Berlin'de açlık grevi

Eylem biçimlerinin birbirini beslemesinin pratik adımı, dün başlatılan açlık grevi sırasında atıldı

DÜNYA
Perşembe, 25 Ekim 2012 (14 yıl 3 gün önce)

Berlin’de bulunan mülteciler, parlamentoya gerçekleştirdikleri kitlesel yürüyüş ve Nijerya Konsolosluğu işgali sonrasında eylemin yürütülüş seyrine dair tartışmalar yaşıyorlardı.

Bir grup açlık grevine başlamayı savunurken, diğer grup bunu erken buluyor ve fiili mücadeleyi farklı biçimlerde sürdürmeyi esas alıyordu.

Eylem yürütülüşünde bu iki eğilim, iki ayrı taktiğin şekillenmesine yol açtı. Şimdi bu iki ayrı taktiğin iç içe örülmesinin koşulları zorlanıyor.

Bunun pratik adımı, dün başlatılan açlık grevi sırasında atıldı. Eylem güncesinden dinleyelim:

Brandenburger Tor’da açlık grevi start aldı
Bu sabah, açlık grevine başlama kararı alan arkadaşlarla parlamentoya yakın bir mesafede bulunan Brandenburger Tor'da toplandık. Bu alan Berlin'in en merkezi yerlerinden biri. Konsolosluklar, büyük elçilikler gibi resmi kurumların bulunduğu bir alan.

Biz Oranien Platz'tan gelenler ve Brandenburger Tor'da açlık grevine başlayan arkadaşlar yolun kenarında oturmuşlardı. Her zaman çadırlarda ya da ateş başında yaptığımız toplantı bu sefer caddenin kenarında oturularak yapılıyordu. Bu toplantıda açlık grevi çadırının nereye kurulacağı ve ortaya çıkabilecek olasılıklar karşısında nasıl davranılacağı üzerine konuşuldu. Bir çadırın açılması şarttı. Eğer polis çadırı kaldırırsa bu sefer alternatif yerler belirlenecek ve oralarda çadır açılacaktı. Eğer polis çadır açılmasına hiç izin vermezse bu sefer sokakta oturarak eylemin devam ettirilmesi düşünülüyordu.

Kaldırımın üzerine serilmiş bir şehir haritası üzerinde nerelere çadır açılabileceği veya nerelerde oturulabileceği üzerine insanlar görüş ve önerilerini sunuyorlardı. Eğer polis toplu halde sokakta oturmayı engellerse küçük gruplar halinde, parlamentoya giden yol üzerinde birkaç metre aralıklarla oturulması düşünülüyordu.

Uzun süren bir toplantı sonrasında, toplandığımız yerin hemen karşısında bulunan iki yolun ortasında olan alana çadırı açmaya karar verdik. Çadır açma ve toplama konusunda artık buradaki insanlar uzmanlaşmış bulunuyor. Demir borular betonun üzerine hızla yatırıldı. İnsanlar karınca gibi hızla çalışıyorlardı. Çevrede bulunan kalabalık insan yığınları olup bitene pek aldırış etmiyorlardı. Bir tarafta turistler vardı. Bir tarafta eğlenmek ve gezmek için gelen gençler kendi aralarında bu alanda eğleniyorlardı. Turistlerden bazıları merakla olup bitene bakıyorlardı.
Demir borular iç içe geçirildi ve bunun üzerine, beyaz renkli bir çadır gerildi. Demir direklerin üst kısımlarına çadırın iplerini bağlamak için biraz güçlü olan arkadaşlar, biraz zayıf olan arkadaşları omuzlarına alarak yaptı bu işi. Hızlı bir şekilde çadır kurma işlemi tamamlandı.

Açlık grevi yapmak için kurulan çadır artık alanda yerini almıştı. Epey bir süre polis olay yerine gelmedi. Ama zaman biraz ilerledikten sonra önce bir grup polis gelip burada ne yapılmakta olduğu ile ilgili bilgi aldı, daha sonrada çok sayıda polis otosu geldi. Bu polis araçları içinde hapishane hücresi gibi yapılmış minibüsler de vardı. Nijerya Konsolosluğu'nu işgal ederken gözaltına aldıkları arkadaşların ellerini kelepçeleyerek bu hapishane görünümlü arabalara koymuşlardı.

Polisler bu alanda çadır açmanın yasak olduğunu söylediler. Diğer yandan hukuki süreçlerle ilgili bilgi vermek ve aracılık yapmak için Sol Parti'den Türkçe bilen birisi gelmişti. Yine aynı partiden Farsça bilen birkaç kişi vardı. Polisle olan diyaloğu bu partililer yürütüyordu ve polisin ne söylediğini bize aktarıyorlardı.

Bu alan ve çevresinde çadır açmak kesinlikle yasakmış, aslında Almanya'nın hiçbir yerine çadır açma izni yokmuş ama söz konusu yerin belediye başkanı göz yumar, bunların çevreye bir zararları yoktur derse o zaman polis müdahale etmiyormuş.

