Suriye'ye emperyalist müdahaleyi durduracağız!

Esad gericiliği de emperyalist gericilik de ikiz kardeşlerdir! Bizim ikisinin de ipliğini pazara çıkarıp halkların kardeşliği işçilerin birliği bayrağını dalgalandırmak dışında bir seçeneğimiz olamaz!

GÜNCEL
Pazar, 12 Ağustos 2012 (14 yıl 2 ay önce)

Alınteri gazetesi yaklaşık 10 gün önce Ankara'daki sendikalara, derneklere, devrimci demokratlara toplu mail göndererek gerçekleştireceği basın açıklamasının duyurusunu yapmış, onları eyleme çağırmıştı. Alınteri okurları, saat 18:00'de gerçekleştirecekleri basın açıklamasını yapmak üzere YKM'nin önüne gittiler.

İki gün önce KESK Ankara Şubeler Platformu da "Clinton'un Türkiye'ye gelişini protesto etmek" amacıyla Adalet Bakanlığı'nın önünde yapacağı yürüyüş ve basın açıklaması için çağrıda bulundu. İki basın açıklamasının çakışması üzerine Alınteri temsilcisi, KESK Ankara Şubeler temsilcisiyle görüşüp durumu anlattı. Yürüyüşe destek vereceklerini, KESK'in basın açıklamasını bittikten sonra Alınteri'nin basın açıklamasını gerçekleştireceğini ileterek bunun duyurusunu yapmalarını istedi. Ancak KESK Ankara Şubeler temsilcisi, iki basın açıklaması olamayacağını, Alınteri gazetesinin basın açıklaması yapacağını kitlesine duyurmayacağını, kendi basın açıklamaları bitince kitlesini alandan çekeceğini söyledi. Bunun üzerine Alınteri temsilcisi de "Siz bilirsiniz, biz yürüyüşe destek vereceğiz ve sizden sonra basın açıklamamızı yapacağız" dedi.

Yürüyüş, saat 18:00'de YKM'nin önünde kortejler oluşturarak başlatıldı. Alınteri yürüyüşe pankartı ve flamalarıyla katıldı. Yürüyüş boyunca “Katil Amerika Ortadoğu'dan defol!", "Clinton evine, Amerikaya!", "Faşizme karşı omuz omuza!", "Katil Amerika 6. Filo'yu unutma!", "Kürt ulusuna özgürlük kahrolsun faşist diktatörlük!", "Emperyalizm düşman halklar kardeştir!", "Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği!", "Yaşasın bağımsız sosyalist Kürdistan!", "Kürdistan faşizme mezar olacak!", "Kürdistan goristan jibo faşistan!", "Faşizmi döktüğü kanda boğacağız!", "Biji yekitiya karkeran Bratiya gelan!", "21. yüzyıla sosyalizmi yazacağız!", "Katil devlet hesap verecek!", "Katillerden hesabı emekçiler soracak!" sloganları atıldı.

Adalet Bakanlığı'nın önüne gelindiğinde basın açıklamasını KESK Ankara Şubeler Platformu dönem sözcüsü Mevlüt ÇAKMAK okudu. Ardından kitlesinden eylemi bitirdiklerini ve alanı boşaltmalarını istedi. Akabinde Alınteri yerini alarak basın açıklamasını yaptı. Basın açıklamasında Suriye'deki emperyalist savaşı durdurmak için mücadele verilmesi gerektiği, halkların düşman olamayacağı ve sosyalist mücadele verilmesi gerektiği vurgusu yapıldı.

Alınteri'nin yaptığı basın açıklamasını yayınlıyoruz:

Suriye’ye Emperyalist müdahaleyi durduracağız!
Suriye hızla emperyalist paylaşıma doğru sürüklenmeye devam ediliyor. Emperyalist kapitalizmin ucu büyük savaşlara açılan yapısal krizlerinden birini yaşadığını bizzat onun ideologları söylüyor! Bu kriz, yıllardır uygulanan neoliberal politikaların iflasıdır. Yıllar önce bu politikalara dayanarak kapitalizmi tarihin sonu ilan edenler bile artık suspus oturuyor!

Yıllardır yaratılan toplumsal yıkım Arap ülkelerinde halk isyanlarını tetiklerken; Avrupa ve dünyanın diğer parçaları ciddi toplumsal istikrarsızlıklar, grev ve direnişler, büyük kitle gösterileriyle sarsılıyor! Bu sıkışma tıkanan artıdeğer sömürü mekanizmalarının yeniden açılmasıyla aşılabilecek bir sıkışmadır! Emperyalist kapitalizmin devasa oranda birikmiş sermayesini yeniden üretime tahvil etmenin yolarını bulmasıyla aşılacak bir tıkanmadır!

