Biz, “hücrelere sığdırılamayan”lar...

GÜNCEL
Perşembe, 8 Haziran 2006 (20 yıl 4 ay önce)

F tipinden mektuplara devam ediyoruz. Resul Kocatürk tarafından İzmir Cezaevi İnsiyatifi'ne gönderilen bu mektupta 3 tutsak ile tanışacaksınız: Resul, Cemil ve Menderes. Üçü de müebbetlik. Bu 3 tutsak üzerinden tecride, tecridin oluşturduğu bilimum rahatsızlığa, hücre içinde hücre cezası yaratan baskılara rağmen yok edilemeyen devrimci iradeyi göreceksiniz, 1 kitapla tuzla buz olan hapishane duvarlarını... Ayrıca Resul'un “şaka gibi” diye nitelendirdiği keyfi uygulama ve baskıları yine onun deyimiyle "F tipi gerçekleri" de bulacaksınız mektup da....


Sevgili İCİ Ailesi Merhaba;

Öncelikle insandan yana bütün güzelliklerin sizinle olması dileklerimi ve sevgilerimi iletiyor, sıkıca kucaklıyorum.

Göndermiş olduğunuz dört adet kitabı aldık. Tüm insan güzelliğinizle siz canları hemen yanı başımızda hissetmek güzel bir duygu… Teşekkürlerimizi iletiyorum…

Daha önceki mektubumda yazmış olmalıyım ama emin değilim doğrusu o nedenle kısada olsa bizden söz edeyim. Gerçi isimlerimiz, yaşlarımız, fikirlerimiz v.s. farklı olsa da, hiç görüşmemiş, konuşmamış olsak ta biz “hücrelere sığdırılamayan”larız… Sizinleyiz, sizdeyiz, sizinle adımlıyoruz sokakları… Zulme, sömürüye karşı sizinle öfkeleniyor, direniş saflarında sizinle coşuyoruz…

Şu anda hücrede 3 kişi kalıyoruz. Dostlarım Cemil Erdem ve Menderes Leyla. Üçümüzde müebbet hapis cezasından hükümlüyüz. Ben hapisliğin 11. yılındayım, Menderes 12. yılında, Cemil ise 9. yılında. Yalnız benim dosyam AİHM boyutunda sürüyor. AİHM, TC’yi mahkum etti ve yeniden yargılanmamı istedi: Ancak TC, yasa gerekçesi göstererek yeniden yargılanmayı kabul etmiyor. Süreç devam ediyor. Her üçümüzün de çeşitli sağlık problemlerimiz var. Bende korsakof ve ona bağlı rahatsızlıkların yanında bronşit, astım, alerjik rinit, mide ülseri, lumbo siyatalji (eklemlere bağlı olmayan romatizma), MR çekimi sonucu ortaya çıkan ve henüz bir tedavi uygulanmayan sağ mahrillar sinüzite retasyon kisti rahatsızlıklarım mevcut.

Menderes dostta ise tüberküloz ayrıca böbrek rahatsızlıkları mevcut, Cemil dayımızda ise diyabet, yani şeker rahatsızlığı var… İşte (!) egemenler sağlığımızı bozmayı başarıp ve hatta bizleri katletseler de, hiçbir zaman moralimizi bozmadılar, bozamazlarda…

Bu bir sınıf savaşımı ve egemenlerin en büyük silahı olan, hidrojen v.s. bombalarıysa, bizim en büyük silahlarımız da insandan yana güzelliklerden aldığımız moral değerlerimizdir. Onların “büyük” silahları zulümler kusarken, bizim morallerimiz güzellikler biriktirip büyüterek insanın - emeğin zaferini zulmün karşısına dikecektir!... Bu arada ben Fatsa’lıyım, Menderes Dersim’li, Cemil dostumda Ağrı’lı.

