Ölümün koynunda biter açlığımız

Bu ülkenin ağzı açlık kokuyor! İçerde, özgürleşmek ve özgürleştirmek için yurtsever tutsaklar bedenlerini açlığın koynuna yatırmışlar. Dışarda ise koca bir toplum açlığına yabancılaşmış durumda. Şimdi onların sesine ses olma zamanıdır oysa...

GÜNCEL
Cumartesi, 27 Ekim 2012 (14 yıl 1 hafta önce)

Bu ülkenin ağzı açlık kokuyor! İçeride özgürleşmek ve özgürleştirmek için yurtsever tutsaklar bedenlerini açlığın koynuna yatırmış durumdalar. Dışarda ise koca bir toplum açlığına yabancılaşmış durumda. Şimdi onların sesine ses olma zamanıdır! Onlar içerden haykırıyorlar “Ya özgürlük taleplerimizi alacağız ya da ölümün koynunda bitecek açlığımız!”

Ceylan'ı hatırlıyor musunuz? Ceylan'ın parçalanmış bedenini hatırlıyor musunuz? Ceylan Önkol bugün ülkenin dört bir tarafındaki herhangi bir cezaevinde ismi 768 kişiye yeniden isim olmuş haliyle açlık grevinde! Bombalarla parçaladıkları bedeni yetmedi şimdi onu özgürlük talepleri için açlıktan öldürmeye çalışıyorlar.

Uğur’u hatırlıyor musunuz? Uğur Kaymaz'ı? Uğur bugün ismini ülkenin dört bir tarafında cezaevlerindeki tutsaklara isim etmiş ve bedenini özgürlük için açlık grevine yatırdı. Uğur'u, Uğur'ları kurşunladıkları yetmedi şimdi onu özgürlük talepleri için açlıktan öldürmeye çalışıyorlar.



Van depremini hatırlıyor musunuz? Van depreminde göçük altında kalan, üzerine bir başka ölü elinin düştüğü o çocuk resmi canlanıyor mı gözlerinizde? Şimdi o ölü eli yabani/yabancı bir el olup devlet adı altında çökmüş durumda açlık grevindeki yurtsever tutsakların üzerine. Tutsaklar ise o resimdeki çocuk gibi gülümsüyorlar ölüme… Bedenlerini özgürce yaşayacakları toprakları için, iradeleri için, dilleri için ölüme yatırdılar çünkü.

Roboski’de katledilen, çoğunun henüz bıyıkları terlememiş olan Kürt gençlerini hatırlıyor musun? Ceylan'ın, Uğur’un, Şerzan’ın üzerine kurşun olup, bomba olup yağan devlet onların da üzerine insansız hava araçlarıyla çullanmıştı. “Devlet-i ali”nin bünyesinde insanlık namına hiçbir şey yoktur. Yoktur; çünkü o katliamdan yaralı kurtulanları da devletin kolluk kuvvetleri soğuktan donarak ya da kan kaybından ölüme mahkum etmişlerdi. Şimdi dirildiler Roboskili ölüler! Roboski ölüleri dirildiler ülkenin 60 cezaevine isyan olup, çığlık olup özgürlük taleplerini haykırmak için bedenlerini ölüme yatırdılar. 34 can dirilip bugün 768 özgür tutsakta vücut bularak haykırıyorlar özgürlük taleplerini…

Hani hepinizin öyle ya da böyle gözünüze çarpan bir reklam vardır ya kız çocuklarını okula göndermek için -altına/arkasında binlerce kirli iş dönen bir reklam… Öğrencilerin isimleri okunur ve bir yoklama misali “burada” derler teker teker…

Şimdi 60 cezaevinde bedenlerini süresiz ve dönüşümsüz olarak açlığa yatıran yurtsever tutsaklar, Şerzan’ın, Uğur’un, Ceylan’ın, Wan çocuklarının, Roboskili ölü çocukların, 1982 direnişçilerinin, 1984’te TTE baskısına karşı bedenlerini ölüme yatıran ölümsüzlerimizin, 1996 yılındaki tabutluk provasında “İnsanlık onurunu tabutluklara sığdıramazsınız” diyenlerin, 1999'da Ulucanlar'da ikinci bir tabutluk provasında işkence katledilen ON’ların, 2000’de Tabutluklara karşı, bütün insanlığı tabutluklara sokmak isteyenlere karşı "İçerde-dışarda hücreleri parçala!” sloganını yükselten devrimci tutsakların, Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik diyen Mahir'lerin, ser verip sır vermeyen İbrahim'lerin, Mazlum'ların, Kemal Pir'lerin, 12 Eylül faşizmine ilk kurşun olan Osman Yaşar Yoldaşcan'ların, teşhir masalarını tekmeleyen Remzi Basalak'ların isimleri okundukça “burada” diye haykırarak bu direniş geleneğinden aldıkları bayrağı şimdi özgürlük talepleri için daha da yukarıya taşıyorlar/kaldırıyorlar.

Çünkü ölümü yendiler bir kere, ölümü hiçe saydılar… Taleplerinin kabul edilmediği bir ortamda yaşamak istemediklerini, yaşayamayacaklarını ve taleplerini o ölümü ayaklar altına alan “insanlık onuru”yla bir ettiler.

Bugün direnişin 46. günündeler!.. Görmemekte ısrar edenlerin gözlerine sokmak, duymamakta ısrar edenlerin kulaklarına bağırmak için elinden/elimden/elimizden gelebilecek birçok şey var.

Durma sokağa çık! Durma haykır! Eğer bu toplum insanlığına sahip çıkmak için, insanlarına sahip çıkmak için bu treni de kaçırırsa gelecek kuşaklar için artık şimdiden geç olmuş demektir.

Bugün cezaevlerinden çıkacak her ölüm haberi gelecekte senin/benim/bizim çocuklarımızın ya tabutluklarda izole edilmesine ya da daha bugünden diri diri toprağın altına konulmasına sebep olacaktır. Tıpkı 12 Eylül'dekilere sahip çıkmayanların, tıpkı 1996’ya sahip çıkmayanların, tıpkı 2000’de direnen devrimci tutsaklara sahip çıkmayanların yaptıklarını şimdi sessiz kalarak sen yapıyorsun.

Onların özgürlük talepleri bugün bizim, yarın bizim evlatlarımızın özgürlük talepleridir.

Durma onların seslerine bir ses de sen kat ve bulunduğun her yerde direnişe sahip çık!

[Ankara'dan bir Alınteri okuru]