13 sene geçti...

26 eylül 1999 Ulucanlar Katliamı'nın üzerinden 13 sene geçti. Komünistler, devrimciler ON'ları andı

GÜNCEL
Çarşamba, 26 Eylül 2012 (14 yıl 1 ay önce)

Operasyon 26 Eylül 1999 sabahı saat 03:30′da başladı. Geceyi güne evrilten direnişleri sonrası saat 12:00′de koğuştan alınan 105 yaralı ve ölü devrimci, dövülerek cezaevinin hamamına getirildi. 6 saat süren işkencenin ardından hayatta kalanlar hastaneye ya da doğrudan farklı cezaevlerine gönderilmek üzere sevk araçlarına bindirildiler. F tipi cezaevlerine doğru uzanan bir sürecin startı burada verildi. Bizler o gün ve daha sonrasında yaşananları ve günümüzde işçilere-emekçilere dayatılmaya çalışılan kölelik zincirlerini kırana ve F tipi cezaevlerini başlarına yıkana ve tüm tarihin hesabını sorana kadar Ulucanlar vahşetini hep bugün yaşıyormuşcasına hissedeceğiz ve devrimci irade ve emekçiler bunun hesabını soracak: "UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ!"

Yürüyüş Yüksel Caddesi'nden başlayarak Ziya Gökalp Caddesi'ne oradan Sakarya Caddesi'ndeki sokaklarda sürdü. Sakarya Meydanı'na gelindiğinde Ulucanlar'da hayatını yiğitçe ortaya koyan ve devrimci irade için bedel ödeyen yoldaşlarımız ve siperdaşlarımız için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Eylem komitesinin hazırladığı şiir ve “Bize ölüm yok” marşı okundu. Yürüyüşün başından sonuna kadar sloganlar hiç susmadı "Katil devlet hesap verecek!”, “Bedel ödedik, bedel ödeteceğiz!”, “Katillerden hesap sorduk, soracağız!”, “Yaşasın Ulucanlar direnişimiz!”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak!”, “Faşizmi döktüğü kanda boğacağız!”, “Yaşasın devrimci dayanışma!”

İsmet Kavaklıoğlu yaşıyor
Halil Türker yaşıyor
Abuzer Çat yaşıyor
Ümit Altıntaş yaşıyor
Zafer Kırbıyık yaşıyor
Aziz Dönmez yaşıyor
Habip Gül yaşıyor
Ahmet Savran yaşıyor
Önder Gençaslan yaşıyor
Mahir Emsalsiz yaşıyor


“Devrimci irade teslim alınamaz!”, “Kanla yazılan tarih silinmez!" sloganlarının ardından cezaevlerinde katledilenlerimizin adları tek tek söylenerek 'Unutmadık!' sloganı atıldı. Eylemi Alınteri, BDSP, DHF, Halk Cephesi örgütlerken devrimci kurumlar ve ÇHD desteklediler.

KANLA YAZILAN TARİH SİLİNMEZ

26 Eylül 1999'da burada bir direniş gerçekleşti. Ulucanlar Hapishanesi’nde direnerek şehit düşen ON devrimciyi, ON siper yoldaşını anmak için buradayız.

İsmet Kavaklıoğlu
Halil Türker
Abuzer Çat
Ümit Altıntaş
Zafer Kırbıyık
Aziz Dönmez
Habip Gül
Ahmet Savran
Önder Gençaslan
Mahir Emsalsiz

Ulucanlar'da “öleceğiz ama teslim olmayacağız” diyerek direnme geleneklerine bir yenisini daha eklediler. Sabahın dördünde gelen faşist devletin katilleri, devrimcilerin kaldığı koğuşların çatısından tutsakları taramaya başladılar. Çatılardan katledecekleri tutsakların isimlerini söyleyerek hedefli bir katliam yaptılar. Koğuşlardan işkencelerle çıkartılan tutsaklar, Ulucanlar'ın hamamında hızarlarla katledildi.



Devletin faşist katliamında uzun namlulu silahlar, gaz bombaları, itfaiye ve iş makinaları, yangın kancaları ve akla gelmeyecek her türlü işkence aracı devredeydi. Büyükşehir Belediyesi’nin itfaiye
yangın söndürme araçlarıyla önce tazyikli su, sonra köpük sıkarak saldırılarına devam ettiler.

