Cumartesi, 3 Kasım 2012 (14 yıl 4 gün önce)
397. kez Galatasaray'da biraraya gelen Cumartesi Anneleri, kayıplarının peşini bırakmayacaklarını bir kez daha yineleyerek, kayıpları için insan onuruna yaraşır bir son, bu toprakların tüm evlatları için insan onuruna yaraşır bir yaşam isteğini dile getirdiler.

“Açlık grevleri bana acılarımı unutturdu”
Eylemde ilk olarak
Kasım Alpsoy'un eşi
Erdoğan Alpsoy konuştu. Kürtçe konuşan Erdoğan Alpsoy şunları söyledi;
18 yıldır kocam kayıp. Kemiklerini dahi bulamadım. Ancak 53 gündür açlık grevinde olanların acıları bana acılarımı unutturdu.”
Başbakanın yalan söylediğini söyleyen Erdoğan Alpsoy, “
Biz bitmeyeceğiz, bizi bitiremeyecekler. O insanların hepsi açlıktan ölse de biz bitmeyeceğiz” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Kaan Bilgin'in kardeşi
İrfan Bilgin de, yargılanması gereken tüm işkencecilerin, katillerin devlet tarafından mükafatlandırıldığını söyleyerek, katiller listesine Erdoğan ve AKP'nin de eklenmesi gerektiğini, bu hükümetin 10 yıllık iktidarında, gençleri, gazetecileri, aydınları, sendikacıları ve işçileri tutukladığını belirtti.
12 Ocak 1996'da kaybedilen ve katledilen
Ahmet Kaya'nın kızı
Emine Kaya da elindeki gaz bombasını göstererek bunun Erdoğan'ın hediyesi olduğunu ifade ederek şunları kaydetti; “
Bütün kayıplarımızın ölünceye kadar peşindeyiz. Ne tutuklularımızın, ne şehitlerimizin ne de kayıplarımızın arkasını bırakmayacağız.”
Abdulkerim Yurtseven'in torunu
Ayşe Yurtseven de 12 Ekim 1995'de Hakkari'nin Yüksekova ilçesine bağlı Aylava köyünde binbaşı Mehmet Emin Yurdakul komutasındaki bir tabur tarafından yapılan baskınla katledilen dedesinin akıbetini sordu.
Taburun düzenlediği baskınla 73 yaşındaki
Abdulkerim Yurtseven, 18 yaşındaki
Mikdat Özeken ve 13 yaşındaki
Münür Sarıtaş askerler tarafından gözaltına alındı ve Yüksekova İlçe Jandarma Taburuna götürüldü ve bir daha onlardan haber alınmadı.
Gözaltına alınmaları tüm resmi kurumlar tarafından inkar edildi. Olayın tanıkları Abdulkerim Yurtseven'in Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul tarafından dövülerek, Münir Sarıtaş ve Mikdat Özeken'in de taburun içine kazılan bir çukura atılarak kurşuna dizilip ödürüldüğünü ifade ettiler. İşkenceyle öldürülen Abdulkerim Yurtseven de aynı çukura atıldı.
AİHM'e taşınan ve 2003 ylında sonuçlanan davada Türkiye suçu kabul ederek tazminat ödedi ama sorumlular hala yargılanmadı.
Açıklamada açlık grevindeki tutsaklar için “
Bunlar açlık grevinde değil, yiyip içiyorlar” diyen
Erdoğan'ın suç işlediği belirtilerek tutsakların taleplerinin kabul edilmesi ve ölümlerin durdurulması çağrısı yapıldı.