KESK'li kadınlar Ankara Adliyesi önünde bir basın açıklaması yaptılar
KESK'li kadınların serbest bırakılması için öğle saatlerinde Ankara Adliyesi önünde bir eylem gerçekleştirildi.
Eylemde KESK'li kadınlar mahkumiyeti protesto etmek için birbirlerine bağlı bir şekilde Ankara Adliyesi önüne geldiler. Basın açıklamasında tam bir ay sonra yani 4 Ekim'de mahkemeye çıkarılacak olan KESK'li tutukluların serbest bırakılmasını istediler. Basın açıklamasında şöyle denildi:
Basına ve kamuoyuna,
Kimimiz ebeydik, köylerde, mezralarda yaşamın izlerini sürüyorduk,
Kimimiz hemşireydik, insanların sağlığına kavuşması için gece gündüz demeden çalışıyorduk,
Kimimiz öğretmendik, çocuklarımızı geleceğe hazırlıyorduk; diline, dinine, cinsiyetinei mezhebine bakmadan.....
ve insanların mutluluğu mutluluğumuzdu.
Aynı zamanda KADIN, KÜRT VE KESK'liydik...
Tarih 13 ŞUBAT'ı gösteriyordu.
Gün henüz ağarmamıştı, girdiler evlerimize, işyerlerimize...
Düşlerimizi uykumuzda esir almaya çalışırcasına, kitaplarımıza el koydular.
Evlerimizden ve işyerlerimizden kollarımıza kelepçe takarak gözaltına aldılar. Terörle Mücadele Şubesi'nin o soğuk duvarlarının arasında, o bildik sorulara maruz kaldık: '8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliklerine niçin katılmıştık', 'SES'in, Tüm Bel-Sen'in, Eğitim-Sen'in almış olduğu eylem/ etkinliklere katılarak KCK'nın politikalarını desteklemiş miydik' ve neyle suçlandığımızı bilmeden tutuklandık, tutuklanmamızı isteyen savcı bile ne için tutukladığını bilmiyordu muhtemelen.
205 gündür tutukluyuz 'Sincan Kadın Tutukevindeyiz'. Konfederasyonumuzun üye ve yöneticilerinin sendikal faliyetlerini engellemek için istifaya zorlama, sürgün, işten çıkarma gibi
engellemeler sıradan olaylar haline gelmişken, şimdi de üyelerimize kadar uzanan gözaltı ve tutuklama operasyonları ile karşı karşıya kaldık ve kalmaya devam ediyoruz.
90'lı yıllarda yargısız infazlarda Necati, Ayşenur, İkram ve onlarca KESK'li gibi katledildiğimizde de geri adım atmamıştık mücadelemizden. Tamamiyle keyfi yürütülen bu tutuklamalarda onurlu mücadelemizi engelleyeceklerini sananlar büyük bir yanılgı içindedirler. Bugün de yürüdüğümüz yolda bir an olsun tereddüt etmeden yürümeye devam edeceğiz.
Bugün 4 Eylül, tam 1 ay sonra yani 4 Ekim'de yapılacak olan duruşmaya, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri olarak 'Özgür Bırak!' sloganıyla katılacağız. AKP'nin 'ileri demokrasi' söylemiyle çıkarmış olduğu yargı paketleriyle tecavüzleri, katilleri serbest bırakmasına karşı arkadaşlarımızın cezaevlerinde olmasını protesto edeceğiz.
4 Ekim'de ülkenin dört bir yanından gelen emekçilerle birlikte, mücadele ettiğimiz KESK'li kadın arkadaşlarımızı Canan'ı, Bedriye'yi, Güler'i, Nurşat'ı, Güldane'yi, Belkıs'ı, Hülya'yı, Evrim'i ve
Hatice'yi dört duvar arasından çekip alacağız!
Her ne pahasına olursa olsun, parasız, nitelikli, ulaşılabilir, anadilde kamu hizmetinden ve eşit, özgür, demokratik Türkiye talebinden asla vazgeçmeyeceğiz!