Berlin Eylem Günlüğü II

Yerel eylemleri merkezileştirerek bir araya getirerek bir deneyim yaşamıştık. Şimdi de taktik ayrılık konusunda bir deneyim sunuyoruz

DÜNYA
Cuma, 19 Ekim 2012 (14 yıl 1 hafta önce)

İki taktik


Direnişimizin yeni ve kritik bir aşamasına gelmiş bulunuyoruz. 7 aydır sokaklarda değişik eylemlerle mücadelemizi sürdürüyoruz. Bugüne kadar bütünlük içinde direnişimizi sürdürmüş olduk. Fakat geldiğimiz bu noktada aramızda iki ayrı taktik ortaya çıktı. Önümüzdeki dönemde direnişimizi hangi eylem yöntemiyle sürdüreceğimize dair Berlin'e geldiğimizden beri tartışıyoruz.

Eylem taktikleriyle ilgili olarak sürdürdüğümüz tartışmalarda bir mutabakata varamadık. Sonuç olarak ortaya iki farklı taktik çıkmış oldu. Bir grup arkadaşımız yarın sabah açlık grevine başlama kararı aldı. Onların bu kararının gerekçesi "hızla sonuç almak" biçiminde özetlenebilir. Onlar önümüzdeki sürecin kış olduğunu ve bu işi fazla uzatmamak gerektiğini düşünüyorlar. Şimdiye kadar sürdürdüğümüz eylemlerin yeterli olduğunu, artık bu işe bir son vermek gerektiğini düşünüyorlar. Onlar parlamentonun önünde açlık grevine başlayacaklar.

Bir yandan iki taktik ortaya çıktı. Bir yandan da bu akşam bir kriz toplantısı yapıyoruz. Sorunlar birikti ve bir kriz toplantısı yapmayı uygun bulduk. Hem iki taktiği bir arada nasıl sürdürebileceğimizi düşünmek zorundayız. Hem de içimizdeki sorunların birikmesinden kaynaklanan krizi nasıl çözeceğimizi tartışacağız.

Kriz toplantısını açtık. Sayımız çok kalabalık olduğu için söz alıp konuşmak isteyen insanlara 2 dakika söz hakkı vereceğiz, 2 dakika da çeviri için süre verilecek. Bundan fazla bir süre verecek olursak bu toplantıyı bitirme şansımız olmaz.

Bugün yapacağımız toplantıyla ilgili olarak dün bir ilanda bulunduğumuz ve toplantıyı dün kararlaştırdığımız saatte başlattığımız için katılım oldukça yüksek. Toplantının nedenini açıklayan arkadaşın yanında bir de moderatör var. Moderatör de konuşmak isteyenlerin listesini çıkaracak.

Krizimizi ana başlıklar altında toplayacak olursak, bunları şeffaflık, hiyerarşi, erkek egemen bakış açısı ve işleyiş sorunları olarak sıralayabiliriz. Şimdi bu sorunlarımızı nasıl çözebileceğimiz üzerine konuşacağız.

Yarın açlık grevine başlayacak olan arkadaşlar, aynı zamanda bu kriz toplantısında tartışılan konularda eleştirilen arkadaşlarımız. Bu arada pratik bir durum ortaya çıktı. Toplantımız başlarken açlık grevine başlayacak olan gruptan bir arkadaşımız, bir grubun bu çadırlardan ayrılarak başka bir yerde çadır açtıklarını ve orada açlık grevine başlayacaklarını açıkladı. Ancak toplantının konusu kriz toplantısı olduğu için arkadaş kitle tarafından eleştiriye tabi tutuldu ve toplantıyı terketti.

Açlık greviyle ilgili olarak genel toplantılarda çok fazla görüşme ve bilgilendirme olmadı. Bu nedenle özellikle aktivist destekçiler arasında bu fiili durum oldukça rahatsızlık yarattı. Ancak pratik olarak yapacak bir şey bulunmuyor. Şu anda fiili olarak iki ayrı görüş ve iki ayrı pratik ortaya çıktı. Bu durum bizim için zorlayıcı bir rol oynayacaktır. Ama mücadeleler tarihi böylesi durumlara alışkın durumdadır. Şimdi biz bu iki taktiği bir arada nasıl yürütebileceğimizi düşünmek zorundayız.

Durumla ilgili bilgileri az olan ya da olmayan arkadaşlar üzerinde bu ikili durum bir reaksiyon yarattı. Şimdi tartışmalar biraz sert olarak yürümeye başladı. Ama bizim direnişi bundan sonra başarılı bir şekilde sürdürmemiz bu iki taktiği birbirini dışlayan değil, birbirine paralel olarak yürüyen bir mücadele olarak ele almamıza bağlıdır.

Açlık grevine başlayacak olan arkadaşlar şu anda kriz toplantısından çekildiler ve burada bulunan çok sayıda aktivist bu duruma tepki gösteriyorlar. Aslında biz 2 ayrı taktiğin ortaya çıkmasına rağmen gene toplantılarımızı bir arada yapıp olası eylem kararlarını hep birlikte yürütebiliriz. Bugün olmasa bile bundan sonraki günlerde bütün enerjimizi eylemi yine hep bir arada bütünlük içnde sürdürmenin nasıl mümkün olacağına vermeliyiz.



Söz alan konuşmacılardan biri, açlık grevi için başka bir yerde çadır kuran arkadaşların içinde yer alan biriyle konuştuğunu ve ona pasaport alma sözü verildiğini söylediğini aktardı. Tüm tartışmaların sonucunda söyleyebiliriz ki; bu iki taktik arasındaki fark politik bir farktır. Birinci taktik, eylemi bir an önce sonuçlandırmak ve pasaportla sınırlamak biçiminde görünüm arzediyor.

