Faşizmin hukuku!

Gülizar Erman'ın 9 yıldır içinde yaşadığı trajedi, her an herkesin başına gelebilecek türden, sistemin çarpıklığını en yalın gerçeklikle yansıtıyor

GÜNCEL
Çarşamba, 29 Ağustos 2012 (14 yıl 2 ay önce)

Deri işçisi Gülizar Erman 9 yıldır Gebze Hapishanesi'nde tutuklu bulunmakta. 9 yıl önce polisin başka birine işkence ile imzalattığı ifade gerekçe gösterilerek, "bir soyguna katıldığı " iddasıyla TMŞ polislerince gözaltına alındı. Soygunun gerçekleştiği gün işyerinde çalıştığını kanıtlamasına ve hakkında ifade veren kişi, ifadesini işkence altında verdiğini belirterek Gülizar Erman'ı tanımadığını söylemesine rağmen hakkında müebbet hapis cezası verildi.

Gülizar Erman'ın dosyası temyiz talebi ile 12 Eylül günü Yargıtay'ın önüne gelecek. Erman ailesi kızlarının sesini duyurmak için 30 Ağustos günü İHD'de düzenleyecekleri basın toplantısına tüm duyarlı kamuoyunu çağırıyor.

Tarih: 30 Ağustos 2012 Perşembe)
Yer: İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi (Büyükparmakkapı Sokak İstiklal Caddesi Taksim)
Saat: 12.00

Gülizar Erman'ın Gebze Hapishanesi'nden yazdığı mektubu yayınlıyoruz;

Merhaba…
Size bu mektubu sarı sıcak bir Ağustos sabahında Gebze Hapishanesi’nde yazıyorum. Tutsaklığımın onuncu yılında günleri tüketmekte olduğum bu süreçte, isyan yüklü çığlıklarımı, adalet talebimi dile getirmek.. Uğradığım hukuk cinayetini anlatma ve dayanışmanızı istemek için kapınızı çalıyorum.

Dilerim kendimi ve yaşadıklarımı anlatmaya kalemimin gücü yeter.

1973 Bingöl doğumluyum. Ailemle birlikte İstanbul’a göç edip, Tuzla ilçesine yerleştiğimizde 7-8 yaşlarındaydım. İşçi bir ailenin 6 çocuğundan biriyim. Ekonomik koşullar nedeniyle ancak ikokulu bitirebildim. Çok küçük yaşlarda çalışmaya başladım. Çalışma hayatım bir işçi olarak 9 Nisan 2003 tarihinde gözaltına alınıncaya kadar devam etti.

9 Nisan akşam üzeriydi. İşten daha yeni dönmüştüm. Polisler evimizi basıp, arama yaptılar. Evde suç teşkil edecek hiçbir şey bulamamasına rağmen, kendileriyle İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'ne (TMŞ) kadar gitmem gerektiğini söylediler.

Ne olmuştu?! Evimizi nedeni aramışlardı? Beni neden TMŞ’ye götürmek istiyorlardı?!

Bir dönem çalıştığım deri fabrikasında benden sonra deri teknikeri olarak çalışan bu vesilesiyle tanıdığım A.R. K isimli bir şahsı tanıyıp tanımadığımı sordular. Eve de bu şahısla ilgili gelmişlerdi.

O kişiyi tanıyordum. Bunu açık açık da ifade ettim. Ancak bu tanışıklık ne evimizin aranmasını ne de gözaltına alınmamı gerektiriyordu. Bu nedenle hiçbir kaygıya kapılmadan hazırlanıp, polislerle gittim. Nasıl olsa TMŞ’de gerekli işlemleri yapıp, beni bırakırlar diye düşünüyordum.
Zira o günde kadar suç teşkil edebilecek hiçbir ilişkim ve fiilim söz konusu değildi.

Fakat götürüldüğümüz TMŞ’de ne A.R. K isimli tanıdığım şahıs vardı… Ne de tanıdığım başka birileri.

Hani derler ya:
Bir kitap okudum hayatım değişti diye!
Ben de gözaltına alınıp, TMŞ’den içeri girdikten sonra, garip garip sorularla karşılaşmam…
Hiç tanımadığı insanlara ilişkilendirilmeye çalışmalarını ve sonrasını..
Aynen buna benzetiyorum…

Zira 9 Nisan 2003 tarihinde gözaltına alınmamla 13 nisan 2003’de savcılığa çıkarıldığımda karşılaştığım durum, bana yaşatılanlar, her şey bambaşkaydı.
Gözaltına hazırladıkları ifadeyi imzalamadığım için polisin fiziki ve psikolojik şiddetine maruz kaldığım yetmezmiş gibi…
Birde Beşiktaş ACM’de savcının hışımına uğradım. Savcı aynen polis gibi davranıp, bağırınca; kızıp ifade vermedim. Derdimi bana yaşatılanları hâkime anlatırım diye düşündüm. Öylede yaptım.. Sandım ki hakim bir hukukçu aklıyla beni dinler, gerçeklerden yana düşünür ve beni dışarı da bekleyen ailemin yanına evime gönderir!...
Polis aracının içinde hakim kararını beklerken, tutuklandığımı öğrenince şok olmuştum!

