Yunan burjuvazisi, krizi bahane ederek esnek çalıştırmanın en uçlaşmış biçimlerini arsızca gündeme getiriyor
Yunanistan'da kriz sınıf çatışmalarını keskinleştiriyor. Gerek burjuvazi gerekse işçi sınıfı cephesinden atılan adımlar yönüyle Yunanistan laboratuvar olma özelliğini koruyor. Burjuvazi cephesinde artık iflas etmis olan neoliberal sömürü yöntemlerinin yerine hangi biçim ve yöntemlerin gecirileceği arayışı sürüyor. Emek cephesinde ise buna karşı direnişler artıyor. Syriza'nın beklenmedik yükselişi örneğinde de görüldüğü gibi hem politik hem de sendikal alanda farklı alternatifler geliştiriliyor.
Sendikal alanda son ayların öne çıkan çatışma konusu esnek çalıştırma. Yunan burjuvazisi, krizi bahane ederek esnek çalıştırmanın en uçlaşmış biçimlerini arsızca gündeme getiriyor. Kimi işyerlerinde çalışanlara haftada 3, hatta 1 gün çalışma ve tabii ona göre alabilidiğine düşürülmüş ücret öneriliyor. Sözgelimi Scaramaga Tersanesi'nde işçilere haftada 3 gün çalışmaları karşılığında işlerini kaybetmeyecekleri fakat daha düşük ücret alacakları söylendi. Telefon şirketi Otoe de benzer bir öneride bulundu çalışanlara.
Burjuvazinin bu açgözlü saldırılarına karşı direnişlerin son aylardaki simgesi Helliniki Halyivour'da (Yunan Çelik İşletmesi) süren grev. Atina yakınlarındaki bu işletmenin işçileri 9 aydır direniyorlar. Fabrikanın sahibi Manesis çok zengin bir armatör. Geçtiğimiz Ekim ayı ortalarında işçilere, “işlerini kaybetmek istemiyorlarsa haftada 5 gün 5 saat çalışmayı ve ona göre düşük ücret almayı kabul etmelerini” öneriyor.
Bu öneriyle işçi ücretleri yarı yarıya düşürülmek isteniyor. (1300 eurodan 700 euroya). İşçilerden sadece 50'si bu öneriyi kabul ediyor, 172 işçi ise karşı çıkıyor. Yunan yasalarına göre önerinin geçerlilik kazanabilmesi için işçilerin tümünün onayı gerekiyor.
İşçiler 17 Ekim'de yaptıkları toplantıda grev kararı alıyorlar. Bunun üzerine patron çalışanların yüzde 5'ini işten atıyor. Çünkü Yunan yasaları patronlara hiçbir gerekçe göstermeden her ay en fazla bu oranda işçi atma hakkı tanıyor. Patron Manesis bundan yararlanarak her ay işi atmayı sürdürüyor. Bunun üzerine işçiler ikişer günlük sürelerle grev yapma kararı alıyorlar.
Atılanların sayısı 9 ay içinde toplam işçi sayısının yarısını geçiyor. Bu arada patron Manesis'le sendika arasında birçok toplantı yapılıyor. Bunlardan birinde Manesis, devletten fabrikanın elektriği ve doğal gazının fiyatlarını düşürmesini istiyor. Başka bir toplantıda ise 150 işçiyi çıkarıp geri kalanları da en fazla 5 gün çalıştırabileceğini söylüyor.
Bu andan itibaren aralıklı grevler kesintisiz greve dönüşüyor. Çelik işçileri sendikalardan ve toplumdan destek istiyorlar. Birçok ilerici örgüt, sendika ve siyasi grup grevcilere destek sunuyorlar. Onların topladıkları paralardan her grevci haftada 100 euro alabiliyor. Ayrıca grevcilerin aileleri ve cocukları için yiyecek ve süt yardımında bulunuluyor.
Uzun süredir Yunan kamuoyunun gündeminde olan grev patronları ve Yunan devletini rahatsız ediyor.
21 Temmuz Cuma sabahı Yunan çevik kuvvet polisi çelik işçilerine saldırdı. Çevik kuvvet polisleri ellerindeki coplarla 260 günden fazla süredir grevde olan işçilerin arkadaşlarının oluşturdukları grev hattını parçaladı. İçlerinde direnişin önderlerinin de bulunduğu dokuz çelik işçisi tutuklandı, onbeşi fabrikanın içine sürüklendi. Direnişçi işçiler fabrikaya girmek istemediler.
Bu saldırı büyük bir tepki yarattı. O gün akşamüstü binlerce işçi ve devrimci grev yapılan fabrikanın önünde toplandılar. Tatil dönemi olmasına ve aşırı sıcağa karşın yaklaşık üç bin kişi direnen işçilerle dayanışma içinde olduklarını gösterdiler. Atina'yı Pire'ye bağlayan otoyol gösteri nedeniyle saatlerce kapalı kaldı. Mitingte yapılan konuşmalarda işçi temsilcileri sadece Yunan kamuoyunun değil Uluslar arası proletaryanın da destek ve dayanışmasına duydukları ihtiyacı dile getirdiler.
Helliniki Halyivour'da (Yunan Çelik İşletmesi) Çelik işçilerinin direnişinin sonucu Yunan işçi hareketinin önümüzdeki süreçte gelişim seyri üzerinde de etkili olacağa benziyor.