O nedenle hem enerji kaynakları ve güzergahlarının denetimi, ama hem de devasa pazar olanaklarıyla bir bütün olarak Ortadoğu’nun, Kafkaslar ve Afrika’nın sisteme entegre edilmesi gerekiyor. Tunus ve Mısır’da başlayan halk isyanlarının sisteme hızla entegre edilme çabası bundandır! Petrol zenginliği dışında özel bir anlam taşımayan Libya gibi bir ülkenin emperyalist kapitalizmin yasadışı siyasetiyle paramparça edilmesi bundandır! Suriye’de olup bitenler bundandır! Tüm bir bölge emperyalist rekabet ve çatışmanın, her türlü kirli ve kanlı tezgahın sergilendiği karanlık bir tablo arzediyor.

Yunanistan, Fransa, İspanya gibi ülkeler dünya çapındaki krizin kucağında avutulmaya çalışılırcasına sallanıyorlar! İspanya’da son kertede ulaşılan işsizlik oranı Faşist Franco dönemini aratacak düzeye ulaşıyor. İnsanlıkdışı çalışma koşullarını ve ücretlerini alamamayı protesto eden genç maden işçilerinin direnişine polis su, biber gazı ve plastik mermilerle saldırıyor! Bu saldırganlık karşısında işçi sınıfının tarihe çentik atacak nitelikler taşıyan yaratıcılığı devreye giriyor: İspanya maden işçileri kendi imalatları olan el yapımı roketlerle kendilerini savunacak bir mücadele pratiğine imza atıyorlar! Yunanistan’da yaşanan kriz ise gerek atlatılan seçime nifak sokularak gerekse çok yönlü bir manipülasyonla gündemden düşürülmeye çalışılıyor. Ancak Yunanistan burjuvazisi ve devletinin boynuna takılmış bir boyunduruğa dönüşen devasa orandaki mali destek bile onun belini doğrultmasına yetmiyor!

Tıpkı Libya, Irak ve Afganistan gibi Suriye de bölgenin sisteme engelsizce entegre edilmesinin önüdeki ayak bağlarından biri olarak görüldüğü için o tanıdığımız “müdahalelerden” birine sahne oluyor! Bahane yine hazır: BAAS gericiliğinin antidemokratik karakteri! Tıpkı Afganistan ve Irak’a olduğu gibi yine özgürlük ve demokrasi götürme tiratları atıyorlar!

Suriye, ciddi bir fay hattının önemli bir düğüm noktası! Giderek netleşen emperyalist bloklar bu fay hattının kendileri için taşıdığı öneme uygun bir konumlanış içindeler. Bir tarafta ABD, AB ve Japonya gibi büyük emperyalist güçler; bir tarafta da giderek güçlenen Rus ve Çin emperyalizmiyle onlarla aynı eksende duran bölgesel güçler var! Bu güçler Suriye şahsında aslında İran, Lübnan ve Irak üzerindeki kozlarını paylaşmak istiyorlar! Bu yengeç sepetinde belirleyici olan emperyalist çıkar ve hesaplardır! Bu açıdan da perde arkasından yürütülen pazarlıklarla dengeler her an değişmeye hazırdır!

Somut olan bölgenin sarsılan dengelerinin ortaya çıkardığı istikrarsızlık ve kaos halinin bölgesel bir savaşı tetikleme olasılığının yüksekliğidir! Böylesi bir olasılık daha büyük savaşları tetikleyebilecek tehlikeler arzediyor!

Bu karanlık tabloda işçi ve emekçilerin yeri emperyalizme ve her türden gericiliğe karşı tutum almak olmalıdır! Esad gericiliği de emperyalist gericilik de ikiz kardeşlerdir! Bizim ikisinin de ipliğini pazara çıkarıp, halkların kardeşliği işçilerin birliği bayrağını dalgalandırmak dışında bir seçeneğimiz olamaz! Tavrımız, tepişen fillerin arasında ezilmeye çalışılan Suriye halkları ve Suriye işçi sınıfı dinamiğinin emperyalizme uşak olmadan kendi kaderini tayin etmesinin kayıtsız şartsız desteklenmesi olmalıdır.

Suriye’ye gerçekleştirilmek istenen müdahale emperyalistlerce oluşturulan, Türkiye, Katar, Suudi Arabistan gibi taşeron gerici-burjuva devletlerin desteğini alan ve adına “Suriye Ulusal Konseyi” , “Özgür Suriye Ordusu” denilen besleme yapılarca tezgahlanmaya çalışılıyor. Suriye’ye Katar ve Suudi Arabistan’ın daha çok maddi desteğinin olması ile birlikte Türkiye’nin de maddi, askeri ve lojistik desteği bulunmaktadır. Türkiye bununla da kalmamakta ve Suriye sınırına kendi askeri gücünü yerleştirmektedir. Faşist burjuva devletin bu tutumu şunların göstergesi olmaktadır; 1- Ortadoğu'da bölge gücü olma sevdası; 2- Emperyalist müdahaleden kendisine düşecek talan payını arttırmak; 3- Suriye’nin kuzeyi olarak tabir edilen Güney-Batı Kürdistan’daki Kürt hareketinin elde ettiği kazanımları ve oradaki Kürt ulusal mücadelesini tıpkı kendi sınırları içerisindeki mücadeleyi olduğu gibi yoketme gayesini gütmek.

