Pazar, 28 Ekim 2012 (14 yıl 15 saat önce)
Berlin’deki Schönefeld Wanssmannsdorf mülteci kampına ikinci yürüyüş
Berlin'deki direnişimiz devam ediyor. Bir koldan sokak eylemleri ve diğer yandan açlık grevi direnişi yöntemiyle mücadelemiz devam ediyor. Dün gece açlık grevi noktasına polisin müdahale etmesi ve arkadaşlarımızı gözaltına alması sonrasında yapmış olduğumuz
Moabid Hapishanesi önündeki bekleyiş eylemimiz, iki taktiği bir arada götürmemiz için gerekli pratik dersleri önümüze koymuş oldu.
Daha önce Shönefeld'deki mülteci kampına bir ziyaret düzenlemiş ve bu kampın genel durumuyla ilgili bilgi almış, orada yaşayanların görüş ve önerileri hakkında bilgi almıştık. Bu kamp hem ırkçı saldırıya uğramış bir kamp olma hem de izolasyonu ağır yaşayan bir kamp olma özelliği yaşıyor.
Bu sabah bir kez daha, daha önceki süreçlerde kararlaştırmış olduğumuz gibi Schönefeld'deki mülteci kampına gitmek için yola çıktık. Schönefeld başka bir eyalette bulunuyor ve yol epeyce uzak bir mesafede eylem çağrımızı bilgilendirme çadırımıza asmıştık. Ayrıca internet vasıtasıyla eylemimizle ilgili kamuoyuna bir çağrı yapmıştık.
Sabah saat 11.00'de biz info çadırının önüne toplanmıştık. Almanyalı aktivistler bizim bilet alamayacağımızı düşünerek bizlere birer bilet almışlardı. Her zaman olduğu gibi yine ziyaret edeceğimiz mülteci kampına doğru yavaş yavaş yürümeye başladık. Herhangi bir izne gerek duymadan sokaklarda ve tren istasyonlarında eylemimizle ilgili sloganlar atarak gittik.
Daha önce bu kampa bir ziyaret gerçekleştirmiş olduğumuz için yolu bulmakta fazla zorlanmadık. Birkaç aktarma yaparak, en son indiğimiz tren istasyonundan
Wanssmannsdorf Mülteci Kampı'na varmak için 4 kilometre yürünmesi gerekiyor. Tren istasyonunda beklerken eyleme katılanların sayısında belirgin bir artış olmuştu. Kimi aktivistler uyuyakalmışlar. Ama iki koldan birini bularak buraya kadar gelmişlerdi. Daha önce yürüyüşümüzde yer alıp da daha sonra evine dönmüş olan aktivistlerden birkaçını yine aramızda görmüş olduk.
Tren istasyonunda müzik çaldık ve dans ettik. Mülteci kampına doğru yürüyüşe geçtiğimizde sayımız epeyce kalabalıklaşmıştı. Tahminlere göre üçyüzden fazla kişi vardı. İtalyan, Nikaragualı, Kolombiyalı, Afrikalı gibi dünyanın değişik bir çok bölgesinden gelmiş Almanya'ya yerleşmiş olan kağıtlı ya da kağıtsız bir yığın insan bizim eyleme gelmişlerdi. Bu arada
Brandenburg'ta açlık grevini sokakta sürdüren arkadaşlarımızla telefon bağlantımızı sürdürüyoruz ve bugün orada bulunanlardan da gelip bu eyleme katılan arkadaşlarımız vardı. Mülteci kampının önüne geldiğimizde açlık grevi yapan arkadaşlarımızın da bildirilerini okuduk.
Schönefeld'deki mülteci kampının önüne geldiğimizde, polisin kampın önüne arabalarıyla ve bedenleriyle bir barikat kurduklarını gördük. İçeri girmemizin yasak olduğunu söylediler bize. Uzun süren tartışmaların ardından, parçalar halinde içeriye yirmi kişilik bir grubun girmesi için izin alabildik.
