Damacana su değil musluk suyu

İstanbul'da musluk suyu içmek istediklerini söyleyen uzmanlar, ambalajlı suların üretimi ile suyun ticarileştirildiğini vurguladılar

GÜNCEL
Perşembe, 16 Ağustos 2012 (14 yıl 2 ay önce)

Geçtiğimiz günlerde damacana sularının temiz olmadığı haberleri üzerine Çevre Mühendisleri Odası, Tabip Odası, Kimya Mühendisliği Odası ve Halk Sağlığı Birimi ortak bir açıklama yaparak ambalajlı su yerine musluk suyunun içilmesi gerektiğini söylediler.

Uzmanlar İstanbul’da musluk suyu içmek istediklerini belirterek, damacana sularının ne koşullarda doldurulduğunu, ne koşullarda dezenfekte edildiğini bilmediklerini söylediler.
Musluk sularında ise binalara gelene kadar temiz sular olduğunu, suyun ancak binaya geldikten sonra binada kullanılan depodan ve borulardan kirlenebileceğini söylediler.
Bu durumda musluktan su içmek için belediyenin 6 ayda bir su denetimi yapması gerektiği, depo temizliğinin yapılıp yapılmadığını denetlemesi gerektiğini vurguladılar.

Ortak basın metnini okuyan İstanbul Tabip Odası’ndan Taner Gören şunları söyledi;

Ülkemizde sağlıklı ve içilebilir nitelikte suya erişim devletin vatandaşlara sağlamakla yükümlü olduğu ve anayasal haktır. Halkın bu talebi kamu hizmeti olarak sağlanmalı ve her vatandaş bu hakka eşit olarak ulaşabilmelidir. Buda ancak şebeke suyu ile mümkündür. Günümüzde su ticarileştirilerek, su kaynakları ve özellikle doğal kaynak suları halk yararına değil, sermayenin kar amacına yönelik kullanıma sunulmuştur.

Halka sunulan içilebilir nitelikteki su; fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve radyolojik nitelikleri bakımından yasal mevzuattaki şartları sağlayacak şekilde arıtılmalı ve bu nitelikleri bozulmayacak şekilde musluklardan akan suda sağlanmalı ve halka ulaştırılmalıdır.

Su en temel yaşam hakkıdır ve halk sağlığı açısından halka içilebilir nitelikte şebeke suyu temin ederken kar amacı güdülmemeli, insani tüketim amaçlı tüketilen su parasız olmalı ve su ticari bir meta olmaktan çıkarılmalıdır. Bunun içinde içme suyu temin edilen ve edilmesi planlanan yüzeysel sular ve yeraltı suları kaynağına korunmalı, havzalarda mutlak koruma alan sınırları daraltılmamalı, bu alanlarda yapılaşmanın önüne geçilmeli ve sanayi tesislerinin kurulmasına izin verilmemelidir. İçme suyu temin edilen su kaynaklarına evsel ve endüstriyel atık suların deşarjları engellenmeli, denetimler sıklaştırılmalı, düzeltici-önleyici tedbirler görünürde değil gerektiği şekilde uygulanmalıdır.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan süreç, ambalajlanmış suların içilebilir nitelikte şebeke suyunun alternatifi olamayacağını göstermiştir. Ambalajlanmış sular ancak anormal ve acil durumlarda düşünülmelidir. Bu durumda da ambalajlanmış suların temin yerlerinin ve temin şeklinin uygunluğu, ambalaj malzemeleri, nakliye ve ara depolama şartları, su kalitesinin izlenmesine yönelik analizler ve denetim süreçleri de yeterli ve tekin şekilde izlenmeli ve halka şeffaf şekilde paylaşılmalıdır.