Sol partililer devreye girdiler, bu bölgenin belediye başkanı SPD’denmiş onlarla irtibat kurdular. Senatörleri aradılar ancak belediye başkanı çadırın burada bulunmasına izin vermemiş. Bundan sonra yetki tamamen polisin inisiyatifine geçmiş oldu. Polis de çadırı ve diğer yatma malzemelerini alacaklarını söyledi. Ancak oturmak ve ya toplanmak isteyen insanlara bir şey yapmayacağını söylediler. Yalnızca toplantının vekâletini alması için bir kişinin adını ve soyadını almak istiyorlardı. Bir kişinin isminin verilip verilmeyeceği üzerine mülteciler arasında uzun bir tartışma ve görüş alışverişi oldu. Ancak en sonunda bir kişinin isminin verilmesi kararı alındı. Çünkü polis eğer sorumluluğu alacak bir isim olmazsa buradaki herkesi gözaltına alma yetkisine sahipmiş.

Çadırın nasıl açılacağı ve olasılıklar karşısında nasıl tavır takınılacağı önceden iyi planlanmadığı için bir karmaşa ortamı oluştu. İsim verilip verilmemesi, ya da gözaltına alınmaya razı olunup olunmayacağı gibi konularda epeyce bir kararsızlık ortaya çıktı. Uzun süren tartışmalardan sonra polise bir isim verilmesi ve çadırı toplaması karşısında herhangi bir karşı koyuş gerçekleştirilmemesi kararına varıldı.

Polis önce bir anons yaptı ve ardından kalabalık sayıda gelerek çadırı topladılar. Polis önce mültecilerin çadırı kendilerinin toplamasını istedi ancak bu kabul edilmedi. Bu sefer de polis çadırı toplamak için mültecilerin "tamam çadırı polisin toplamasını istiyoruz" diye bir söz söylenmesi gerektiğini söylediler. Sonunda polis gelip çadırı hızla söktü. Biz de slogan attık ve kolkola girdik. Polisler çadırı toplayıp gittiler, geride kalan bizlere herhangi bir müdahalede bulunmadılar. Biz de oturmaya devam ettik ve elimizde bulunan megafondan gene Çav Bella şarkısını söyledik. Ayrıca bir de Farsça şarkı söylenmişti çadır sökülmeden. Böylesi durumlarda türkü söylemek insanlara moral veriyor.

Beton üzerinde oturmak geç saatlere kadar sürdü. Bu yazının yazıldığı saatlerde de oturma eylemi devam ediyordu. Açlık grevine başlayan arkadaşlar sokakta oturmaya devam edeceklerini söylediler. Ancak ilerleyen günlerde yer ve mekân konusunda nasıl bir yöntem izleneceği henüz kesinlik kazanmadı.

Avukatların ve araya giren partililerin dediklerine göre polis bir süre sonra aldığı çadırı geri verecek ama buralarda çadır açılmasına izin vermeyecekmiş. Eylemin bundan sonra nerede ve nasıl sürdürüleceği henüz belli değil. Ama eylem başlarken çok sayıda basın mensubu olay yerine geldi.

Açlık grevi ve sokak eylemlerinin bir arada yürümesi aslında fiilen ilk deneyimini gerçekleştirmiş oldu. Önümüzdeki günlerde yoğun bir pratik eylem takvimi var. Irkçılık karşıtı gösteriler var. Önümüzdeki ırkçılık karşıtı gösterilerden birisi bizim direniş çadırlarımızın bulunduğu Oranien Platz'dan başlayacak. Berlin’de kitlesel ve birleşik bir eylem gerçekleştirdiğimiz için artık bizim mekân bu eylemlerin merkezi haline gelmiş durumda.

Mülteciler gündeminin dışında da gerçekleşen eylem ve etkinlikler artık bizim gündemimiz içinde yerini alıyor. Dünyanın sokaklarında da hareketlilikler devam ediyor. Yunanistan, Portekiz, İspanya ve İtalya'ya 14 Kasım'da genel grevi kararı alınacak. Almanya'da da bunlara paralel eylem tartışması var. Ancak Almanya'daki politik atmosfer şu anda buna pek yakın görünmüyor.

Biz açlık grevi çadırını kurmak için toplantı yaparken, bizim yürüyüşte başından beri yer alan bir arkadaş kırmızı bir ipten örülmüş bir bileklik uzattı bana. Yolda bizimle birlikte yürüyen bir Almanyalı kadın arkadaş örmüş bunu ve göndermiş. Onunla özgürlük yürüyüşümüz boyunca şarkılar ve türküler söylemiştik. Artık biz yürüyüşçüler olarak bir birimizden ayrı mekânlarda da olsak aramızda düşünsel ve duygusal bir bağ oluşmuş durumda. Evlerine dönen arkadaşlar daha sonra Facebook’tan veya mail yoluyla bizleri arayıp buluyor ve diyalog kuruyorlar.

24.10.2012
Turgay Ulu / Berlin