Mülteci kampının içine girmeden önce, daha önce bu kampta yaşayan ve bizim tanıştığımız bir arkadaş yanımızda getirmiş olduğumuz pankart ve bayraklardan birer tane kampın tepesine astı. Durumu gören bir güvenlikçi olaya müdahale etmeye çalıştı. Asılan pankartı indirmeye çalıştı. Ancak pankartı asan arkadaş bu pankartı güvenlikçinin çekiştirmesinden kurtarmıştı. Alkışlar eşliğinde pankart ve bayraklarımız mülteci kampının tepesinde dalgalandı.
Mülteci kampının önünde uzun süre sloganlarımızı attıktan sonra, yirmi kişilik grup parça parça içeriye girdik. Karşılaştığımız manzara korkunçtu. Bir Sırbistanlı amcayla tanıştık. Adam 20 yıldır Almanya'da yaşıyormuş ve bunun 10 yılını bu kampta geçirmiş. "
Bayramınız mübarek" diyerek kurban bayramını kutladı. Daha sonra bir arkadaşın boynuna sarılıp ağlamaya başladı. Adam aynı zamanda mesane kanseriydi. Kendisinin doğru dürüst tedavi edilmediğini anlatıyordu.
Schönefeld'deki mülteci kampının her iki katı için bir tuvalet var. Duş da aynı. Bu nedenle insanlar günlük doğal ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk yaşıyorlar. Şehre gitmek için epeyce uzun bir yolu katetmek zorundalar. Alışveriş yapabilmek için araç kullanmak zorundalar ve aldıkları aylıklar da bu arabalara ödeniyor. Kampın odaları çok kalabalık. Bazı odalarda yirmi kişinin kaydı var. Ama hepsi kampta kalamıyorlar. Kampın zemin katında duş yerleri var. Duş yerinin kapısını açtığımızda gelen kokuya dayanmak mümkün değildi. Aynı yerde çamaşır kurutmak için küçük odalar vardı. Bu odaların pencereleri yok ve ıslak giysiler burada kurutulmaya çalışılıyor. Sohbet ettiğimiz insanlar, izolasyon sistemini ve buradaki hayatın kötü bir hayat olduğunu anlattılar bizlere. Biz de onlara bu izolasyondan nasıl kurtulup özgürleşebileceklerine dair bilgiler verdik. Bizim yaptığımız uzun özgürlük yürüyüşünü nasıl örgütlediğimizi onlara anlatmaya çalıştık. Mücadele etmeden insanların bu kapitalist izolasyon sisteminden kurtulamayacaklarını anlattık onlara.
Mülteci kampının içinde ve dışında saatler süren bir eylem gerçekleştirdik. Gazetelerimizi dağıttık. Elimizde bulunan bildirilerimizi dağıttık. Geri dönerken de yollarda yürümeye ve pankart ve bayraklar açmaya, sloganlar atmaya devam ettik. En güzel manzara trene bindikten sonra ortaya çıktı. Elimizde bulunan megafona bir telefon eklendi ve buradan çaldığımız Kürtçe müzikler eşliğinde halay çekmeye dans etmeye başladık. Hepimizin en alttan gelen mülteciler olduğunu herkes görmüş oldu. Uzun bir yol boyunca megafondan Kürtçe müzik çalıp oynadık, slogan attık, marşlar söyledik. Trende bulunan diğer insanlar bizim bu davranışlarımızı anlayamadılar. Ama biz barbarlar olarak sistemi ve düzeni bozmaya devam ediyoruz. Tuzukuru olan insanlar muhtemelen bizim için ortamı kirleten ve bozan insanlar değerlendirmesini yapmışlardır.
Mülteci kampında kameralarla tuvaletleri, duş yerlerini, çamaşır yerlerini çekerek belgeledik. Konuşmalarımızla insanlara içinde bulundukları durumun ve onlara karşı ırkçı yaklaşımların nedeninin neler olduğunu anlatmaya çalıştık. Akşam direniş çadırlarımıza dönerken geçtiğimiz yollarda polisten herhangi bir izin almadan pankart açmaya ve yürümeye devam ettik. Bir çeşit korsan eylem oldu bugünkü eylemimiz.
