Bir yargısız infaz daha

Hasan Selim Gören polisler tarafından katledildi. Haklar insan içindir. Her insanın yaşam hakkı, korunmak zorundadır

GÜNCEL
Pazartesi, 23 Temmuz 2012 (14 yıl 3 ay önce)

Hasan Selim Gönen'in yargısız infazı üzerine İnsan Hakları Derneği'nin yaptığı yazılı açıklamayı yayınlıyoruz;

20 Temmuz 2012 günü İstanbul Gazi Mahallesi'nde polisin açtığı ateşle ağır yaralanan Hasan Selim Gönen , kaldırıldığı Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 21 Temmuz günü yaşamını yitirdi. İstanbul'da polise yönelik bir saldırının ardından medya organları tarafından hedef gösterilen iki kişiye yönelik linç kampanyası katliamla sonuçlandı.

Polis kurşunlarıyla yaşamını yitiren Hasan Selim Gönen'in cenazesi polisin aileye yaptığı baskılar nedeniyle İzmit'te 22 Temmuz 2012 günü erken saatlerde toprağa verildi. Halkın Hukuk bürosu avukatlarının yaptıkları açıklamada olay şu şekilde belirtilmiştir. “16.06.2012 tarihinde İstanbul Gaziosmanpaşa’da bir polis memurunun öldürülmesinin ardından iki müvekkilimiz tüm şüpheli hakları ve ceza muhakemesi ilkeleri hiçe sayılarak afişe edilip hedef gösterildi. Suçu sabit oluncaya kadar herkesin masum olduğu temel ilkesi ihlal edilerek iki müvekkilimizin bu olayın failleri oldukları sabitmiş gibi yayıldı. Ve ölüm fermanları verildi.

20.07.2012 tarihinde müvekkillerimiz Hasan Selim GÖNEN ile Sultan IŞIKLI’nın binmiş oldukları taksi sivil bir polis aracıyla doğrudan taranarak, önceden uyarmış olduğumuz gibi bir adli işleme değil bir katliama maruz bırakıldılar. Tarama işlemi bittikten sonra resmi polis ekiplerine haber verildi. Olay basına çatışma çıktığı şeklinde servis edildi. Hasan Selim sessiz sedasız hastaneye kaldırılırken, olayla hiç ilgisi olmayan bir şahsın da Sultan’ın yanındaki ikinci kişi olarak gözaltına alındığını izledik televizyonlardan.

Basına servis edilen bu haberler bilgi kirliliği yaratmaya, bilinç çarpıtmaya dönük haberlerdir. Müvekkillerimizin bindikleri taksinin taranması sonucu, Hasan Selim GÖNEN karnına aldığı ölümcül yaralarla bugün sabaha karşı yaşamını yitirmiştir. Sultan IŞIKLI ise omzundan ve kolundan yaralanmış halen tedavisi sürdürülmektedir.

Müvekkillerimizin aileleri ve bizim uyarılarımız tam da böyle bir katliamın yaşanmaması içindir. Yoksa bir suç şüphesi altındaki kişiyi polisiniz arar bulur kendi hukuk ve yargı sistemi içerisinde yargılama makamlarına teslim eder. Ama böyle yapılmamış önce katliam zemini yaratılmış sonra da müvekkillerimiz katledilmek üzere taranmıştır.
“

Hasan Selim Gören ve Sultan Işıklı sağ ve sağlıklı yakalanma koşulları varken üzerlerine ateş edilerek yakalanmış birisi yaşamını kayıp etmiş diğeri ise ağır yaralanmıştır.

Yaşama hakkının kutsallığı polisin yetkisiyle bir kez daha hiçe sayılmış ve intikamcı bir kampanyanın sonucunda iki genç insanın kendilerini ifade etme hakkı, yaşama hakkı ellerinden alınmıştır. Yaşam hakkı ile insanın maddi ve manevi varlığının bütünselliğinin dokunulmazlığı hakkı, başta Evrensel Bildirge olmak üzere Türkiye’nin de taraf olduğu BM ve Avrupa Konseyi temel insan hakları belgelerinde güvence altına alınmış en temel haklardır. Bu hakların tartışılması bile tehlikenin mevcut olduğunu gösterir. O nedenle bu haklar kutsal kabul edilir.  Bu haklara Anayasa’nın 15. Maddesi’nin 2. Fıkrasında 7.5.2004 tarihli 5170 sayılı kanunun 2. Maddesiyle yapılan değişiklikle savaş, sıkıyönetim, seferberlik ve olağanüstü hal zamanında bile dokunulamayacağı açıkça düzenlenmiştir. Ulusalüstü ve ulusal en üst yasa metinlerinde dokunulamaz haklar olarak yer alan yaşama hakkı ile maddi-manevi varlığın bütünselliğinin dokunulmazlığı hakkı Türkiye’de tehdit altındadır. Bu tehdit doğrudan doğruya Parlamento tarafından çıkarılan yasalar ve güvenlik kuvvetleri icraatlarıyla yakından ilişkilidir.

Haziran 2007’de 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Yasa’sının 16. Maddesinde yapılan değişiklikle Polisin zor ve silah kullanma yetkisi keyfi biçimde genişletilmiştir. Bu yetkiyle, özellikle silah kullanma konusu Anayasanın 15. maddesi ve Anayasa Mahkemesinin 1996/68 E, 1999/1 K sayılı ve 06.01.1999 tarihli kararında belirttiği gerekçeye açıkça aykırı düzenleme yapılmıştır. İHD ve diğer insan hakları örgütleri bu düzenleme yapılırken kamuoyu ve Meclise yaptığı çağrılarda bu düzenlemenin yaşam hakkını tehdit ettiğini ve ihlalleri arttıracağı tehlikesine işaret etmişti. İHD maalesef bu kaygılarında haklı çıkmıştır.

Türkiye, insanların yargısız infaz edildiği bir ülke olmaktan bir an önce çıkarılmalıdır. Bu mümkündür. Hak ihlallerini teşvik eden, özendiren cezasızlık politikasına son vererek bu sorun aşılabilir. Yargı ve yürütme organları, yurttaşlara işkence yapan, keyfi ve yasa dışı silah kullanarak insanları öldüren güvenlik güçlerine tolerans göstermemelidir. Üzerine atılı suç ne olursa olsun insanlarımızın yaşam hakkının ihlali hiçbir biçimde  kabul edilemez.Polisin sokaklarda sürdürdüğü bu şiddete derhal son verilmelidir. Kamuoyunun gözleri önünde yaşam hakkı gasp edilen Hasan Selim Gönen'i ateşli silahla vurarak ölümüne neden olan  ve Sultan Işıklı’yı yaralayan polisler hakkında derhal soruşturma açılmalıdır.

Haklar insan içindir. Her insanın yaşam hakkı, korunmak zorundadır

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi