Başkan neden gözaltına alındı

Yollar kesilmiş alanlar sarılmış / Tel örgüler çevirmiş yöreni / Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende / Benden geçti mi diyorsun...

GÜNCEL
Cumartesi, 29 Eylül 2012 (14 yıl 1 ay önce)

İHD Başkanı Ali Tanrıverdi neden gözaltına alındı


Adil OKAY
Mersin'de yapılan KCK adı altındaki operasyonda gözaltı sayısı 42'ye çıktı. Gözaltına alınanlar arasında siyasetçiler, sendikacılar, gazeteciler de var. Mersin Emniyet Müdürlüğü'ne Terörle Mücadele polisleri, bu sabah çok sayıda kurum ve eve baskın düzenledi.
Akdeniz Belediyesi'ne bağlı İştar Kadın Danışma Merkezi, BDP Mersin Siyaset Akademisi, BDP Mersin İl Örgütü, İHD Mersin Şubesi ve çok sayıda ev, sabah saat 05.00'te eşzamanlı olarak basıldı. İHD binasının kapısının polisler tarafından kırılarak açıldığı, yapılan aramada üyelik defterlerine ve bilgisayarlara el konulduğu öğrenildi. Baskınların ardından 42 kişi gözaltına alınırken, soruşturmada 24 saatlik kısıtlama kararı olduğu öğrenildi.” Etha
Peki bu insanlar neden gözaltına alındı? Bunun nedeni yüzyıllar öncesine dayanır. Nasıl mı?
 
15. yüzyılda Yedikule Zindanları'nı inşa eden “devlet”in de, 1895’te İstanbul’da kurulan, “Osmanlı Amele Cemiyeti” yöneticilerini 10’ar yıl hapse mahkum eden “devlet”in de ideolojisi aynıydı. 1923’te Şefik Hüsnü ve arkadaşlarını tutuklayan “devlet”le 1925 yılında gazeteci ve yazarlardan Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Şevket Süreyya, Zekeriya Sertel, Cevat Şakir, Hüseyin Cahit ve Mersin’li Ata Çelebi’yi tutuklayan “devlet” aynıydı. Sabahattin Ali’yi katleden, Nazım Hikmet ve yoldaşlarını düzmece suçlamalarla tutuklayan ‘devlet’in adaleti’yle 1950’lerde Rıfat Ilgaz, Enver Gökçe ve Ahmed Arif, gibi 40 kuşağı toplumcu yazarlarını-aydınlarını hiçbir gerekçe göstermeksizin tutuklayan devletin adalet anlayışı aynıydı. 1946’da “Sansaryan tabutlukları”nda sosyalistlere acımasızca işkence yaptıran ‘devlet’in argümanlarıyla, Musa Anter’i, Uğur Mumcu’yu, Turan Dursun’u katledenlerin ve Sivas’ta aydın-yazar ve sanatçıları yakan zebanilerin argümanları aynıydı.
 
1960, 1971, 1980 darbelerini yapan “devlet”le son yıllarda ülkeyi devasa bir hapishaneye çeviren “devlet”in uygulamaları -mücadele ve ağır bedeller sonucu kazanılan kısmi demokratik haklar olsa da- aynıydı.
 
Aynıydı çünkü: Yedikule Ziindanları'nın inşasından bu yana (ve daha önce) İstanbul ve Anadolu topraklarında saltanat süren tüm devletlerin-hükümetlerin “adalet”i, mülksüzlerin değil, büyük mülk sahiplerinin hizmetinde olmuştu.
 
İşte AKP diktasının, dün itibariyle 40 kadar demokratik kitle örgütü ve yasal siyasi parti temsilcisini gözaltına alması da aynı zihniyetin ürünüdür. Mersin İHD başkanı Ali Tanrıverdi’nin gözaltına alınması sadece çalıştığı kuruma değil, kentin tüm demokrasi güçlerine saldırı ve gözdağıdır.

İHD bu ülkede herkese gerekli bir kurumdur. İHD başkanını gözaltına alarak muhaliflere korku salınmaya çalışılmaktadır. Kadın Dayanışma Merkezi (İştar) basılıp, yöneticileri Besime Gülhan Yağ ve Roza Yaruk gözaltına alınarak kadınlara gözdağı verilmek istenmektedir. “Nar” yöneticisi Emine Kocadağ gözaltına alınarak yoksullar korkutulmak istenmektedir. KESK üyeleri gözaltına alınarak sendikal mücadele engellenmek istenmektedir. AKP iktidarı muhalif olan herkesi “terörist” olarak tutuklamakta bir beis görmemektedir. Artık bu baskıya karşı ortak ses çıkarma zamanıdır. Bertolt Brecht’in ifadesiyle: “Suskun kalanlar hiç olmazsa utanmalıdır”…

Rıfat Ilgaz’ın bir şiiriyle bitiriyorum:

“…Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi diyorsun
Aç iki kolunu iki yanına
Korkuluk ol...
”