Ulucanlar Hapishanesi'ne devlet neden saldırdı? Sorun neydi? Ulucanlar’da 20-30 kişilik koğuşlarda 100 kişi kalınıyordu. Bu durum üzerine devrimci tutsaklar, küçük koğuşlarda nefes alamaz hale geldiler. Tutsakların sağlıksız olan bu koşullarda kalmaları doğru değildi. Koğuş sorununun çözümü için hapishane idaresiyle yapılan görüşmeler sonuçsuz kaldı. Bunun üzerine, devrimci tutsaklar boş bulunan koğuşu işgal ettiler. Ancak katliamın nedeni asla bu işgal değildi. Buca’da, Ümraniye’de, 19 Aralık 2000 F tipi hapishanelere geçişte olduğu gibi, asıl amaç işçiyi, memuru, ezilen halkları teslim almaktı.

O zamanın başbakanı Bülent Ecevit'in IMF politikaları sonucu işçi ve emekçilerin varolan hakları da ellerinden alınarak emekçiler daha çok yoksullaştırılıyordu. Maaşlara yapılan zamlar geri çekiliyor, emekçilere mezarda emeklilik dayatılıyordu. Yaşanan bu ekonomik saldırılar sonucunda emekçiler haklarını almak için alanlarda hesap soruyordu. Hesap soran, hakkını arayan emekçilerin mücadelesini sonlandırmak için içerisi ve dışarısı arasındaki birlikteliği bitirebilmesi gerekiyordu devletin. Bunun için katliam planladı faşist devlet; 26 Eylül 1999'da gecenin karanlığında geldiler Ulucanlar'a.

Bugün AKP iktidarı da işçiyi, emekçiyi sefalete terkediyor. Ülkeyi ABD'nin askeri üssü haline getiren AKP iktidarı, Suriye, Irak, İran tüm Ortadoğu halklarını katletme planlarının içerisinde yer alarak ülkemizde savaş çığırkanlığı yapıyor. Tüm halkların yüzyıllardır birlikte yaşadığı Anadolu topraklarında Kürt halkına yönelik baskı her geçen gün artıyor. Kültürel, ekonomik, siyasal her alanda asimilasyona uğratılmaya çalışılan Kürt halkı direniyor ve direnen Kürt halkı Roboski'lerle katlediliyor.



Ulucanlar'daki ON'lar, ABD ve AB emperyalizminin Ortadoğu'daki halkları katletmesine karşı çıktıkları için, faşizme karşı demokratik hak ve özgürlük mücadelesi verdikleri için, ezilen ulusların, işçinin, memurun, inançları hiçe sayılan Alevi halkının yanında oldukları için, devletin devrimcileri “teslim alma” politikası olarak yapılan F Tipi hapishanelere girmeyi reddettikleri için katledildiler.

Ulucanlar Hapishanesi’nden F Tipi tecrit hücrelerine devletin katliam saldırıları devam ediyor. Devrimci tutsakların sohbet hakları engelleniyor, keyfi uygulamalar ile yıllarca iletişim ve görüş
yasakları veriliyor. Hücrelerde arama bahanesi ile tutsaklara saldırılar devam ediyor. Hasta tutsakların tedavileri engelleniyor, tutsaklar ölüme terkediliyor.

Tarihinin hiçbir döneminde devrimcilerin cenazesinin sahiplenilmesini hazmedemeyen faşizm bugün de işkence yapıyor, saldırıyor.

Tüm bu saldırılara karşı hapishanelerde tutsaklar direniyor ve üretiyorlar. Dışarda devrimciler AKP'nin tüm yalanlarını yüzlerine vuruyorlar. Devrimci tutsaklar ve işçisi, memuru ezilen tüm uluslarıyla halk direniyor.

Faşizm, devrimcileri, işçiyi, memuru, emekçileri hiçbir zaman teslim alamayacak. Devletin yaptığı hiçbir katliam hesapsız kalmayacak. Kanla yazılan tarih silinmez bunu biliyoruz ve herkesi ON’ların haklı mücadelesini sahiplenmeye çağırıyoruz.

ON’ları selamlıyor, ON’ların anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
Daha sonra ÇHD Ankara Şube de Ulucanlar'da yaşananları anlatan ve devrimcilerin direnişlerini, tarihin direnenlerden yana olduklarını katillerin bir hiç olduğunu anlatan bir açıklama yaptılar. Bunun ardından eylem sona erdi.