Mülteciler Berlin’de

Mültecilerin yürüyüşü 29. gününde Berlin'e ulaştı. Ekim yeni bir başlangıç diyorlar

GÜNCEL
Pazar, 7 Ekim 2012 (14 yıl 1 ay önce)

YAŞANACAK DÜNYA
Bir grup mültecinin 8 Eylül’de Almanya’nın Würzburg kentinden başlayıp, Berlin’e kadar sürdürdükleri yürüyüş 29. gününde başkente ulaştı. Yaşamlarının kamplara sıkıştırılmasına, izolasyona, ayrımcılığa karşı ve çizilen sınırların ortadan kaldırılması için yapılan yürüyüş, sorunların gündemleştirilmesinde önemli bir rol oynadı.

Eylül ayı boyunca hem yürüyüş hem farklı eylemler yapan mülteciler, Berlin’e ulaştıkları Ekim ayını yeni bir başlangıç olarak düşünüyorlar. Politik mülteciler 13 Ekim Cumartesi, saat 15.00’de, Oranienplatz’da “büyük gösteri”ye hazırlanıyorlar.

Yürüyüşün hemen her gününü yazıya döken, kendisi de o kamptan o kampa sürülen Turgay Ulu’nun yürüyüşün son iki günü olan 28. Gününü kısaltarak, 29. Gününün tamamını yayınlıyoruz:

Yürüyüşte Berlin merkezine 1 gün kala
Bugün özgürlük yürüyüşümüzün 28. gününü bitirdik. Dün Postdam’da konakladığımız yerde, otobüs turu yapan arkadaşlarımızla yaptığımız coşkulu buluşmanın ardından genel bir toplantı yaptık. Bu toplantıda, yürüyüşümüzün bugüne kadar olan bölümü ile ilgili bir kısa bilanço çıkarttık. Bu bilançoya göre, Würzburg’tan Berlin’e başlattığımız yürüyüşün ilk gününden bu güne kadar epeyce bir mesafe kaydetmişiz. Mesela, otobüs turu bir kişiyle başladı ve şimdi yirmisekiz kişiyi buldu. Bizim yürüyerek başlattığımız sefer de ilk gündekinden daha farklı bir noktada bulunuyor. Biz de onbeş kişi ile başlamıştık ama şimdi sadece mülteci sayısı olarak yirmiiki kişiyiz. İki rotada ilerleyenlerden sadece mültecilerin sayısı en az elli kişi olmuş durumda.



Artık taleplerimiz her kesim tarafından açık olarak biliniyor. Muhataplarımızın bununla ilgili olarak henüz ne düşündüklerini ve ne söylediklerini bilmiyoruz. Onların söylediklerine bakacağız biz sözümüzü söyledik ve artık söz bittiği eyleme geçtik. Artık talep ve ideallerimizi eylemlerimizle sokaklarda haykırıyoruz. Berlin’de bulunan çadırda direnişimizi şimdilik bu biçimiyle sürdüreceğiz, orada da kamp ziyaretleri yapacağız ve ayın 13′ünde büyük bir miting gerçekleştireceğiz. Ondan sonrasına da bakacağız artık.

Bugün sabah Postdam belediyesinin önüne bir yürüyüş gerçekleştirdik. Yürüyüşümüzde yaklaşık olarak 700 kişi vardı. Bazı kadınlar kucaklarında bebekleriyle gelmişlerdi. Otobüsle gelen mülteci arkadaşlardan da bebeği olan bir Afrikalı arkadaş vardı. Belediyenin önüne kadar coşkulu bir yürüyüş yaptık. Belediyenin duvarlarından pankartlarımızı salladık. Samba müzik grubu da bando takımıyla yürüyüşümüzü renklendirdi. Belediyenin önünde konuşma ve sloganlarımızı bitirdikten sonra Berlin’e doğru yürümeye devam ettik. Berlin’den gelen destekçilerimizin sayısı şimdi daha fazla. Hem antifalardan güvenlik için gelenler var hem de bizimle birlikte yürümek için gelenler var.

Bizim yürüyüşe başından beri katılamayan mültecilerin de bir kısmı yarın gelecek ve bizimle birlikte Berlin’e kadar yürüyecekler. Eylemimizin siyasal bir etkisinin olduğunu görebiliyoruz.

Yarın da birlikte Berlin’in merkezine doğru yürüyeceğiz. Yarın yürüyeceğimiz mesafe çok uzun değil. Yaklaşık olarak 12 km yürüyeceğiz. 5.10.2012, Dahlem
Özgürlük yürüyüşü kervanımız Berlin’e ulaştı
Bugün yürüyüşümüzün 29. günü ve biz Berlin’deyiz. Bundan bir önceki durağımıza gelirken ana cadde üzerinde NPD partisinden Nazi faşistleri pankart açmışlardı. Sayıları çok azdı. Onlarla bizim aramıza polisler araçlarla ve kendileriyle barikat kurdular. Sloganlarımızla Nazi faşistlerini teşhir ettik. Bizim yürüyüşümüzü engelleyemediler. Berlin’e gelinceye kadar bir kaç defa yürüyüşümüzü provoke etmeye çalışan faşistler amaçlarına ulaşamadılar ve biz onların tüm girişimlerini boşa çıkarttık.



