Şiarımız enternasyonaldir!

ICOR Avrupa ve MLPD tarafından düzenlenen etkinlikte, Avrupa ülkelerinin yanı sıra Hindistan, Fas, Peru, Filipinler, Güney Afrika'dan katılımcılar konuştu

DÜNYA
Pazar, 4 Kasım 2012 (13 yıl 11 ay önce)

ICOR Avrupa ve MLPD tarafından yapılan “Avrupa Birliği, Avrupa’da işçi sınıfı ve halk hareketi” isimli seminer Dortmund şehrinde Arena1‘de 1-2 Kasım'da yapıldı. Etkinlik, Avusturya İşçi Marşı‘nın her dilden söylenmesiyle başladı. Sosyalizm ve uluslararası mücadelenin öneminin öne çıktığı seminerde Avrupa ülkelerinin yanı sıra Hindistan, Fas, Peru, Filipinler, Güney Afrika gibi ülkelerden katılımcılar çeşitli konuşmalar yaptılar. Sosyalizmin güncelliği kapitalizmin bütünsel krizi ve derinleşmiş çelişkileri üzerinden gündeme getirildi.

İlk iki gün yapılan konuşmaları özetleyerek aktarıyoruz:

1 Kasım 2012
Maden işçisi:
Maden işçilerinin mücadelesi Avrupa çapında gelişkin olduğu için AB buraları dağıtmak istedi. Maden işçilerinin mücadeleci geleneği ise madenlerin tasfiyesini zorlaştırıyor. Sermaye amacına ulaşmak için sinsi bir sınıf işbirliği politikası geliştiriyor. 'Hiçbir madenci işsiz kalmayacak' diyor. Böylece proleter sınıf bilincini bozmak istiyorlar. 1997′de 330 bin maden işçisinden 70 bini işten atılacaktı. Madenciler çok öfkeliydi. MLPD’nin çalışmalarıyla 7 günlük grev yapıldı. Dönemin hükümeti bundan vazgeçti. 2010 yılı yaz aylarında madenciler gazetesini çıkarmaya başladık. İşimizi koruma garantisi sarsıldı. Bizde yeni bir mücadeleye hazırlandık. 2012′de onların aldatmacaları İspanya maden işçilerinin sert mücadelesi sonucu açığa çıktı. Onların yaktığı kıvılcım bütün AB’yi telaşlandırdı.

Maden işçisi:
Madenciyim. Aynı zamanda işyeri temsilcisiyim. Madenciler girişimi örgütlenmesinde çalışmaktayım. Tekellerin kömürün altındaki gazı çıkartma planları var. Madenlerin kapatılması kararının hızında bunun payı var. Bu insanların yaşam hakkına saldırıdır. Avrupa’da madencilerin direnişe karşı büyük bir sansür uygulandı. Biz Almanya maden işçileri olarak İspanya’daki direnişe desteğe gittik. Peru’da 2003 yılında bir Maden İşçileri Konferansı örgütledik.

Tarım işletmesi çalışanı:
Avrupa’da en büyük tekellerin çıkarları için küçük ve orta ölçekli çiftlikler dağıtılmak isteniyor. Tarımda da karlı yatırımlar istiyorlar. Örneğin, biyoteknik ilerletildi. Tarımda hammedde fiyatları yukarı çekildi. Çiftçi değil, tekeller ürün üretiyor. AB’de süt üretimi hala küçük ölçekli çifçilerin elindedir; bu, tekellerin çıkarları için değitirilmek isteniyor. Süt fiyatlarını düşürüp çiftlikleri kapattırmak istiyorlar. Dünyanın önde gelen en büyük 7 süt tekeli AB’dedir. 2 milyon çiftlik vardır. Bu çifliklerde 2010 yılında yüzde 20′lik bir düşme oldu. Çiftçi intiharları arttı. Tekeller hayvancılık için büyük toprakları satın alıyorlar. Hayvan dışkısını gübre olarak kullanıyorlar, fazlası derelere nehirlere dökülüyor. Bazı bölgeler çölleşiyor. Bu anlamda ÇEVRE MÜCADELEMİZDE ÇİFTÇİLERİ MUTLAKA MÜTTEFİKİMİZ HALİNE GETİRMELİYİZ. Uluslararası işçi hareketi gerçekten de acildir gereklidir.