Başından beri önümüzdeki süreçlerde hangi eylem taktiklerini harekete geçireceğimizi tartışıyorduk. Biz bir ay süren yürüyüş boyunca da bu konu üzerine ikili sohbetler yapıyorduk zaten. Biz ikinci taktiği savununlar; açlık grevi eyleminin bir final eylemi olması gerektiğini düşünüyoruz. Finale kadar uzun bir süre sokağı kullanmalıyız. Yapacağımız her şeyi yaptıktan sonra ve artık yapabileceğimiz hiçbir şey kalmayınca da açlık greviyle eylemimizi sona erdirmeliyiz. Nijerya Konsolosluğu'nun işgal eylemi bize şöyle bir gerçeği gösterdi: Bizim sokak eylemlerimizin niteliği halen büyük bir etki alanına sahiptir. İşgal eylemi bizim sesimizi daha uzaklara duyurdu ve ne yapmak istediğimizi en geniş kesimlere ulaştırdı.

Biz bugüne kadar yaptığımız eylemlerle Almanya genelinde bir etkiye ve mücadele dinamiğine ulaştık. Eylemimizi daha uzun bir sürece yaymamız bizim etki alanımızı daha da genişletecektir. Ancak açlık grevine erken başlanması bir taktik hatadır. Çünkü açlık grevine hemen başlamak bizim eylemlerimizin erken bir zamanda sonuçlanmasına yol açacaktır. Biz kapitalizme karşı eylemlere ne kadar uzun süre devam edebilirsek etki alanımız o kadar genişleyecektir. Bu eylemi ekonomist bir tarzda ele alıp erken sonuçlandıracak yanlış taktiklere başvurmak bizim alanımızı daraltacak ve bizi marjinalize edecektir. Ayrıca açlık grevi bir pasaport alımıyla sonuçlansa bile bu aslında politik olarak başarılı bir eylem sayılmaz. Çünkü birkaçımızın pasaport alması kapitalist izolasyon sistemine karşı hiçbir etkide bulunmayacaktır. Uzun erimli düşünüldüğünde, şimdiye kadar militan bir tarzda getirmiş olduğumuz eylemin siyasal etkisini zayıflatacaktır.

Bu iki taktik arasındaki fark basit ve teknik bir fark değildir. En radikal görünümde olan açlık grevi taktiği en ekonomist bir talebe endekslenmiş durumda. Açlık grevi eyleminin, final aşamasında gündeme gelmesi taktiği ise radikal değilmiş gibi görünüyor ama bu taktiğin gerekçesi en politik taleplere dayanıyor. Bu taktik pasaport talebinin talepler maddesine eklenmesini de istemiyordu. Diğer talepler tamamen kapitalist izolasyon sistemine karşı uzun erimli bir direnişi hayata geçirmeyi düşünen taleplerdir.

Bugünkü toplantımızın ikinci tartışma konusu, farklı uluslara ve farklı eğilimlere sahip olan insanların birbirlerine karşı saygısında sorun olduğu yönünde. Konuşmacılardan biri kendisinin bu tipten dışlanmaya maruz kaldığını iddia etti ve diğer çadıra giden insanlara yönelik bazı eleştirilerde bulundu.

Bu toplantıyı hep bir arada yapmış olsaydık, insanların arkasından söz söylenmesi gibi bir durum da ortaya çıkmayacaktı. Çünkü eleştiri yöneltilen insanların burada olmaması onların cevap hakkını engellemiş oluyor. Ama bu konuda yapılacak bir şey yok. Fiili bir durum ortaya çıktı. Bugünkü toplantıda yalnızca ikinci taktiği savunanlar yer almış oldu. Böylece toplantıdan fiilen çekilen insanlar cevap hakkını kullanamamış oldular.

Şimdi yeni bir deneyimin başlarındayız. 7 aydır ayrı ayrı mülteci kamplarında gerçekleştirmekte olduğumuz yerel eylemleri merkezileştirerek bir araya getirme noktasında bir deneyim yaşamıştık. Şimdi de taktik ayrılık konusunda bir deneyim sunuyoruz. Sınıf mücadeleleri tarihi olumlu ve olumsuz olarak birçok deneyime sahiptir. Gerçekleştirilen mücadele taktiklerinden hangisinin doğruya yakın olduğuna zaman ve tarih karar verecektir. Bu taktik ayrışma da bizim için bir deneyim olacaktır.

Genel tablodan çıkardığımız sonuç şudur: Biz bu direnişi ne kadar uzatabilirsek, siyasal etki alanımızı o kadar geniş tutabiliriz. Ancak hemen açlık grevine başlamak bizim eylemlerimizin süresini kısaltacaktır. Çünkü politik deneyimi olmayan insanların açlık grevini uzun süre sürdürebilmesi pek mümkün değildir. Yapabileceğimiz bir yığın politik ve pratik eylem varken kendimizi içe kapatıp açlık grevine başlamak etki alanımızın daralmasına yol açabilir.

Basitten karmaşığa doğru yapacağımız eylemler sürecinin arkasından final eylemi olarak açlık grevine başlamak hem kitlesel bir katılıma yol açacaktır. Hem de karşı taraf üzerinde yaptırım gücümüzün büyümesine yol açacaktır. Açlık grevine erken bir zamanda başlamak, hem gücümüzü bölen bir etkide bulunuyor, hem de bu direnişin erken bir zamanda bitmesine yol açıyor.

18 Ekim 2012
Turgay Ulu
Berlin