Almanya genelinde sendikalar, yerel inisiyatifler, göçmen kurumları, kiliseler ve sosyal kurumlardan oluşan geniş bir kesim sokağa çıkıyor. Avrupa'da militan kitle eylemlerine sahne olan Yunanistan, İspanya, İtalya ve Fransa'ya şimdi de Almanya ekleniyor
YAŞANACAK DÜNYA
29 Eylül’de, sendikalar, yerel inisiyatifler, göçmen kurumları, kiliseler ve sosyal kurumlardan oluşan geniş bir kesim Almanya genelinde “Toplumsal zenginliklerin eşit olmayan tarzda paylaşımına son verilsin!” sloganıyla protesto yürüyüşüne çağrıda bulunuyor.
Neoliberal politikaların fena halde duvara toslaması ve 2008 krizi bütün dünyada farklı farklı boyutlarda halkın tepkilerine yol açtı. Yunanistan’dan başlayıp, Fransa, İtalya, İspanya gibi birçok ülkede halk militan eylemlerle sokaklara döküldü, polisle çatıştı.
Avrupa‘nın birinci, dünyanın dördüncü zengin ülkesi olan Almanya‘da ise yoksulluğun, işsizliğin gittiçe arttığı, zenginlerin ise gittikçe daha zengin olduğu bir durum yaşanıyor. Dünyanın dördüncü zengin ülkesi olan Almanya, son birkaç yıldır dünya ihracat sıralamasında ya birinci ya da ikinci olmuş fakat işsizlik, düşük ücretle çalıştırma ve yoksulluk da gittikçe artmıştır. Zengin ile yoksul arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor. Ülkede zenginler daha zengin olurken, yoksullar daha da yoksullaşıyor. Bu bölünme kriz politikalarıyla daha da keskinleşiyor.
Alman devletinin istatistik kurumunun verilerine göre, toplam para miktarı 10 yıl içinde ikiye katlanarak 8,5 triliyon Euro’ya ulaşırken, bu paranın yüzde 65′i, nüfusun yüzde 10‘nun elinde toplanmış durumda. Geriye kalan yüzde 90 ise, paranın yüzde 35‘i ile idare etmek zorunda bırakılmış.
Son 10 yıl içinde çalışma yasalarında ve çalışma koşullarında yapılan değişikliklerle, işçi sınıfı daha fazla güvencesiz, düşük ücretli ve yarım gün çalıştırılmaya zorlandı. Eskiden bir işe giren işçi emekli oluncaya kadar orada çalışır ve emekli olurdu. Şimdi bu bir hayal oldu.
Ajanda 2010 ve ona bağlı olarak Hartz yasaları ise neoliberal politikaların devamı olarak emekçiler üzerinde ekonomik sömürü ve baskıyı katmerlendirdi. Son yıllarda ülke genelinde güvencesiz ve yarım gün işlerde çalışanların sayısı rekor düzeyde arttı.
Bütün bu gelişmeler, yoksullaşmayı öyle derinleştirdi ki, yoksulların üçte biri iki günde bir doğru dürüst bir öğün yemek bile yiyemiyor, her altı kişiden biri yaşadığı evi gerektiği gibi ısıtamıyor, yılda 800 bin ev elektrik faturasını ödeyemediği için elektriksiz kalabiliyor. Sokakta dilencilerin ve çöpte yiyecek toplayanların sayısı arttı. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi krizi gerekçe göstererek birçok yıkım yasasını gündeme getiriyorlar. Krizden çıkmak için ise yine işçilerin, emekçilerin -içinde para olmayan- cebine göz dikiyorlar.
Kapitalistlerin, doğası gereği karını artırmak için tüm kirli oyunlara başvurmalarının sonucunda toplumun yüzde 90‘nının yoksulluğa itilmesi karşısında buna bir son vermenin zamanı çoktan gelmiştir! Bu düzen, bu anlayış yıkılmadıkça, zenginlik ve fakirlik ortadan kalkmakça bunun böyle gideceği bellidir. Bu yönden “adil paylaşım” talebi yeterli değildir. Sorun paranın-sermayenin bir kısmının toplandığı ellerden yoksullara aktarılmasından ibaret olmayıp, işçi ve emekçilerin sermayenin karşısına topyekun dikilerek sermayenin kendisine yönelmesiyle çözülecektir!
Bu noktadan sonra bütün işçi ve emekçiler artık sokağın diliyle konuşmalı ve kendisine dayatılan bu düzeni yıkmak ve özgür bir dünya kurmak için sokağa çıkmalıdır.
Almanya genelinde 29 Eylül’de yapılacak yürüyüşe tüm emekçi kesimler artık kendi kaderini kendi eline almanın bir adımı olarak katılmalıdırlar. Ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Yaşanacak Dünya
Yürüyüşün yapılacağı şehirler, adres ve başlama saatleri;
Bochum: Saat 12:00′de Hauptbahnhof
Köln: Saat 12:00′de Roncalliplatz/Dom
Frankfurt: Saat:12:00′de Hauptbahnhof
Hamburg: Saat:12:00′de Adolphsplatz
Berlin: Saat:11:30′da Potsdamerplatz