Macaristan:
Faşist Orban Hükümeti Sinti-Roman’lara karşı acımasız bir kışkırtma harakatında bulunuyor. Milliyetçi bir saldırganlık var. Yaşam şartları korkunç ağırlaştı. Zenginler eski toprak ağaları. Yeni zenginler de var. Dünya ekonomik krizi umutları bozdu. Gençlerin üçte bir işsiz. Orban “AB’nin Macaristan bankalarına diktasına söz geçirecekmiş.”

Monika Gartner Engel:
Genel olarak ABD saldırgan; oysa AB o kadar da saldırgan değilmiş gibi bir düşünce var. Uluslararası kadın hareketinde de bu imaj var. Küçük burjuva düşünce sisteminin kurulması böyle bir yanılsamaya yol açmaktadır. Sınıf işbirliği politikası bütün dünyaya buralardan ihraç edilmiştir. Güney Afrika’daki madenci katliamı Alman Sendikalar Birliği Başkanı tarafından bizzat desteklenmiştir. Antikomünizm ilerici insanlığı yok etmek istemektedir. ICOR’un görevi sadece Avrupa’da değil, dünyada gerçek niteliğini ortaya koymaktır. Bu sosyalist dünya devrimini hazırlamaya bir adımdır.

VW işçisi:
VW Hitler faşizmi döneminde planlandı. Silah üretti. Faşist reziller sendikanın paralarını gaspettiler. Savaştan sonra ise VW halkın ilan edildi. VW özelleştirildi. Yüzde 50’si devlet hissesinde kaldı. Her şey devletin yönetiminde yapılıyor. VW tekellerle devletin kaynaşmasının bir örneği. Günümüzde devlet tekellerin hizmetçisi haline geldi, sermaye en iyi şekilde değerlensin, bunun için elverişli koşullar sağlansın diye. VW dünya pazarında egemen olmak istedi. IG Metal ise “Her işçi için VW yasası yapılsın” diyor.

Gazeteci:
Nobel Barış Ödülü hakkında konuşmak istiyorum. AB’nin “İnsan haklarına katkılarını desteklemek için” ödül verdiler. Avrupa insanı buna şaşırdı, gülünç buldu. Küçük burjuva düşünce tarzı da artık sistemi sorgulamaya başladı.

Avukat:
Birçok sığınmacıya oturum hakkı verilmiyor. Burada liberal özgürlükçü bir anayasa var sanıyorlar, hayal kırıklığı yaşıyorlar. Siyasi ve insani oturum hakkı için mücadele etmeliyiz. Avrupa’da insan hakları alanında da mücadele başladı. Başağı (Başak Şahin Duman -nba) serbest bırakmak zorunda kaldılar.

Avukat:
Mülteciler Berlin’e kadar yürüdü. Talepleri, insanca yaşanacak kamplar, kampların bulunduğu yerden çıkılmamasına karşılar. Mültecilerin eylemi çok cesaretli bir eylem. Fakat işçi ve kadın hareketi tarafından yeterince dayanışma, destek gösterilmiyor. Almanya’ya sığınmacıların sayısı azaldı. Çünkü sınır ülkelerde yakalanıyorlar, buraya ulaşamıyorlar. MLPD’nin projesi “Uluslararası çapta sığınma hakkı” dır. Bu, devrimci ulusal kurtuluş hareketleriyle de dayanışmadır.

Çelik işçisi:
Çelik sanayiinde büyük değişiklikler içindeler. Kriz sonucu çelik sektöründe büyük düşüşler yaşandı. Avrupa dünya çelik üretiminin yüzde 23′ünü, Çin yüzde 13′ünü elinde tutuyordu. Avrupa’nın üretimi yüzde 12 düştü, çelik üretiminde Çin öne geçti. Şimdi Çin ve Hindistanlı rakiplerine karşı bir birlik kurmak istiyorlar. Almanya çelik fabrikalarını kapatıp, ucuz işgücü olan bölgelere kaydırmak istiyor. Bu 50 bin işçinin işsiz kalması demektir. Varolan sermayelerin yok edilmesine karşı kesin çözüm bulamayız ama, devrimci bir perspektifle sınıf kavgası verebiliriz. ÇELİK İŞÇİLERİ ULUSLARARASI PROLETARYANIN EN ÖNEMLİ BÖLÜKLERİNDEN BİRİDİR!