Hiçbir anlam veremediğim bu tutuklama kararı da nereden çıkmıştı?
Bütün sorularımın yanıtı 4 ay sonra iddianame elime geçtiğinde öğrendim.
Polis gözaltına aldığı bir şahsa işkence yoluyla hakkımda ifade imzalatmış ve beni dipsiz bir kuyuya atmıştı!
Ailem de avukatımda bende ilk duruşmada çıkarım diye bekledik.

Öyle ya, işkence altındaki o şahsa nüfus cüzdanımı göstererek beni o şahısla suç ortağı ilan etmiş.
Bir anda banka soyguncusu, bir döviz bürosu sahiplerinin silahlarını gasp edenlerden biri yapılmıştım!
Fakat mahkemeye gelen tanıklar ve ifadeleri benim lehime olduğu halde.
Her iki olayında gerçekleştiği gün ve saatlerde işyerinde olduğumu işyerinden gelen resmi belgeler kanıtlamasına…
Hangi günler izin kullandığıma dair ayrıntılı olarak mahkemeye sunulmasına..
Yine işyeri satış sorumlusunun faili olduğum iddia edilen her iki olayın gerçekleştiği gün ve saatlerde işyerinde çalıştığıma ilişkin mahkemede dinlenmesine rağmen…

Mahkeme heyeti, poliste işkence ile alınan ve savcılıkta polis zoruyla böyle bir ifade verdiğini, beni tanımadığın söyleyen şahsın polis ifadesine dayanarak 8 yıl boyunca tahliye talebimizi reddedip tutukluluğumun devamına karar verdi.

Gerçek ise şuydu;
Polis tarafından monte edildiğim ve yargılandığım dosyada iddia edilen her iki olayda da iki kadın yer alıyormuş. Polis de bundan hareketle gerçek faillerin yerine beni ve işkenceyle ifade veren şahsın eşini fail olarak ilan etti.
Bugüne kadar polis fezlekesine dayanarak hazırlanan iddianameden ve dosyanın toplamından avukatımın çıkardığı sonuç budur.

Polisin de mahkeme heyetinin de bu durumu çok iyi bildiklerini, benim bu dosya ile de iddia edilen iki fiil ile de uzaktan yankıdan kesinlikle bir ilişkimin olmadığının farkında olduklarını düşünüyoruz.

Ve mahkeme heyetinin çok iyi bildiği gerçek yerine, poliste işkence altında alınmış bir ifadeye dayanarak, tahliye talebimi 8 yıl boyunca reddetmesi..

Tutsaklığının 9. yılına da 4 Mayıs 2011 tarihinde hakkımda müebbet hapis cezası vermesi bir hukuk cinayeti değilse nedir?!

Bir bahar ayında İstanbul TMŞ polisleri götürdükleri kuyunun başında aşağı itmişlerdi beni.
8 yıl süren yargılama sürecinde mahkeme heyeti atıldığım o dipsiz kuyudan adalet çığlıklarıma kulaklarını tıkayıp, bir başka bahar gününde kalemi kırdı!...
Şimdi Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde 12 Eylül 2012 tarihinde görülecek duruşmada savcı; İstanbul 12. ACM’nin aldığı müebbet hapis kararının onaylanmasını istiyor.
Yani içine tıktıkları kuyunun ağzını kalın bir betonla kapacaklar!
Hiçbir ilgim alakam olmadığı halde, İstanbul TMŞ polislerince bu dosyaya monte edildim.
Hayatımın dokuz yılını hapishanede geçirdim.
Hakkımda müebbet hapis cezası verildi.
Dosya Yargıtay da ve ben dört duvar arasında uğradığım bu adaletsizliğe, bu haksızlığa isyan ediyorum. İnsanın hakikaten yapmadığı bir fiilin cezasını hem de böylesine ağır bir cezayla çektirilmesinin nasıl bir şey olduğunu anlatmak gerçekten çok zor!
Sizden adalet talebimi sahiplenmenizi…
İşlenmekte olan bu hukuk cinayetine engel olabilmek, ilgililerin bir hukukçu gözüyle dosyaya bakmasını sağlayacak bir kamuoyu oluşabilmesi için; bu durumu köşenizde dile getirmenizi ve benimle dayanışmanızı rica ediyorum.
Başarı dileklerimle, selam ve sevgilerimi gönderiyor, teşekkür ediyorum.

Gülizar Erman
Kadın Kapalı Cezaevi A-8 Gebze/ Kocaeli