Desan'da 2.5 aydır alamadıkları ücretleri için direnen ve yaptıkları gemiyi işgal eden işçiler gözaltına alındı.
Desan patronu Salı sabahı (dün) ücretleri nakit olarak ödeme sözü vermişti. Ancak sabah erken saatlerde gelen işçilere, ücretleri senet olarak ödeme teklifinde bulunulması üzerine işçiler çalıştıkları gemiyi işgal ettiler. Dışarda destek amaçlı bekleyen aralarından Alınteri okurunun da bulunduğu ikisi sendika yöneticisi toplam 7 kişi gözaltına alınarak Şifa Mahallesi Polis Karakolu'na götürüldü.
İşgal üzerine olay yerine çok sayıda çevik kuvvet ekibi, ambulans ve itfaiye aracı sevkedildi. İçerde eylem devam ederken dışarda tersane işçileriyle sendika ve kitle örgütleri üye ve temsilcilerinin oluşturduğu bir grup sloganlarla eyleme destek verdi.

Çeşitli sendika yöneticilerinin tersaneye gelerek patron ve polisle yaptığı görüşmelerden bir sonuç çıkmadı. Genel-İş İstanbul Anadolu bölgesi 3 No'lu Şube Başkanı Veysel Demir yaptığı görüşme sonrası patronun hiçbir şekilde anlaşmaya yanaşmadığını ve “istedikleri kadar geminin üzerinde durabilirler benim için fark etmez” gibi sözlerle kendinden emin görünmeye çalıştığını ancak onlar cephesinden büyük bir tedirginlik hissinin de görülebildiğini söyledi.
İçerde ve çevre tersanelerde çalışan işçiler hiçbir şey yokmuş gibi çalışmalarına devam ederken Desan'da bir taşerona bağlı çalışan yaklaşık 10 işçi öğlen işlerini bıraktılar. Bu işçilerden bazıları bir süre kapıda eyleme destek veren grubun arasına girerek slogan da attılar.
İşgalcilere dışarıdan yemek ve su götürülmesi polis tarafından engellendi. Yakıcı güneş altında suya dahi ulaşamadan eylemlerini sürdürmek zorunda kalan işçilerden biri tansiyon rahatsızlığından dolayı bayıldı. Bayılan işçi önce hastaneye götürüldü ve serum takıldı, daha sonra ise rahatsız olmasına rağmen gözaltına alındı. Böylece gözaltıların sayısı gün içinde 8'e çıkmış oldu.
Akşam 17:00'den sonra çalışanların iş yerlerinden çıkmaya başlamasıyla polis de hem tersane içinde hem de dışında hazırlıklarına başladı. Desan direnişi boyunca basının görüntü alması polis ve özel güvenlik tarafından engelleniyordu. Akşam 17:00 sularında müdahale olasılığına karşı görüntü almak için kaldırımda duran eski bir konteynırın üstüne çıkan gazetecilere müdahale edildi. Kimin olduğu belli olmayan ve Şahin Çelik Tersanesi önünde bulunan konteynır Desan'dan gelen güvenlikçiler, işçiler ve bir forklift tarafından alınmak istendi. Yıllardır aynı yerde durmasına ve kimin olduğunun belli olmamasına rağmen konteynırın kaldırılmak istenmesine basın tepki gösterdi ve konteynır üzerinden inmeyeceğini söyledi. Basın ve güvenlikçiler arasında tartışma devam ederken daha sonradan Torgem'in güvenliği olduğu öğrenilen takım elbiseli ve güneş gözlüklü iki kişi “Biz yukardan geliyoruz, bunu satın aldık çabuk kaldırın” dediler.

Forkliftle konteynır kaldırılmak istenirken destek için gelen dışardaki grup “Özgür Basın Susturulamaz” sloganlarıyla olay yerine geldi. Kısa bir tartışmadan sonra tersanenin güvenlikçileri tartaklanmaya başlandı. Torgem'den gelen güvenlikçiler “Sen bu tersanenin güvenliği değilsin. Sen provokatörsün” denilerek cezalandırma noktasına gelindi. Kalabalığın öfkesini gören güvenlikçiler koşar adım olay yerinden kaçmak zorunda kaldı. Torgem Tersanesi güvenlik elemanlarının da olaya karışması aslında bu direnişin bütün tersane patronları tarafından takip edildiğinin ve onlar arasındaki dayanışmanın açık göstergesi oldu.
Basının görüntü almasını engellemek için en son olarak içerde vinçle büyük bir demir levha kaldırıldı. Böylece basının durduğu yerle direnişte olan işçiler arasına konan demir levha görüntü alınmasını engelledi.

Dışarıda bekleyenlerin sayısı ise giderek artıyordu. Tersane İşçileri Kurulu'ndan işçiler de toplu bir şekilde Desan'ın önüne geldiler. Akşam geç saatlere kadar dışarda slogan ve halaylarla bekleyiş sürdü. İçerde direnen işçilerin görünmesini istemeyen patron işçilerin göründüğü noktalara vinç çekerek karşılıklı atılan sloganlarla etkileşimi engellemeye çalıştı.
Akşam 22:00 sularında polisin “patron sizinle görüşmek istiyor” demesi üzerine bir grup temsilci polisle gitti. Temsilcilerin gözaltına alındığını gören diğer direnişçiler de polise müdahale etmek istedi. Sonuçta gemiyi işgal eden bütün işçiler gözaltına alınarak Şifa Karakolu'na götürüldüler.