"Adli Tıp Kurumu bir taraftır"

Tecrite Karşı Mücadele Platformu (TKMP), "Adli Tıp Kurumu tecritteki ölümlerden sorumludur" sloganıyla Adli Tıp önünde bir eylem gerçekleştirdi

GÜNCEL
Çarşamba, 5 Eylül 2012 (14 yıl 2 ay önce)

"Tecrite son!", "Hasta tutsaklar serbest bırakılsın!", "Devrimci tutsaklar yalnız değildir!" sloganlarıyla başlayan eylemde TKMP, Adli Tıp Kurumu'nun hasta tutsaklar için verdiği "cezai ehliyet" kararlarıyla yüzlerce hasta tutsağın ölümüne sebep olduğunu belirterek, hapishanelerdeki onlarca hasta tutsağın da, Adli Tıp rapor vermediği için yaşam savaşı verdiğini ifade etti.

Açıklamada, 2007'den beri hapishanelerde yaşamını kaybeden tutsaklar ve şu an için yaşam savaşı verilen tutsaklar da belirtilerek Adli Tıp Kurumu'nun nasıl bir taraf olduğu gözler önüne serildi.
Açıklama şu ifadelerle devam etti;

Adli Tıp Kurumu'nun devletin devrimci ve yurtsever tutsaklara dönük uyguladığı işkencede nasıl bir rolünün olduğunu görmek için aşağıdaki verilere bakmak yeterli;

2012 yılında hapishanelerde yaşamını yitiren hasta tutsak sayısı on sekiz
2011 yılında altmış yedi tutsak
2010'da yetmiş tutsak
2009'da altmış altı
2008'de yetmiş bir ve 2007 yılında elli yedi tutsak yaşamını yitirdi.

Bu verilere, Güler Zere gibi ölüm döşeğinde ancak tahliye edilen ve kısa bir süre sonra da yaşamını yitiren hasta tutsaklar ise dahil değil.

İsmet Ayaz çöl yak ve kanser hastası. Gittiği bir çok hastaneden "cezaevinde kalamaz" raporu almasına rağmen Adli Tıp Kurumu tarafından bırakılmadı. En son 35 kiloya düşen Ayaz, Diyarbakır D Tipi'ne sevk edildi.

Ramazan Özalp felçli. Adli Tıp tarafından bırakılmıyor.

Abdülsamet Çelik lösemi kanseri ve 17 yıldır hapishanede. Adli Tıp tarafından bırakılmadığı için ölümün sınırında geziyor.

Halil Güneş kanser hastası ve kaburgaları yerinden çıkarılmış.

Kandıra F Tipi hapishanesinde kalan Abdullah Kalay, kalp hastası ve kalbinin yüzde 60 ı çalışmıyor. Devrimci- demokrat kamuoyunun tüm girişimlerine rağmen Adli Tıp Kurumu tarafından serbest bırakılmadı.

Mehmet Aydın kanser hastası. Hastaneler tarafından kendisine verilen „cezaevinde kalamaz“ raporları hapishane idaresi tarafından kabul edilmedi ve Adli Tıp raporu istendi. Adli Tıp rapor vermeyerek Mehmet Aydın'ın da tedavisini ve yaşam hakkını engelliyor.

Fatma Tokmak kalp ve kanser hastası.

Görme engelli olan Hediye Aksoy aynı zamanda meme kanseri.

Adli Tıp Kurumu'nun 'cezai ehliyeti' vardır diyerek en son ölüme mahkum ettiği tutsak da Bolu F Tipi'nde kalan Mehmet Ali Çelebi. Müebbet hapis cezasına çarptırılan Çelebi, Ölüm Orucu gazisi ve korsakoff hastası. Aynı zamanda şizofreni hastası olan Mehmet Ali Çelebi ilaçlarını alımı ve hatta zorunlu ihtiyaçları için sürekli bir başkasının yardımına ihtiyaç duyuyor. Adli Tıbbın verdiği bu kararla bu şekilde ömrünün sonuna kadar hapis yatmak zorunda.

İçeride tedavi olanakları sağlanmadığı, daha doğrusu sağlanıyor gösterilmesi, engellenmesi ve tecrit-tretmana uyma şartı konulduğu için bugüne kadar yüzlerce hasta tutsak öldürüldü. En son kanser tedavilerine dışarıda izin verilmediği için Abdullah Akçay, Latif Badur, Mehmet Aras yaşamını kaybetti.

Soydan Akay, Şeyhmus Kalır, İzzettin Aykut, Yılmaz Yürek, Tarık Taş, Mahir Tekin, İnayet Mete, Şemsettin Kargılı, Kenan Yürek, Osman Üzüm, Mehmet Ali Çelebi, Erol Zavar, Hayati Kaytan, Veysi Akbaş, Bekir Şimşek, Mustafa Gök, Selmani Özcan, Hasan Tahbin Akgün, Ufuk Keskin hasta olan ve Adli Tıp tarafından bırakılmadığı için hapishanelerde yaşama savaşı veren tutsaklardan sadece bazıları.

Tüm bu yaşananlara baktığımızda Adli Tıp Kurumu bir taraftır. Hastanelerin ve doktorların, 'cezaevinde yaşayamaz' raporlarına rağmen onlarca hasta tutsağı serbest bırakmayarak tedavilerini engellemiş ve bilinçli bir şekilde öldürmüştür.

Ağır hasta tutsaklar hakkında ülkenin en yetkin hastanelerin verdiği 'içerde tedavisi mümkün değildir' raporlarını yok sayan Adli Tıp Kurumu mensupları, insanları tahliye kararı vermeyerek içeride ölmelerine onay veriyor hala. Somut raporları hiçe sayan Adli Tıp Kurumu, ağır kanser hastası tutsakları ring içinde yüzlerce kilometrelik işkenceli yolculuk yapmaya zorunlu kılarak makamına çağırıyor ve ondan sonra adeta alay eder gibi şöyle bir bakıp, 'tedavileri yapılmaktadır, cezaevinde kalabilir' raporunu vererek cinayetlere ortak oluyor.

Hasta tutsaklara özgürlük!
Tecrit işkencesine son!


Tecrite Karşı Mücadele Platformu
Eylem sloganlar ve alkışlarla sonlandırıldı.