Okmeydanı savaşları...

Yurtsever tutsakların açlık grevinin 49. gününde Okmeydanı gün boyu süren çatışmalara sahne oldu

GÜNCEL
Salı, 30 Ekim 2012 (14 yıl 1 hafta önce)

Yurtsever tutsakların 49. gününe giren açlık grevlerine destek vermek için BDP tarafından yapılan “topyekün direniş” çağrısı, Türkiye ve Kürdistan'ın birçok ilinde güçlü bir yanıt bulurken, İstanbul Okmeydanı da gün boyu süren çatışmalara sahne oldu. Öğlen saatlerinde başlayan polis saldırısı çok geniş bir alana yayılan çatışmalarla akşam saatlerine kadar devam etti.

Sabah saatlerinden itibaren Okmeydanı'nın giriş ve çıkışlarına yığınak yapan polis, saat 12:00 civarında Anadolu Park'ta toplanmaya başlayan kitleye gaz bombalarıyla saldırdı. Parkta toplanan kitle, Okmeydanı'na girmek isterken polis tarafından engellendiği için oturma eylemi yapan kitleydi. Bu kitle yoğun gaz bombalarının atıldığı saldırıyla birlikte çatışarak Halıcıoğlu'na yöneldi.

Saat 13:00'e geldiğinde, aralarında Sebahat Tuncel ve Sırrı Süreyya Önder'in de bulunduğu kalabalık bir kitle pankart açarak Sibel Yalçın Parkı'ndan yürüyüşe başladı. Polis bu kitleye de hiç beklenmeyen bir anda yoğun gaz bombalarıyla saldırdı. Saldırıya karşılık verilmesiyle birlikte sokak aralarına yayılan çatışmalar başladı. Çatışan kalabalık polisin attığı gaz bombalarına ve sıktığı tazyikli sulara, taşlarla, havai fişeklerle ve molotof kokteylleriyle karşılık verdi. Bu esnada sık sık “Yaşasın Kardeşlik Müfrezeleri!”, “Yaşasın TİKB!” sloganlarının atıldığı duyuldu.



Parkın etrafındaki sokak aralarında kitle çatışırken, polis boş durmayarak tutsak analarının açlık grevi yaptığı çadıra vahşice saldırdı. Çadırda sadece analar vardı. Yanlarında kalmak isteyen destekçileri “saldırı olursa biz karşılık veririz” diyerek eyleme yollamışlardı! Faşist devlet bu saldırıyla vahşiliğinin sınırsızlığını bir kez daha kanıtlamış oldu! Saldırı sırasında çadırdan ayrılmamakta direten analar, bir süre sonra sağlıkları kötüye gidince parktan çıkıp kapalı bir alana sığınmak zorunda kaldılar. Polisler çadırı vahşice dağıttıktan sonra, kaldıkları yerden gençlere saldırmak için yola koyuldular.



İlerleyen saatlerde kalabalık bir kitleyle parka dönen Sırrı Süreyya Önder ve Sebahat Tuncel parkta açıklama yaptılar. Sırı Süreyya Önder şunları söyledi:

Kamuoyunun kör ve sağır kalmasının sebebi dile getirilen taleplerin barış talepleri olmasıdır. Bugüne kadar halkına gazı, bombayı, zindanı reva gören bir devlet görülmedi. Dünyanın hiçbir yanında böyle direnen halk da görülmemiştir.

İki talepleri var. Kendileri için istemiyorlar. Ninnisini dinlediği, türküsünü söylediği dilini konuşmak.

İkincisi sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması.

Bu eylemciler şantaj yapıyorlarmış! Gaspettiğiniz şeyi geri vermenizi istiyorlar. Bunun neresi şantaj?
Sırrı Süreyya Önder'in ardından Sebahat Tuncel'in konuşmaya başlamasıyla polisler parka gaz bombalarıyla yeniden saldırdılar .

Sokak aralarında süren çatışmadan sonra akşama doğru Sibel Yalçın Parkı'nda buluşuldu. Kalabalık bir kitle polise karşılık verdi. Bu çatışmalar akşam geç saatlere kadar sokak aralarına yayılarak devam etti. Akşam saatlerinde Okmeydanı'nın birçok yeri bomba fünyelerinin oluşturduğu bir tarlayı andırıyordu!