Silivri'de görülen KCK ana davasında, mahkeme salonunda izleyiciye izin verilmezken, askerler avukatları döverek salondan dışarı attı
İstanbul'da 5 ila 28 Ekim 2011 tarihleri arasında "KCK" adı altında BDP il ve ilçe binalarına, siyaset akademilerine, Kürtlere ait kurumlara düzenlenen operasyonlar sonucunda 124'ü tutuklu 205 siyasetçinin yargılandığı İstanbul "KCK Ana Davasının" ikinci duruşması Silivri'de İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Duruşmada avukatlar askerler tarafından dövülerek salondan çıkarıldı.
Mahkeme salonunun çevresinde olağanüstü önlemler alınırken, metrelerce uzunluktaki polis ve asker barikatları dikkat çekti. Dava kapsamında; BDP PM Üyesi Hasan Özgüneş, BDP MYK Üyesi Mustafa Avcı, Prof. Dr. Büşra Ersanlı, yayıncı-yazar Ragıp Zarakolu, Özgür Gündem Gazetesi editörü Kazım Şeker, çevirmen Ayşe Berktay, BDP PM üyeleri, Red Dergisi Yazarı Hakan Soytemiz, BDP il yöneticileri, ilçe başkanları, parti üyeleri ile Kürtlere ait bazı kurum yöneticilerinin aralarında bulunduğu siyasetçileri yargılanıyor.
Duruşma başlamadan önce avukatların çantalarının aranmasının istemesi nedeniyle, avukatlar ve askerler arasında gerginlik yaşandı. İzleyiciler ve gazeteciler de olağanüstü önlemler altında salona girdi. Salonda izleyiciler ve tutuklular askerlerin arkasında birbiriyle konuşmaya çalıştı. Duruşmayı izlemeye BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de geldi. Dosyada yargılananlar arasında Silivri 2 No'lu L Tipi Cezaevi'nde açlık grevine giren ve müdahale edilerek hücrelere konulan tutsaklarla birlikte açlık grevinde olan 16 tutsak da yer alıyor. Sebahat Tuncel'e hücredeki durumunu anlatan tutsaklardan Erdal Avcı, hiçbir şekilde çay, limon ve idarenin verdiği hiçbir şey almadıklarını sadece çeşme suyu içtiklerini, tecrit hücrelerinde olduklarını söylediği görüldü.
Mahkeme Başkanı Ali Alçık, Savcı Hüseyin Kaplan ve mahkeme heyeti bir saat sonra salona geldi. Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve 19 tutuksuz sanık ile tüm tutuklular ve avukatları duruşmada hazır bulundu. Tutuksuz yargılananların kimlik tespitiyle duruşma başladı. Türkçe, Kürtçe ve Arapça kimlik bilgisi verildi. Mahkeme heyeti tahliye taleplerini yazılı olarak alacaklarını söyledi. Bunun üzerine itiraz eden avukatlar, yazılı talebin "aleniyet" ilkesine aykırı olduğunu, yargılamada esasın "sözlülük" olduğunu belirterek, son iki gün kendilerine ve müvekkillerine tahliye için söz verilmesini istedi.
Avukat Ercan Kanar, yazılı talebin ancak Engizisyon Mahkemelerinde olacağını belirterek, bunun kısıtlama olacağını söyledi. Avukat Sinan Zincir ise, daha önceki duruşmada, bu davanın "siyasi soykırım davası" olduğunu, müvekkillerinin rehine olduğunu belirttiklerini söyledi. AKP'nin dünkü kongresinde çıkan kararlarda anadilde savunmanın önündeki engellerin kaldırılacağı ibarelerini hatırlatan Zincir, "Eğer oyalama taktiği değilse engeller kaldırıldı dedi. Biz Kürtçe sertifikası olan tercüman bilirkişi getirdik. Onun sanık müdafilerinin yanına oturmasını talep ediyoruz" dedi.
Mahkeme heyeti savcıdan mütalaasını istedi. Savcı, tercüman konusunda daha önce karar verildiğini, hiç Türkçe bilmeyenler için atanabileceğini, ancak Türkçe bildiği görülenler için tercüman atamaya gerek olmadığı yönünde mütalaa verdi. Duruşmada söz isteyen tutuklulardan Aslan İşçioğlu, "Bir halkın dostu varsa o halk yenilmez, Kürt halkının dostu da vardır. Sayın Abdullah Öcalan'dır. Öcalan üzerindeki tecridi protesto eden, açlık grevindeki 11 arkadaşımıza müdahale edilip, hücrelere konuldular" dedi. Bunun üzerine mahkeme heyeti İşçioğlu'nun mikrofonunu kapattı.
Mahkeme heyeti talepleri değerlendirmek üzere duruşmaya ara verdi.