Yaşanacak Dünya, ATİK, ADHK, MKM, MLPD tarafından Stuttgart'ta ırkçılık ve faşizm konulu bir panel yapıldı
YAŞANACAK DÜNYA
Yaşanacak Dünya, ATİK, ADHK, MKM, MLPD tarafından organize edilen ırkçılık ve faşizm paneli Stuttgart‘ta, Arena’da yapıldı. Oldukça dinamik geçen Panel devrim şehitleri için yapılan saygı duruşuyla başladı.

MKM adına konuşacak arkadaş, Abdullah Öcalan‘a özgürlük otobüsüne ve derneklerine dönük Türk ırkçı faşistleri tarafından düzenlenen saldırılar ve tehditlerden kaynaklı acil bir araya gelme ihtiyacından dolayı panele katılamadı. Bu zorunlu aksaklıktan kaynaklı özür mesajı yolladılar.
Yaşanacak Dünya temsilcisi konuşmasına “Eksenine militan sosyalizm anlayışımızın yerleştiği, yeni bir tüzük ve programla çıktığımız 1. Kongremizin coşkusuyla buraya geldim ve hepinizi bu coşkuyla selamlıyorum” diyerek başladı. Devamında “Sadece bu coşkuyu sizlerle paylaşmak için değil, devrimcilikte yeni bir düzlem farkılaşması diyen Kongremizin her konuda olduğu gibi burada yapacağım konuşmayada yansıyacağı için böyle bir girişle başladım” dedi.
Arkasından “Emperyalist kapitalizmin 1929′dan sonraki en ağır bütünsel bunalımını yaşıyor diyorsak ırkçılığa yaklaşımımız ve bunun tehlikeleri, protestoculukla yetinmeyen bir pratik duruşta buna uygun olmalı. Ya barbarlık içinde yok olacağız ya da sosyalizme doğru ilerleyeceğiz. Bu teorik bir savunu olmanın ötesine geçmiştir, günceldir. Fakat kapitalizmin temellerine dokunmayan soyut bir ırkçılık karşıtlığı ve faşizme karşıtlık olamaz. 1930‘lardaki sosyal demokrat partilerin uğursuz rolünü oynamak istemeyen herkes bu tehlikenin boyutunu, sermaye açısından merkezileşmenin ve tek tipleşmenin geldiği aşamayı, burjuva demokrasilerinin nasıl geriye doğru çözüldüğünün önce kendisi farkında olmalıdır ki, sınıf ve emekçilere bu kafa açıklığı ile gidebilsin. Uçlarda birikmenin örneklerini Yunanistan’da Syriza ve Avrupa ülkelerinde ırkçı faşist partilerin yükselişinden görebiliriz. Irkçılıkta emperyalist kapitalizm açısından bir tercih sorunundan çok, bu uçlarda birikmenin bir yansımasıdır. Sosyalizm ise her zamankinden daha fazla günceldir. Ve bu konuda her zamankinde daha fazla Kürt Ulusal hareketi başta olmak üzere, belli bir sınıfsal kesime dayanmayan heterojen guruplara faşizme karşı atacak taşı olanlara kadar geniş bir cepheyi sosyalizm perspektifi ile ırkçılığa, militarizme, faşizme karşı örgütlemenin aciliyetinden” söz etti. “Irkıçılığın temelleri, dayanakları, felsefesini de tartışalım fakat somutluk somutluk somutluk gerekli bizlere” dedi.

ATİK temsilcisi özellikle Almanya’da krizinin derinliği, yoksullaşmanın ve işsizliğin düzeyininin verilerini rakamlarla sunarak başladığı konuşmasını “Yerlilerde gelecek korkusu ırkçı fikirlerin gelişimini getiriyor, işçi ve emekçileri bölmek için medya ve çeşitli yayın organları kullanılıyor. 1990‘lardan sonra ırkçı saldırılarda artış var. Friederich Ebert Vakfı’nın (Sosyal Demokrat düşünceye sahip -bn) yaptığı araştırmaya göre Sol Parti içinde dahi ırkçı düşünceler yüzde 7 oranında. Irkçı faşist parti NPD‘nin Anayasayı Koruma Teşkilatı ile bağlantıları açığa çıktı. Arkasından entelektüel ırkçılık geliştirdiler. Sarrazin ırkçı bir kitap çıkardı. Buna rağmen SPD‘den ihraç edilmedi. Bu saldırılara karşı göçmen derneklerinde ama sendikalarda da örgütlenmeliyiz” dedi.
ADHK adına konuşan arkadaş: “Irkçılığın tarihsel kökleri ve dayandığı felsefeye bakmak gerekir. Kadının köleleşmesi ile ırkçılık başlar. Kadının fiziki zayıflığı üzerinde egemenlik kurma anlayışını Kant’da da görürürüz. Darwin yine 'Güçlü olan zayıfı yok eder' diyordu. Nietzsche‘nin 'Üstün insan' teorisi. Üst kimlik alt kimlik meselesi. Göçmenlerin birey değil, kolektif toplumsal hakları olmalıdır. Dil, sağlık, eğitim, kültürünü geliştirme hakkı bunların güvence altına alınmasını talep etmeliyiz.” dedi.
Devrimci Hareket adına konuşmacıysa: “Sadece kadın erkek arasında değil, sınıfsal ayrımlarla ırkçılık başlamıştır. Benden önceki konuşmacı ötekileştirme dedi. Ben sömürücüleri ötekileştiririm. Biz biziz, onlar bizim için ötekidir. Ötekileştirme Hz. Muhammed‘de de vardır. 'Yecüc-mecüc' der, Türkler içinde 'Yecüc-ecüc' der. Emperyalizme ve oligarşiye karşı olmadığımız sürece ırkçılığa karşı olamayz. Alman yoldaşlarımız alınmasın ama, Almanlar ırkçılıkla hesaplaşmadı. Irkçılık sadece Nazi‘ler döneminde değil, ilerleyen yıllarda kurulan devlet kadroları da Nazi’lerden oluşuyordu” çerçevesinde bir konuşma yaptı.
En son konuşan MLPD ise: TDH ve Kürt Hareketiyle yaptığı eylem birliklerinin olumluluğundan söz ederek başladı konuşmasına (Başak Özgür‘ün Hırvatistan‘dan alınması, Deniz için yürütülen kampanya ve 800 kişilik gösterinin başarılı bir çalışma olduğu, seçimlerdeki ortak çalışmalar). Irkçı düşüncelerin savcılar arasında dahi nasıl yaygın olduğuna örnek olarak Frankfurt‘ta bir savcının Naziler döneminde İtalya‘da 500 kişiyi öldürdüğünün açığa çıkmasını anlattı. “Bunların kalkıp bir de Deniz gibi antifaşistleri yargıladığını” söyledi.
Panel soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.