Marikana barakalarına baskın, hükümetin “yasadışı protestolara katılanlar” için “hızlı ve sert bir cezalandırma” amacını taşıyordu
Güney Afrika'da polis, tam bir ay önce 16 Ağustos'ta grevci otuzdört işçiyi katlettiği Marikana'daki platin madeni çevresindeki barakalara dün bir baskın düzenledi. Geçen hafta hükümet adına yayınlanan açıklamada, "yasadışı toplantı düzenleyen ve silah taşıyanların sert şekilde cezalandırılacağı" belirtilerek maden işçileri hedef gösterilmişti.
Madenin çevresini 500 polis bastı; polis şefi Thulani Ngubane, baskında oniki kişinin gözaltına alındığını belirtti; baskının "maden işçilerini silahsızlandırmayı ve bu yolla Marikana çevresinde kol gezen unsurları etkisizleştirmeyi amaçladığını" söyledi.
Hükümet -Marikana'nın başını çektiği- madenlerde başgösteren direnişi ve olayları bastırmak için sert önlemler alacağını geçen hafta açıklamıştı.
Vahşetin boyutları dünya basınında yer almış, başta Cumhurbaşkanı Jacob Zuma olmak üzere protestoların hedefi olmuştu. Marikana'daki grev, çok kısa bir süre sonra diğer madenlere de yayılmıştı.
Birçok maden bu yüzden kapandı. İşçilerin genel grev hazırlığı yapmaları madenlerde kölece koşullarda çalıştırdıkları işçiler sayesinde semiren patronları ve hükümeti yeni arayışlara yöneltiyor. Bunların başında da grevleri ve direnişleri polis terörüyle bastırma geliyor. “Yasadışı protestolara katılanlar” için “hızlı ve sert bir cezalandırma” söylemi, hükümetin önümüzdeki süreçteki stratejisini ortaya koyuyor. Sözgelimi 14 Eylül'de Aquarius Platinyum Madeni'nde yedi eylemci daha gözaltına alındı; gözaltılar bakanlar kurulunun kararından sonra geldi.
Marikana Madeni'ndeki katliam, ülke iç siyasetinde de dalgalanmalara ve çekişmelere neden oldu. İktidardaki ANC içinde sert tartışmalar yaşanıyor. ANC içinde işbirlikçi parti yönetimine karşı muhalif sesler bu kesitte daha gür çıkıyor. ANC yönetiminin öndegelenleriyle Ulusal Madenciler Sendikası'nın patron yanlısı yönetimi arasındaki ilişki daha fazla gündem oluyor. Lonmin şirketiyle bağlar da bu bağlamda sorgulanıyor. Aynı kişinin hem ANC'nin yürütme kurulu, hem ilgili sendika ve hem de madenin sahibi şirketin (Lonmin) yönetim kuruluna üye olması bu kirli ilişkileri ortaya serecek denli kesinlik taşıyor.
Grevciler, Lonmin şirketinin yüzde 25 oranında artış öngören ücret paketini reddettiklerini dün açıkladılar. Adeta boğaz tokluğuna çalışan madenciler, ücretlerinin yüzde 60 oranında artırılmasını istiyorlar. Madenci işçiler Lonmin patronuna da, işçi düşmanı Ulusal Madenciler Sendikası'na da tehditlerini azdırarak tekrarlayan devlete de hakettikleri yanıtı verecek.