Göçmen hareketinin Almanya’da bu çapta harekete geçişi çok sık ve alışık olunmayan bir durum
YAŞANACAK DÜNYA
Almanya’da göçmenlerin ve politik mültecilerin sorunlarını gündemleştiren, onların çözümü için dayanışma ve mücadele örgütleyen Karawane’nın organize ettiği yürüyüş 19. gününe ulaştı. Dün Leipzig’delerdi. Burada düzenlenen gösteri, yürüyüş sırasında bugüne kadar yapılanlar içerisinde en kitlesel olanıydı.
Aynı zamanda yürüyüşe farklı kamplardan katılımlar da artmaya başladı. Sınıf mücadelesinin bir parçası olan göçmen hareketinin, Almanya’da bu çapta harekete geçişi çok sık ve alışık olunmayan bir durum. Etkisi yerel ve sınırlı kalan bir hareketlilik sürekli olan bir şey fakat süreklileşen ve kendisini genişleten bir hareket temposu hep zayıf kalmıştır. Bu yönüyle, farklı kentlerde kurulan çadırlar ve 1 ay sürecek olan ve son çeyreğine giren Berlin yürüyüşü belli bir ses getirdi. Geçtiği her yerde etki alanını genişleten bir rol oynadı.
Yürüyüşçülerden biri -kendisi de politik sığınmacı- olan Turgay Ulu’nun hemen her günün akşamı yazdığı eylem güncesini yayınlamaya devam ediyoruz:
Bin kişiyle yürüyerek Leipzig caddelerini özgürleştirdik
Bugün özgürlük yürüyüşümüzün 18. gününü bitirdik. Leipzig'in 5 kilometre dışına doğru çıkarak çadırımızı kurduk. Büyük çadırı açmayı yeni bitirmiştik ki yağmur başladı. Ama yağmur bizi ıslatmaya fırsat bulamadı. O başlamadan biz çadırı kurduk ve çantalarımızı otodan alarak çadırın içine taşıdık. Bugün hepimizde biraz yorgunluk var, zira Leipzig caddelerini aşındırdık bugün.
Dün akşam konakladığımız yerde Uricialo'nun filmini de izleme şansımız oldu. Uricialo, yakılarak öldürülen bir mülteciydi. Onun trajik hikâyesi herkesi hüzünlendirdi.
Dün akşam gerçekleştirdiğimiz toplantının büyük bir bölümünü, bizim yürüyüşümüzde konuşmak isteyen bir SPD yetkilisinin konuşmasına izin verip vermeyeceğimize ayırdık. Onun bizim yürüyüşümüzden faydalanarak kendi partisinin propagandasını yapacağı yönünde düşüncelerimiz vardı. Arkadaşların bir kesimi konuşmasını savundu. Bir kesim konuşmasında kendi parti propagandasını yapacağını düşünerek teklifin reddedilmesini savundu. Bir kısmımız da konuşmasının şarta bağlanmasını savunduk. SPD parlamentoda olan büyük bir partidir. Bu parti iddia ettiği gibi sosyal demokrat bir parti değildir. Zira artık dünyada sosyal demokrat akım kalmadı çünkü kapitalist emperyalist sistem, sosyalizm tehlikesini önlemek için geliştirmiş olduğu "sosyal devlet" uygulamasından artık vazgeçiyor. Dolayısıyla dünyada sosyal demokrat bir akımı gerektiren bir nesnel zemin bulunmuyor artık. SPD'nin yerel bir yetkilisi olan bu kişi, eğer parlamentoda mülteciler için geçerli olan “eyalet dışına çıkma yasağının kaldırılması yönünde bir önerge verdirecekse konuşsun” diye düşündük ve çoğunluk da bu görüşü mantıklı buldu.
Dün akşamki toplantımız sırasında yeni bir haber daha aldık. Wüzburg'tan Berlin'e doğru başlatmış olduğumuz özgürlük yürüyüşü kervanımıza on kişi daha katılmak istediklerini bildirdiler. Onları, bulundukları kamptan alması için bir otobüs tutmayı kararlaştırdık. Sayımız çoğalacağı için yeni bir çadırla yeni bir oto bulmayı gerekli gördük. Bunun için neler yapabileceğimizi konuştuk.