Ancak halklara zulüm olan bu yağma savaşı aynı zamanda halkların özgürlük taleplerini de yükseltmekte ve hayata geçirmek için uygun koşulları yaratmaktadır. Tıpkı Güney-Batı Kürdistan’da PYD öncülüğünde özerk bölgenin oluşması gibi...

Emperyalist kapitalizm Suriye’de çıkmaza girmiştir! BM gibi emperyalist işbirlikleri dahi çıkar uyuşmazlığı yüzünden kontrpiyede kalmaktadır. Türkiye gibi salyalarını akıtan ülkeler açısından ise ne salyalarını yeniden yutmak mümkündür ne de söylediklerini gerçekleştirmek! Emperyalist kapitalist devlerin yapmaya çalıştıkları şundan ibarettir; oluşturdukları “besleme” yapılarca Suriye’de bir iç savaşı büyütmek ve tıpkı Libya gibi sona gelindiğinde ise emperyalist müdahalede bulunmak, ülkeyi çıkarlara uygun hale getirmek. Ancak onlar cephesinden de görülen odur ki Suriye bir Libya değildir. Libya ile aynı kaderi paylaşmayacak! Çünkü en başta emperyalist Rusya ve Çin faktörünün koruma şemsiyesi altındadır. İkincisi, İran ve Lübnan Hizbullahı gibi stratejik müttefiklere sahiptir. Yanı sıra Esad rejiminden sonra olacaklar konusunda tüm kesimlerin ciddi kaygıları vardır. Kısacası Suriye, emperyalist kamp cephesinden pekçok açıdan çıkmaz sokaktır!

Suriye’ye emperyalist müdahaleyi durduracağız!
İşçi sınıfının ve ezilen halkların öfkesini emperyalist kapitalizmin böğrüne saplanan bir hançere dönüştüreceğiz! Bugünkü koşullarda antiemperyalist mücadele, emperyalist kapitalizmin son on yıllardaki neoliberal birikim politikalarıyla birlikte daha güçlü bir antikapitalist içeriğe kavuşmuştur. Çünkü artık iç dış, dış da iç haline gelmiş; emperyalist küreselleşmeyle birlikte emperyalizmin dışsal bir olgu olduğu kavrayışı nesnel gerçeklik içinde tamamen geçersizleşmiştir. O açıdan da bugün emperyalizme karşı mücadele, Türk tekelci burjuvazisi ve iktidarının kanlı hayallerine karşı mücadelede ve en nihayet bu barbarlık sisteminin yıkılması için verilecek sosyalizm mücadelesinde somutlaşmaktadır. Komünistler olarak bu sürecin öne çıkan görevlerinin başına bunu yazıyoruz!

Bölgenin kurtuluşunun birleşik bir demokratik-sosyalist mücadeleyle sözkonusu olabileceği yaygın bir ajitasyon ve propagandanın konusu yapılmalıdır. Bu noktada Esat gericiliğinin yanında yer almakla emperyalist barbarların yanında yer almanın, objektif olarak aynı sonuçlara ortak olmak anlamına geldiğinin altı çizilmelidir!

Bölgede ortaya çıkan boşluklar mazlum Kürt halkı açısından tarihsel fırsatlar yaratmıştır. Komünistler, Kürt halkının bu fırsatları değerlendirerek kendi kaderini tayin etme hakkını kullanmasını sonuna kadar destekler. Kardeş Kürt halkının bu fırsatları değerlendirirken emperyalizm ve her türlü gericilikle sınırlarını net bir şekilde çizmesinin zorunluluğuna işaret etmeyi tarihsel bir görev bilir. Suriye’de örgütlü Kürt halkının Suriye gericiliğinin denetimindeki bölgelerde özerklik ilan etmesini sonuna kadar desteklerken, bu adımın halkın kendi gücüne ve uluslararası işçi ve emekçi desteğine güvenle gerçek anlamını bulacağını hatırlatmak dışında; bu girişime dönük herhangi bir saldırının karşısında duracaklarını belirtir. Bu girişimin gerici şoven bir propagandanın konusu edilmesine, bu temelde gerçekleşecek provokasyonlara karşı Kürt halkının kendi kaderini tayin etme hakkını sonuna kadar savunur. Türk tekelci burjuvazisi ve devletinin gerek bu girişime gerekse Türkiye’deki Kürtlere karşı her türlü saldırısının karşısına “Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği” şiarıyla durur.
Alınteri'nin basın açıklamasına Mücadele Birliği destek verdi.