Akşam vakti direniş çadırlarımıza geri döndüğümüzde, çadırlarımızın çevresinde bir müzik grubunun çalmakta olduğunu gördük. Ana caddelerden geçerek pankart ve sloganlarımızla birlikte direniş çadırlarımıza gittik. Bugünkü akşam yemeğinde etli çorba vardı. Sabahtan beri yemek yememiştik bu çorba hepimize iyi gelmiş oldu.
Bugünlerde Berlin'de birçok sokak eyleminin hazırlıkları var. Bizleri de bu hazırlık toplantılarına davet ediyorlar. Tam birine gitmişken bir telefon geldi; açlık grevinde olan arkadaşlardan, yaşı genç olan bir arkadaşımız şeker yetersizliği nedeniyle bayılmış ve hastaneye kaldırılmış. İçinde yer aldığımız toplantıyı bu acil durumdan dolayı terketmek zorunda kaldık. Daha sonra arkadaşın hastaneden tahliye edildiğini öğrendik.
Uzun süredir tanışmak isteyen bir derneğin düzenlemiş olduğu festival kutlama etkinliğine katıldık. Bize sorular sordular, direnişimizle ilgili ayrıntılı sorular sordular. Önümüzdeki dönem için düzenlemeyi düşündükleri bir programa katılıp katılmayacağımı sordular. Eğer o gün önemli bir işimiz yoksa elbette ki katılacağız.
Bu akşam yine toplantı yapamadık. Dün akşam zaten hapishane önünde uzun süre beklediğimiz için akşam toplantı yapmak için insanların pek halleri kalmamıştı. Bugün de ona benzer bir durum ortaya çıkmıştı. Üstelik bugün daha hareketli bir gündü. Barbarlar ve baldırı çıplaklar olarak buralardaki hijyen yaşam kültürüne karşı saldırılar düzenliyoruz ve onların kurmuş oldukları toplumsal düzenekleri altüst ediyoruz.
Önümüzdeki Çarşamba günü Türkiye Başbakanı ile Almanya Başbakanı arasında Suriye meselesiyle ilgili bir görüşme gerçekleştirilecek. Şimdi Berlin'de bugün için büyük bir protesto yürüyüşü hazırlığı var. En az
10 bin kişiyle bir savaş karşıtı gösteri yapmayı planlıyoruz.
Berlin'de kalmaya ve eylemler gerçekleştirmeye devam ettikçe tanışık olduğumuz çevrede epeyce bir genişleme yaşıyoruz. İleriki mücadeleler için bunlar önemli kazanımlar durumundadır.
Bugünkü eylemimiz erken bir saatte başlamasına karşın katılımcı kitlenin sayısı iyiydi. Bundan sonraki eylemlerimizde de diğer kesimlerle koordinasyonu iyi sağlayabilirsek, bazı sorunlardan dolayı küskünleşen kesimleri yeniden siyasi etki çeperinin yakınına doğru çekebiliriz.
Bugün
Brandenburg Tor'da oturarak açlık grevini sürdürmekte olan arkadaşlarımıza polis herhangi bir müdahalede bulunmadı. Ama havalar çok soğudu ve sokakta açlık grevinin ne kadar sürdürülebileceği konusu insanları düşündürmeye başladı. Devletin bir çadır yeri göstermesi bekleniliyor. Ancak buralarda bu tip işlemler çok uzun sürüyor. Fiilen açtığımız çadır ise polislerin müdahalesiyle yasaklandı.
Açlık grevi ve sokak eylemleriyle birlikte direnişimizi sürdürüyoruz. İki taktiği bir arada kullanmak fikrimiz aslında pratik olarak bu birkaç gündür denenmiş oldu.
27 Ekim 2012
Turgay Ulu - Berlin