Dün akşam bizimle bir basın toplantısı yapılması teklifinde bulunan basın kuruluşlarıyla buluşmak için sabah ilk iş olarak Karl Heine Platz’a yürüdük. Burada basın mensupları bizi bekliyorlardı. Basınla konuşacak kişileri belirlemiştik önceden. Farsça konuşanları seçtik çünkü çevirmen yalnızca Farsça’dan Almanca’ya çeviri yapabiliyor. Karl Heine Plats’a kadar yürüdük ve oradaki demirlere pankartlarımızı açtık. Basın toplantımız devam ederken bizim bulunduğumuz noktaya 5 dakika uzaklıkta bir yerde Nazilerin toplandığı haberi ulaştırıldı bize. Bu konuda herkesi bilgilendirdik ama kimsenin telaşa kapılmamasını önerdik. Biz rutin işimize devam ettik. Basın mensupları, yürüyüşün amacı ve gidişatıyla, polisin tutumuyla ilgili çeşitli sorular yönelttiler. Basın toplantısının ilerleyen saatlerinde alana toplanan kitlenin sayısında belirgin bir artış oldu.
Meydandaki basın açıklamasını bitirdikten ve konuşmaları tamamladıktan sonra, belediye binasına doğru yürümeye başladık. Meydanda toplanan yüzlerin bir kısmı tanıdık geldi. Onların bir kısmıyla daha önce yapmış olduğumuz No Border Kampı’ndan ve ya Braek Isolation Kampı’ndan tanışıyorduk. Tanıdıklarla kucaklaşıp hasret giderdik. Yürüyüşümüz boyunca Nazilerin karşımıza çıkacağını bekliyorduk ama onlar çıkmaya cesaret edemediler galiba. Daha önceki girişimlerinden ders almışlar gibi görünüyor. Belediye binasının önüne geldiğimizde iki genç arkadaş ellerindeki pankartı yüksek bir yere asınca kitle onları alkış tufanına tuttu. Polisin yukarı tırmanan arkadaşı aşağıya indirmeye çalışması polis kontrolüne karşı atılan sloganlarla engellendi. Arkadaşlar yukarıda gerekli gösteriyi yaptıktan sonra aşağıya indiler. Ayrıca yol boyunca polisin birkaç kişiye kimlik kontrolü yapma girişimi de müdahaleyle engellendi. Belediye binasının önünde öğlen yemeğine kadar gösterimize devam ettik. Öğlen saatlerinde yemek ekibi yemekleri getirdi, sandviç biçiminde hazırlanmış olan ekmeklerimizi yiyerek belediyenin önünden ayrılmaya ve Torgewerstr’deki mülteci kampına doğru yürümeye başladık. Yol boyunca ellerimizdeki Karawane gazetemizin yeni sayısını, broşür ve bildirilerimizi dağıttık. Mülteci kampına doğru yürüyüşümüz sırasında katılımcıların sayısı biraz daha artmıştı. Bisikletleriyle birlikte katılanlar da vardı. Kitlenin sayısı sabit değildi. Bazen yükseliyordu ama bazen de düşüyordu sayı. Ama sayının 500-1000 arasında değiştiğini söylemek mümkün.
Geldiğimiz mülteci kampının etrafı tel örgülerle çevriliydi. Büyükçe iki bina vardı yan yana. Binalardan biri boştu. Mültecilerin bulunduğu diğer binada insanlar vardı. Arapça bilenlere rastladık ve Arapça bilen arkadaşı yönlendirerek onlarla konuşmasını sağladık. Mülteci kampına kalabalık bir kitleyle gelmemizden dolayı olay yerine çok sayıda polis otosu sevkedilmişti. Buradaki bekleyişimiz sırasında bir müzik grubu bize nefis parçalar çaldı. Yol boyunca zaten Samba müzik grubu trampet ve davullarıyla bize eşlik etmişti.
