Açlık grevleri 43. gününde

Süresiz açlık grevinin 43. gününde kamuoyu oluşturmak için İHD Cezaevleri İzleme Koordinasyonu basın toplantısı düzenledi

GÜNCEL
Çarşamba, 24 Ekim 2012 (14 yıl 2 hafta önce)

Hapishanelerde 12 Eylül de başlayan süresiz ve dönüşümsüz açlık grevleri 43. gününe girdi. Açlık grevleri, “Abdullah Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının yaratılması, anadilde savunma ve eğitim hakkının tanınması” talebi ile başlamıştı.

Bugün İHD Cezaevleri İzleme Koordinasyonu, medyanın duyarsızlığına, devletin vurdum duymaz tavrına karşı ve açlık grevlerinin kritik noktaya gelmesine dikkat çekmek amacıyla basın toplantısı gerçekleştirdi.

Basın toplantısında konuşma yapan avukat Gülizar Tuncer açlık grevcilerin sağlık durumlarıyla ilgili ve cezaevi yönetimlerinin açlık grevlerine karşı tutumlarından bahsetti. Gülizar Tuncer konuşmasında şunları ifade etti;

Açlık grevlerinin 43. gününde olan grevcilerinin sağlık durumu artık hekimlerin “kritik eşik” dedikleri noktaya gelmiş aşamada. Özellikle Kürdistan'daki cezaevlerindeki maphuslar çok daha ağır durumdalar. Onlar, B1 vitaminini talep etmelerine rağmen alamıyorlar. Ve çeşitli cezaevlerinde saldırıya uğradıkları bilgisi var.
Avukat arkadaşlarımızın ve bizim yaptığımız incelemelerde grevcilerin sağlık durumlarına ilişkin bilgi almaya çalıştık. Sağlık durumları ile ilgili bilgilerin dışında idarenin grevcilere karşı tutumlarına ilişkin bilgi toplamaya çalıştık. Bu cezaevleri ziyaretlerinde ve maphuslarla yaptığımız sohbetlerde özellikle ilk grupta yer alan arkadaşlarımızın kritik eşik denilen noktaya geldiğini görüyoruz. Yani ağız ve burundan kan gelmesi, kas ve eklem ağrıları, baş dönmesi, mide ağrıları, kulak uğultuları, titreme, isal gibi sağlık sorunları pek çok maphusta var. Bizde gittiğimiz cezaevlerine B1 vitamini götürmeye çalıştık.
Tuncer ayrıca hapishanelerdeki grevcilerin birbirlerinden ayrılarak tek kişilik hücrelere konulduğunu söyledi. Böyle bir müdahalenin yapılmasının daha sonraki süreçte açlık grevlerine müdahalede bulunulacağının bir işareti olduğunu, zorla müdahalenin ise ölüm ve kalıcı sakatlıklara yol alacağını söyledi.

Çocuklarımızın sesini bile duyamıyoruz

Tutuklu babası Hasan Şen ise şunları söyledi;
Her şeyden önce bizim çocuklarımızın ne için açlık grevinde olduğunun bilincinde olmamız lazımdır. Benim çocuğumu beş aydır Giresun'a sürgün ettiler. Bizim de çocuğumuzu görmemiz çok zorlaştı. Görüşmemize izin verilmiyor, sesini bile duyamıyoruz.
Başbakan tecriti kaldırırsa ve bu çocukların talebini kabul ederse ölümleri durdurabilir. Bu çocukların suçu nedir? “Ben anadilde eğitim, anadilde savunma istiyorum” diyorlar. Ben bakanlara, başbakana sesleniyorum, açlık grevcilerin taleplerinin önündeki engelleri kaldırın.
Konuşmacıların yaptıkları konuşmalar ardından katılımcılara söz verildi. Katılımcılar arasındaki bir Cumartesi annesi şunları ifade etti;
Hepinizi selamlıyorum ve açlık grevine girenlerin önünde saygıyla eğiliyorum. Onlar inançları uğruna açlık grevine girdiler. Otuz senedir süren bir savaşın durması için. Ve bu kanı durduracak geminin de kaptanı Öcalan'dır. Öcalan ile diyalog kurulsun, her iki taraftan da çocuklar ölmesin.
Bütün insanlara sesleniyorum, basına sesleniyorum. Bizim çığlığımıza kulak versinler. Çok zor değil . Biz daha önce de bunları yaşadık , bir daha yaşamak istemiyoruz. O zaman seyirci kaldılar, şimdi seyirci kalmasınlar. Yeter artık!
Cumartesi annesinin konuşmasının ardından basın toplantısı sonlandırıldı.