanıklar arasında kendi kaynı da olduğu için davadan çekildi” deniyordu. İnfaz Hakimliği’nden de çekilseydi hayırlısıyla…
Sevgili Dostum,
Bundan böyle kendilerine göre mahkum bir sistem kurduklarını düşünüyorlar. Ama, biliyorum, halkların azmi karşısında hiçbir şey baki değildir. Hepinizi kucaklıyor, selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz.
15/05/2006
EDİRNE F TİPİ CEZAEVİ
M. AYTUNÇ ALTAY