Zaferin habercisi

12 Eylül; komünist öncülere, işçi sınıfı ve emekçi kitlelere açılan savaş ve yenilgiye rağmen tarihin kaçınılmaz sonunun ve zaferlerin habercisidir!

GÜNCEL
Salı, 11 Eylül 2012 (14 yıl 1 ay önce)

Bir zamanlar feodal kalıntıların içinden buharlı makinalara bağlanan işçi sınıfı ve emekçi kitleler, bugün dev sanayi havzalarıyla kentsel dönüşüm alanına giren gecekonduları arasında mekik dokuyarak dünyayı şekillendiriyor.

Tankların demir paletlerinden daha sağlam ilerleyen tarihte, tarihten silinip gitmeye mahkum kapitalizmde, işçi ve emekçiler, başlarını kaldırdıkça emperyalist kapitalizmin dünyayı ve insanlığı kaosa sürükleyen vahşeti, 12 Eylül gibi askeri faşist diktatörlüklerde, katliamlarda, halkları birbirine kırdıran kanlı savaşlarda, ezilen uluslara yönelen dev savaş uçaklarında ete kemiğe bürünüyor.

Dünyayı yaratan işçi sınıfını ve emekçi kitleleri kendine bağlayan kapitalizm, her zaman o işçi sınıfının politikleşmesinden, emeğine ve onuruna sahip çıkmasından korkuyor. Tarihte bizi bekleyen en gerçek ve onurlu, en zorunlu yol olan sosyalizm ve sınıfsız komünist toplum yolunda, tıpkı 12 Eylül’de olduğu gibi emperyalist kapitalizmin ve işbirlikçi tekelcilerin namluları, tankları, kimyasal gazları ve uçakları önümüze tekrar çıkacak!

12 Eylül, 1980′de varolan bir günden, 80′lerde gelip geçen bir dönemden ibaret değil. 12 Eylül dündür! Bugündür! Ve geleceğin habercisidir!

12 Eylül, her ay yüzlerce işçinin ölümüne neden olan iş kazaları, eğitimin tekelci burjuvazinin ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirilmesi, Kürt gençlerini, işçileri, öğrencileri öldüren polislerin en geç 2 yılda tahliye edilmesi, genç kadınların defalarca tecavüze uğraması ve sanıkların dışarıda elini kolunu sallaya sallaya gezmesi, işçi sınıfına dayatılan köle pazarları olarak özel istihdam büroları, esnek çalışma - düşük ücret cenderesidir.

12 Eylül, Alevilerin evlerinin işaretlenmesi, tekelci sermayenin ihtiyaçları için üç kuruşa yaratılan sahte dünyalarla beyinlerin zehirlenmesi, şovenizmin azdırılarak ülkücü faşistlerin tasmalarının açılması. Kürt ulusunun anadilde eğitim talebine bile yüzlerce ve binlerce bomba, kurşun, gözaltı, işkence yağdırılması. Koca bir ulusa yapılan sistematik katliamlardır. Zihinleri kapitalist devletleştirme yoluyla, halkların kardeşliğinin, sınıf bilincinin yokedilmek istenmesidir!

12 Eylül, bedeni ve zihni sömürülen emekçilere verilen ücretle ancak televizyon izlemeye mahkum edilmesi. Ve dizilerde gösterilen en lüks, yozlaşmış yaşamlarla, emekçilere bireysel kurtuluş rüyaları şırıngalanması ve kalan 10 saatlik dinlenme vakitlerinde ruhlarının da sömürülmesidir.

12 Eylül’de olduğu gibi bugün de Lenin’in, devletin kapitalist devlet olduğunu ve işçi sınıfının ancak bu devleti zor yoluyla devirerek özgürlüğüne kavuşabileceğini anlatan “Devlet ve İhtilal” kitabı yasak! İşçi sınıfının tarihsel bilincini ve birikimini yansıtan eserler, Nazım Hikmet, İsmail Beşikçi, Aziz Nesin yasak! 12 Eylül, sağ sol çatışmasının durdurulması değil! Bizzat devletin yarattığı ülkücü faşist örgütlenmeleri de kullanarak işçi sınıfının gören ve gitgide daha da açılan gözlerinin ve öncü bölüklerinin kör edilmek istenmesidir!

12 Eylül büyük bir korku! Hem sistematik katliamlar aracılığıyla toplumda yaratılan politikleşme korkusu; hem de emperyalist kapitalizmin ve işbirlikçi tekelci burjuvazinin, örgütlenen işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin iktidar bilinciyle büyümesinden duydukları korku!

12 Eylül; komünist öncülere, işçi sınıfı ve emekçi kitlelere açılan savaş ve yenilgiye rağmen tarihin kaçınılmaz sonunun ve zaferlerin habercisidir! İşte tam da bu yüzden 12 Eylül’den hesap sormak, en başta, kapitalist barbarlığa, emperyalizme karşı sınıf bilincini kuşanarak proletaryanın kurtuluşu için örgütlenmekten geçiyor!..

Gözleri sapasağlam açarak politikleşmekten, kendi sınıf çıkarlarını kollayarak, fabrikada, işyerinde, okulda, sokaklarda, emeğin, onurun ve özgürlüklerin için dövüşmekten, sosyalizmi ete kemiğe büründürerek daha zorlarına hazırlanmaktan ve daha zorlarına göğüs germekten geçiyor. 12 Eylül’den hesap sormak, kolay zafer olmayacağını bilmek, devrim ve sosyalizm için dövüşmekten geçiyor!

12 Eylül’den hesap sormak, 29 Eylül’leri hatırlamaktan, hatırlatmaktan ve kitlelerle yaşatmaktan geçiyor! İşçi sınıfının ve emekçi kitlelerin iktidara geleceği, Kürt ulusuna dizginsiz saldırıların bıçak gibi kesileceği, özgürlüğün nüfusun yüzde doksandokuzu için özgürlük olacağı ve insanca bir yaşamın kurulacağı sınıfsız komünist toplumu haykırmaktan geçiyor!

12 Eylül’den hesap sormak ve insanca bir yaşamı kurmak için emeğimize, onurumuza, alınterimize sahip çıkmaya! Devrime, sosyalizme, örgütlenmeye!