Çözüm yöntemlerimiz

Eylemin öznesi olan katılımcılar, açık tartışma toplantılarıyla, kendilerine çevrilen silahın ters tepmesini sağlamaya çalışıyorlar

DÜNYA
Cuma, 28 Eylül 2012 (14 yıl 1 ay önce)

YAŞANACAK DÜNYA
Eylem güncesinden Berlin yürüyüşünün etkisini sınırlama, onu içerden çözme girişimlerinin devreye girdiği anlaşılıyor. Yürüyüşçüler bu girişimi engellemenin önemli araçlardan birisini devreye sokuyorlar.

Eylemin öznesi olan katılımcılar, açık tartışma toplantılarıyla, kendilerine çevrilen silahın ters tepmesini sağlamaya çalışıyorlar. Kimi kafa karışıklıklarına rağmen eylem kendi hattı doğrultusunda ilerliyor. Benzer girişimlere karşı uyanıklık daha fazla önem taşır hale geldi. Sözü yürüyüş güncesine bırakıyoruz.

Yürüyüşün sorunları ve çözüm yöntemlerimiz


Bugün özgürlük yürüyüşümüzün 19. gününü tamamladık. Yolun yarısını geçtik. Artık hedefimizdeki başkent olan Berlin’e daha fazla yakınlaşmış bulunuyoruz. Hohenpriessnitz köyünde konakladık. Bu köy Leipzig’ten sonra geldiğimiz köy, ama galiba Leipzig‘e bağlı bir köy değil. Başka bir şehre bağlı bir köy. Bir futbol sahasının kenarına kurulmuştu çadırımız. Ama bugün biraz geç bir saatte ulaştık bu köye. Bu sabah yürüyüşümüzün başlangıcını biraz geç yapmıştık. Birkaç saatlik bir toplantı yapmak zorunda kaldık.

Evet özgürlük yürüyüşünde her eylemde olduğu gibi çeşitli sorunlar da yaşanıyor. Bu sabah bize bir haber geldi. Bu habere göre, yarın Bayern‘deki parlamentoda bir kişi randevu almış ve parlamentoda 5 dakika konuşması sağlanacakmış. Bu randevuyu ayarlayan da Yeşiller Partisi’sinden biriymiş. Parlamentoda 5 dakikalık konuşma yapacak kişi, bizim Berlin yürüyüşümüz başlamadan önce Würzburg’taki çadırımızda bulunan bir kişi. Ancak bu kişiyi kimse fazla tanımıyor ve bizim yürüyüşümüze hiç gelmedi. Bize konuyla ilgili hiçbir bilgi vermedi. Parlamentoda kimin adına ve ne konuşacağını bilmiyoruz. Parlamentodaki randevu yarın olduğu için biz bugün bu konu üzerine bir karar almak zorundaydık. Toplantımız çok uzun sürdü ve yürüyüşümüze geç başlamak durumunda kaldık. Dolayısıyla akşam konaklayacağımız köye geç ulaştık. Akşam yemeğinden sonra bu konuyla ilgili son kararı vermek için tekrar toplandık.

Sabah yaptığımız toplantıda, parlamentoda 5 dakikalık konuşma için randevu alan bu kişinin konuşmasına birkaç kişi dışındaki çoğunluk olarak biz temkinli yaklaştık ve onun bizim adımıza parlamentoda konuşmasına izin vermenin yanlış olacağını düşündük.
arlamentolara ve parlamenterlere güvenmiyoruz. Bizim özgürlüklerimizi sınırlayan yasalar zaten bu parlamentolar ve devletler tarafından çıkartılıyor. Bu nedenledir ki biz devletlere ve parlamentoya karşı protesto yürüyüşü düzenliyoruz.

Öte yandan parlamentodaki 5 dakikalık bir konuşma izni verilmesi bir rüşvet özelliği taşıyor. Üstelik konuşmak için oraya gidecek olan kişinin ne konuşacağını bilmiyoruz. Eylemi gerçekleştiren biziz. Bizim adımıza, bizim dışımızda birinin söz ve karar verme hakkı yoktur. Biz kendi irademizi bir komiteyle, bizimle diplomatik temas kurmak isteyenlere karşı beyan ederiz. Bizim yaptığımız eylemle ilgili karar ve söz söyleme hakkı en başta bizimdir. Bizimle görüşmek isteyenlerin gelip bizimle temas kurması gerekir. Bizim yürüyüşümüzde hiç yer almayan ve bize herhangi bir şekilde fikir sormayan birisinin, bizim adımıza konuşma ve diplomasi yürütme hakkı yoktur.

Biz bu konudaki toplantıyı ve tartışmayı mola verdiğimiz yerde de sürdürdük. Parlamentoya karşı güvensizlik genel ve ortak bir görüş haline geldi. Sadece birkaç kişi adamın konuşabileceği yönünde görüş belirttiler.