Bekleme süresi boyunca yeni insanlarla tanışmış olduk. Bir Hintli arkadaş yaklaşıp nereli olduğumu sordu ve onunla tanıştık. O da eskiden Marksist’miş ama şimdi kendisini Marksist olarak tanımlamıyor fakat Marksist hareketlere ilgi duyuyor. Bağlantı kurmak istedi ve mail adresi alışverişinde bulunduk.
Yürüyüş boyunca megafonlu araçtan sürekli konuşmalar yapıldı. İranlı bir arkadaş Karawane gazetesinde yayınlanan şiirimi okudu. Arkadaş bu şiiri Farsça’ya çevirmekteymiş. Yürüyüşümüzle ilgili epeyce sanat eseri ortaya çıkacak gibi görünüyor. Yürüyüş boyunca bizimle birlikte yürüyen bir Alman arkadaş, kendi bestelediği müzik eşliğinde bir kısa film yapmış, filmi internete koymadan önce bizden uygun olup olmadığına dair görüş almak için filmi bize izlettirdi. Güzel bir çalışma olmuş. Başkaca çekim yapanlar da var.
Biz mülteci kampına doğru yürürken bir caddeden geçtik ve bu cadde göçmenlerin ağırlıklı olarak yaşadıkları bir caddeydi. Bu caddeden geçerken yol kenarında iki Nazi’nin olduğu bilgisi geldi. İki Nazi deşifre edilmişti. Onların aleyhine çok yoğun bir slogan dalgası başladı. Hemen olay yerine çok sayıda polis geldi. İki Nazi’nin etrafına koruma çemberi kurdular. Nazilerin ellerinde içki şişeleri vardı. Kendi kendilerine bir şeyler konuşuyorlardı. Kısa bir süre sonra iki Nazi yol üzerinden uzaklaştırıldı.
Berlin'de bulunan çadırda işler biraz yoğun durumda ve orada bulunan arkadaşlar işleri yetiştiremiyorlar. Bu nedenle arkadaşlarımızdan birini bu akşam Berlin çadırındaki işleri organize etmesi için gönderdik. Biz Berlin'e yaklaştığımızda o da bize katılarak yürüyüşe devam edecek.
Yağmur dindi ve biz her akşam yakmış olduğumuz ateşi bu akşam da yaktık. Etrafında oturduk sohbet ediyoruz. Bir yandan da ben küçük laptopta bu yazıyı yazmaya çalışıyorum. Bir Iraklı arkadaş karpuz dilimledi ve ateş etrafında oturmakta olanlara dağıtmaya başladı. Bu sırada bir haber aldık. Bir mülteci kampında bir kişi daha intihar girişiminde bulunmuş. Çok sayıda hap içmiş ve şu anda hastanede koma halinde yatıyormuş. Artık bu tip haberler bize hemen ulaşıyor. Çünkü devlet mülteci kamplarında kalan insanların sorunlarıyla ilgilenmiyor. İnsanları bu kamplara hapsederek psikolojilerini bozuyor. Bizim yürüyüşümüz tüm saklı kalan şeyleri deşifre etmeye devam ediyor.
Bugün Leipzig'teki tüm antifaşistler bizimle dayanışma halindeydi. Herkes elinden gelen ne varsa yapıyordu. Malzeme sağlamak, yatacak yer sağlamak, araç sağlamak gibi birçok teknik sorunların çözülmesinde yardımcı oluyorlardı. Tabii ki aynı zamanda olası faşist saldırılara karşı savunma hazırlıkları da yapılıyordu.
Günün yorgunluğu var üzerimizde. Ama bu yorgunluk tatlı bir yorgunluk. Yalnız olmadığımızı görmek bize coşku veriyor. Şehrin sokaklarını özgürleştiriyoruz. Geçtiğimiz yollarda bazı binaların balkonlarından bizi alkışlayanlar oluyor. Bazı işyerlerinden de bize zafer işareti yaparak desteklerini ifade edenler oluyor.
25 Eylül 2012
Leipzig