Sosyolog:
Kapitalizm sadece ekonomik değil, ideolojik olarak da krizdedir. Bu en fazla Katolik Kilisesinde somutlanıyor. Katolik Kilisesinin “Yeniden Hıristiyanlaştırma” kampanyası kapitalizmin açmazının örneğidir. Kilisede ortaya çıkan yolsuzluklara olan öfkeyi Vatikan’daki papalık kurumunu örtbas etmeye çalışıyor. Roma’da yapılan son toplantıda “Hıristiyan inancının yaygınlaştırılmasını” istediler. BİZİM ŞİARIMIZ ENTERNASYONAL METNİDİR. BİZLERİ KURTARACAK OLAN NE TANRIDIR, NE SULTANDIR, KENDİ KENDİMİZİ KURTARACAĞIZ!



***
2 Kasım 2012
Yazar:
AB Bloku antikomünizmi geliştirirken geleceği hesapladı. Bugün Bertelsmann dünyanın en büyük yayın şirketi olacak. 4 bin yayın, 10 bin kitap çıkarıyorlar. Bundan dolayı kültüre katkıda bulunmak hayati önem taşıyor. Yazarlara sadece iki seçenek sunuluyor: Ya antikomünist çizgide olmak ya da kitap yazmayıp aç kalmak. Örneğin, bir polisiye roman serisi var ki, bu romanların püf noktası ya İslamcılar, ya Stalin taraftarları. Ama İslamcılara da fazla dokunmuyorlar, asıl hedef, romanlardaki asıl katiller Stalinciler.

REBEL Gençlik (MLPD Gençlik Örgütü):
AB ve dünya krizine karşı direniş nasıl geliştirilecek? Yeşiller Partisi Gençliği diyor ki; 'AB barış getiriyor' Doğal olarak Yunanistan, Portekiz gençlik hareketinden sevinç duymayacaklardır. AB’nin krizlerini reforme mi edeceğiz yoksa kapitalizme karşı mücadele mi edeceğiz? Sol Parti Gençliği diyor ki, 'Kapitalizmi değiştirelim ama yine kapitalizm olacak', 'KÜRESEL DÜŞÜN YEREL HAREKET ET'. Bu uluslararası dünya devrimine hazırlanmanın sloganıdır. Herkes buna bir çentik atmalıdır.

Peru:
Size Latin Amerika’dan devrimci selamlar getirdim. Burada önemli bir gerçek dile getirildi, AB tarihinin en derin krizini yaşıyor. Kriz sadece ekonomik alanda değildir, sistemin kendi temellerinde yatıyor. Krizin yükünü yoksullara yıkmak istedikleri için Akdeniz'de, Ortadoğu, Latin Amerika’da patlamalar yaşandı. Altüst oluşlara tanık olduk. Latin Amerika’da antiemperyalist mücadeleler var. Önemli kazanımlar da elde ettik. Bazı konuşmacılar madencilere de değindiler. Dünyada 20 milyon madenci var, çelik sektörününü de eklersek bu sayı daha yüksektir. Maden işçilerinin mücadeledeki yeri ve mücadeleci tarihleri nedeniyle maden işçileri örgütleri olarak dünya Madenciler Konferansı'nı örgütlemeyi önümüze hedef olarak koyduk.

Diyorum ki, emperyalist kapitalizmin en zayıf halkaları neresi dersek, üstte sözünü ettiğim bölgelerdir. Bizim sorumluluğumuz dünyadaki çeşitli hareketlerin toplanmasıdır. Krizin faturasını emperyalistler ödesin! Ulusların kendi kaderini tayin hakkı! İşgal orduları defolsun! Ulusal kurtuluş ve sosyalizm için ileri! YA BARBARLIK YA SOSYALİZM!

Hindistan:
Benden önceki konuşmacıların söylediği gibi kuşku yok ki, AB’nin ilericiliği hayaldir. AB, ABD arasında hem çelişki hem de işbirliği var. Bretton Woods Anlaşması AB-ABD anlaşmasıydı. Örneğin İran konusunda anlaşmazlıkları vardı, yine de asker gönderme planlarında anlaştılar. Çevre konusuna değinildi. Bu, Avrupa'yla sınırlı bir sorun değildir, ozon deliği dünyanın sorunudur. Çünkü sosyalizmle kapitalizm arasındaki çelişkiler üretim-tüketimle sınırlı kalamaz. YENİ BİR PARADİGMA GELİŞTİRMEMİZ LAZIM.