Şu saatlerde devam eden toplantımızın da konusu gene bu parlamentoda 5 dakikalık randevu meselesi oldu. Yeni aldığımız haberlere göre dün bu konuyla ilgili bir basın toplantısı olmuş. Bir İranlı kadınla söz konusu parlamenter bir toplantı yapmış. Bu toplantıda da eylemi yapanların İranlılar olduğunu söylemiş. Bu yönde daha önce de haberler çıkmıştı ve biz bu tür haberleri yayınlamıştık. Bizim özgürlük yürüyüşümüz yalnızca bir ülkeyle sınırlı değil, bu genel bir özgürlük eylemidir. Özgürlükleri sınırlananların eylemidir bu. Pratik olarak da burada birkaç ülkeden gelmiş olan göçmenler var. Biz Berlin’e gidiyoruz, parlamentoya karşı yürüyoruz. Onların beş dakikalık komedisine ihtiyacımız yok. Biz gideriz kendi parlamentomuzu kurar ve hiçbir sınır koymadan konuşuruz.
Anlaşıldığı kadarıyla bizim eylemimizle ilgili birileri boşa çıkarma girişimleri yapıyorlar. Bunun önüne geçmemiz gerekiyor. Herkese ilan etmeliyiz ki; bizim adımıza bizim dışımızda kimsenin karar verme hakkı yoktur.

Otobüste yolculuk eden arkadaşımız da telefonla toplantımıza katılıyor. O arkadaş, yarını beklememizin iyi olacağını düşünüyor. Eğer yarınki konuşması olumsuz olursa açıklama yaparız diyor. Ama biz bu akşam bildiriyi yazıp basına vermemizin daha uygun olacağını düşünüyoruz ki bundan sonra da bizim üzerimizde politik ve diplomatik oyunlar oynanmasın.

Herkes toplantıda görüşlerini ifade ettikten sonra bu konuda bir oylamaya gideceğiz ve karar vereceğiz. Toplantımız devam ediyor, henüz bu konuyla ilgili bir oylama yapmadık. Çeviri sorunları bizi çok engelliyor. Bu, benim için daha önemli çünkü Almanca ve Türkçeyi bir arada bilen birisi yok.

Bu sabah gene yeni destekçilerimiz vardı. Dün yürüyüş yaptığımız Leipzig’ten bir kişi bizimle yürümeye başladı ve Hamburg’dan bir kişi geldi, Nürnberg‘ten bir kişi geldi. Bunlar Almanyalı aktivistlerdi. Bir kısmı bizimle birlikte uzun yürürken bir kısmı da kısa mesafe yürüyüp gidiyorlar. Ama sürekli bizimle birlikte yürüyen Almanyalı destekçilerimiz oluyor.

Nürnberg’ten gelen arkadaş, kısa süre önce Türkiye‘nin İzmir kentine gitmiş. Orada İnsan Hakları Derneği ve diğer kurumlarla görüşmeler yapmış. Almanya’da benimle aynı kampta kalmış bir arkadaşın annesiyle tanışmış ve biz onunla burada tesadüfen tanıştık. Alman solu, Türkiye solu ve dünya solu üzerine sohbetler yaptık onunla. Çünkü o arkadaş Türkçe biliyordu. Nedense Almanyalılar içinde Türkçe bilenlerin çok olması dikkat çekiyor. Bunun bir nedeni Almanya’da Türkiyelilerin çok olmasıdır. Bir diğer nedeni de Türkiye’nin dünya sermayesi içinde yükseliş durumunda olması olsa gerek. Çünkü diğer Ortadoğu ülkeleri içinde de Türkçe konuşanların sayısı epeyce fazla. Ortadoğu’dan gelen insanlar genelde Türkçe müzik dinleme ya da Türkçe dizileri izlemeyi tercih ediyorlar. Müzik olarak ise hep arabesk müzikleri dinliyorlar. İbrahim Tatlıses ya da diğerlerini dinliyorlar. Türkiye, kendisine yakın olan İran, Irak, Suriye, Arabistan gibi ülkelere sermaye ve meta ihracı gerçekleştiriyor. Aynı zamanda kültürel olarak da bir ihracat gerçekleştiriyor.

Toplantımız devam ediyor. Çoğunluğumuzun eğilimi bu akşam, bizim adımıza bizim dışımızdan birilerinin söz ve karar verme hakkının olmadığını vurgulayan yazımızın yayına verilmesidir. Otobüsteki arkadaş ise yarınki parlamento toplantısını beklemek gerektiğini düşünüyor. Birazdan oylama yapacağız. Ama şimdi yazıyı noktalamak durumundayım. Şarj ve elektrik sorunu var. Daha sonra internete girme şansını kaçırmış olabilirim. Ama bu kısa metinden buradaki demokratik işleyişi nasıl gerçekleştirdiğimizi anlamak mümkündür. Herkesin iradesi ve sözü toplantıda yansıyor ve her kesin kararlara katılması aktif olarak sağlanmış oluyor.

26 Eylül 2012
Turgay Ulu
Hohenpriessnitz