Tüm bir coğrafyaya olağan üstü hal uygulamalarının yaygınlaştırılması anlamına gelen TMK’nın henüz resmileşmemiş olmasına karşın yansımaları dışarıda ve içeride girilmeye başladı. İçerde ki yansımalardan birkaç örnek verecek olursam; öncelikle hapishane örgütünde sosyalist birisin, üzerindeki keyfiyet artık henüz çıkmamış olan, yani bir ay ya da bir hafta sonraki gazete - dergiler hakkında önceden el koymaya kadar varmış bulunuyor. Mesela geçtiğimiz hafta el konulan dergi- gazetelerden tarafıma tebliğ edilen yazıdan bir örnek aktarayım;

”Yürüyüş isimli 2 Nisan 2006 tarih ve 46 sayılı derginin 8-9-10-12-14-26-27-28-29-30-31-46-47-48. sayfalarında ölüm orucu eylemini ve ölüm orucunda ölen şahısları övücü - yüceltici ifadelerin ve resimlerin bulunması, terör eylemlerinde ölenlerin resimlerinin bulunması, sözde partilerinin tüzüğünün bulunması ve bunun seminer çalışması olarak kullanılması ve dergi hakkında daha önce alınan eğitim kurulu kararı bulunması nedeniyle....”
Bu tebliğin karar No’su: 2006/10, Tarihi: 12.04.2006. Sekiz ayrı dergi ve gazete için alınan bu “Eğitim Kurulu Kararı”nın bana tebliğ tarihi 12.05.2006. Görüldüğü gibi artık yayınlara el koyma olayı öyle bir boyuta gelmiş bulunuyor ki henüz çıkmamış bir gazete - dergi için, nasıl oluyorsa daha önceden karar alınabiliyor! Bu gidişle kesin olan bir şey varsa o da basın savcılarını işsiz kalacağıdır. İşin ilginç tarafı böylesi kararları hiç tereddütsüz bir şekilde İnfaz Hakimliği ve Ceza Mahkemeleri onaylıyorlar. Hiçbir olumlu sonuç alamasak ta F Tipi gerçeğinde birer ibret belgesi olarak tarihteki yerini alsın istediğimiz temelinde itirazlarımızı yapıyoruz…

Bunların yanında yeni uygulamalarla, hem de F Tipi tecrit mantığının birebir yansıyan uygulamalarıyla karşı karşıya gelmeye başlıyoruz. Şöyle ki; ben 19 Aralık katliamı sonrası buraya merasimlerle getirilen ilk tutsaklardan biriyim. O nedenle başından bugüne kadarki uygulamaları iyi biliyorum.

Baştan bu yana görüşçülerimiz başka hücrelerde bulunan arkadaşlarımıza - dostlarımıza ihtiyacı olan eşyaları (gazete-kitap-dergi v.b. gibi) getirir ve onların adına idareye teslim ederlerdi. İdarede sahibine iletirdi. Bu konuda bu sürece kadar ciddi bir sorunda olmamıştır. Ancak geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımızın ailesi başka hücrede kalan arkadaşlara da eşya vermek istiyor, fakat ilgili görevli tarafından “sadece görüşüne geldiğiniz kişiye eşya v.s. yatırabilirsiniz; başkasının üstüne bir şey yatırmanız yasak” denerek eşyalar alınmıyor. Buna gösterilen gerekçe ise aynen şöyle; bir tutuklunun üzerine tanımadığı biri bir şeyler yatırmış, idarede bu eşyayı tutukluya vermiş ama söz konusu tutuklu niye tanımadığım birinden bir şeyler alıp bana getiriyorsunuz diye tepki gösteriyor. İdarede bunun üzerine artık görüşçü dışında bir şeyler getiren kişileri reddetme kararı almış. Durum böyle…

Görevli gardiyanın tutumu mu yoksa genel bir yasaklama mı bilemiyoruz. Suç duyurusunda bulunuyoruz. Daha ilginç başka bir uygulama ise bir nevi sınıf farkını da içeriyor! Görüşe gelen bir arkadaşımızın ailesi kendisine ayakkabı vermek istiyor, ancak bu duruma görevli gardiyanlar şu şekilde müdahale ediyorlar; yeni eşya getireceksiniz, etiketi üzerinde olacak. Ancak o zaman içeri veririz. Kullanılmış olan eşyayı artık almıyoruz, tez yıpranıp eskiyor ve kısa aralıklarla sık sık değiştiriliyor, biz uğraşıyoruz. Onun için yeni eşya haricinde eşya almayacağız artık diyorlar… Ve ekleniyor! Artık her ziyarete gelişte eşya almayacağız, mevsimlik olarak getirilecek ve içeri verilecek! Aynen böyle! Nasıl? Sanki şaka gibi geliyor insana ama maalesef bunlar F Tipi gerçekler…

Değerli dostlar, şimdilik sonlarken selam ve sevgilerimizi iletiyor, dost sıcaklığında kucaklıyorum…

15/05/2006
SAYGILARIMLA
RESUL KOCATÜRK