Bugün yaklaşık 12 km. yürüdük. Yol çok uzun değildi fakat yolda gene yağmura yakalandık. Dün de yağmura yakalanmıştık, böylece iki gün üst üste ıslanmış olduk. Henüz dinlenme ve ıslak giysilerimizi kurutma şansımız olmadı.

Şu anda Kreuzberg’teki çadırlarımızın bulunduğu alana geldik ve yalnızca mültecilerin katıldığı bir toplantı düzenlemekteyiz. Frei üniveresitesinden buraya yürürken genelde ana caddelerden geçtik. Önde ve arkada polis otoları eskort yapıyorlardı. Ana caddelerden geçerken büyük bir binanın üzerinden bizi destekleyen bir pankart açıldı ve bayrak dalgalandırıldı. Daha sonra öğrendik ki polis bu pankartı açanları gözaltına almış. Geriye döndük ve polis kontrolünü protesto eden sloganlar attık. Gözaltına alınan arkadaşlar için avukatlar devreye girdiler.
Bu sabah Frei üniversitesinden hareket etmek üzereyken bir grup kendi bayraklarını açtı. Ancak biz bu grubu bir ay boyunca hiç görmedik ve tanımıyorduk. İranlı bir gruptu bunlar. Ancak biz onların pankart açmasına izin vermedik. Çünkü şimdiye kadar hiç bir şekilde bizim direnişimizde onları görmedik. Diğer yandan her grup kendi bayrağını açarsa ortalık kaostan geçilmezdi. Başından beri direnişte bulunanlar olarak biz hangi bayrağı açarsak açalım kimsenin itirazı olmuyor çünkü biz artık meşru bir durumdayız ve bunu hakediyoruz. Ama bu direnişe bir ay boyunca hiç bir şekilde ilgi göstermemiş bir grubun gelip yürüyüşün son gününde kendi pankartını açmayı dayatması demokratik bir durum değildi ve buna izin verilmedi. En çok da o grubun kendi ülkesinden olan arkadaşlar karşı çıktılar.

Kreuzberg’te basına açıklama yaparken de şimdiye kadar direnişimizde yer almamış olanlar konuşmak istediler ve gene problem çıktı. Üstelik bu insanlar bizim yürüyüşümüze başından beri katılmış, yollarda ter dökmüş insanların konuşmalarını engellemeye çalıştılar ve biz buna da engel olduk. Kimse bizim sırtımızdan rant sağlamaya çalışmasın. Yollar burada, eylem yapmak isteyen gelsin birlikte yapalım. Ama eylemi biz yapıyoruz, kamplarda bize verilen aylık paraları bile almaya gitmiyoruz, bu eylem için her türlü riski ve bedeli göze alıyoruz ama tuzu kuru bürokratlar bizim emeğimiz üzerinden politik çıkar sağlamaya çalışıyorlar. Biz buna göz yumamayız ve yummuyoruz. Bundan sonra da kapitalist izolasyon sistemine karşı mücadele etmek isteyenler gelsinler omuz omuza mücadele edelim. Biz devam ediyoruz ve şu anda sürmekte olan toplantımızda önümüzdeki günlerde neler yapacağımızı tartışıyoruz.

Direnişimiz aşamalarından birini tamamladı ve şu anda yeni bir aşamanın ilk günündeyiz. Bundan sonraki eylem ve direnişlerimizi biz belirleyeceğiz. Ne tür direniş yöntemleriyle mücadeleye devam edeceğimizi birlikte tartışıp kararlaştıracağız.

Direnişe yeni katılmış mülteciler var aramızda. Bazen konuşma yapmak isteyen arkadaşlar kendilerine göre bir kural belirlemeye çalışıyorlar ve bu kuralları mantıklı bulmayan diğer kesimler küskünlük içine giriyorlar. Daha önceki toplantılarımızda da benzer sorunlar yaşanmıştı. Ama biz bu sorunları tartışarak çözüyoruz. Eski toplantılarda küsüp gidenler tekrar geriye geldiler. Şimdiki tartışmada da bazı küskünlükler ortaya çıkıyor ama biz bunu sabırlı bir şekilde çözmeyi başarıyoruz.

Direniş ortamımızda ücretsiz yemek vb. şeyler var. Bazı insanlar buraya yalnızca yemek yemek ve eğlenmek için, zaman doldurmak için geliyorlar, bu ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra çekip gidiyorlar. Doğal olarak bu durum burda sürekli bulunan bedel ödeyen bizleri rahatsız ediyor. Konuşmalarımızda bunları dile getiriyoruz. Bu sözlerimiz bazen küskünlüklere yol açıyor. Ama gerçekler bunlar. İnsanlar mücadele etme yöntemlerini öğrenecekler ve direniş ortamlarını başka amaçlar için kullanmamayı öğrenecekler. Direnişimiz insan eğitimi için de bir okul işlevi taşıyor. İnsanlar burada anı zamanda bir yaşam anlayışı edinmiş oluyorlar. 6.10.2012, Berlin