16 Eylül 1976 DGM Direnişi

Kitlesel ve militan bir siyasal eylem olarak DGM Direnişi, Türkiye işçi sınıfının görkemli sayfalarından biridir

GÜNCEL
Pazar, 16 Eylül 2012 (14 yıl 1 ay önce)

Anayasa Mahkemesi’nin 11 Ekim 1975’de iptal ettiği Devlet Güvenlik Mahkemeleri Yasası’nın 1976’da Milliyetçi Cephe (MC) Hükümeti tarafından yeniden öne sürülmesi, DGM'lerin yeniden yasallaştırılma girişimlerine karşı ülke çapında işçi direnişleri ve gösteriler başladı. İlerici kamuoyu ve tabanından yükselen baskıların zorlamasıyla DİSK yönetimi 16 Eylül'de DGM'yi protesto için, her gün öğleden sonra sessiz matem yürüyüşleri yapılacağı ve eylem konusunda işçilerin serbest bırakılacağını açıkladı.

Bu karar, revizyonist-reformcu DİSK yönetiminin işçi hareketini en alt direnme çizgisinde tutmaya çalışmanın yanı sıra bunun dahi sorumluluğunu üstlenmekten kaçan korkak tutumunun yeni bir örneğiydi. Korkak ve hain sendika ağaları, otobüsle gittikleri Beşiktaş'tan Taksim'e ılımlı ve göstermelik bir yürüyüş yapıp Taksim Anıtı'na siyah bir çelenk bırakmakla yetinirken, binlerce işçi üretimi durdurarak kitlesel gösteriler girişti.

16-17 Eylül günlerinde İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Antalya, Adana, Mersin, Diyarbakır, Kayseri, Sakarya, Balıkesir’de işçiler iş bıraktı. 18 Eylül'de direnişe Demir-Çelik işçileri de katıldı. İstanbul ve Ankara’da otobüs ve temizlik işçileri çalışmadıkları için yollarda çöpler birikirken, Aliağa ve İpraş Rafinerileri, Erdemir, Türk Demir Döküm, Sungurlar, Pirelli, Goodyear, Tofaş, Renault... fabrikalarında üretim “DGM’ye Hayır!”, “MC’ye Hayır!” sloganları eşliğinde tamamen durdurulmuştur.



Tabandan yükselen grev ve gösteri dalgasının düzenin efendilerini ürkütecek boyutlar kazanması üzerine sendika ağaları da paniklediler. Böyle durumlarda hep yaptıkları gibi, 20 Eylül'de, işçilere direnişleri durdurma çağrısı yaptılar.

Ardından büyük bir saldırı dalgası geldi; binlerce işçi, temsilci ve temsilci işten atıldı. 21 Eylül’de DİSK Genel Merkezi’ne baskın yapılarak Yürütme Kurulu üyeleri gözaltına alındı; fakat delil yetersizliğinden dolayı 2 gün sonra serbest bırakıldı. Sayıları bini aşan atılan işçiler ve temsilciler ise DİSK'in sahip çıkmaması nedeniyle resmen ortada kalıp ceza aldılar.

Revizyonist sendika ağalarının aktif çabalarının da etkisiyle dalga yavaş yavaş yatıştı ama burjuvazinin DGM saldırısı da sonuç olarak geri püskürtülmüş oldu. Burjuvazi DGM'leri o zaman kurmayı başaramadı.

Kitlesel ve militan bir siyasal eylem olarak DGM Direnişi, Türkiye işçi sınıfının görkemli sayfalarından biridir. Çünkü binlerce işçi, ekonomik olmayan bir sorun karşısında azımsanmayacak bir kitlesellik ve bütünlük halinde direnişe geçmiş ve siyasal bir konuda devletin saldırısı püskürtmüştür.