Mülteci eylemi ve antifaşist gösteri

Direniş çadırlarımız hem ırkçı faşistlerin ilgisini çekiyor hem de ırkçılık karşıtı grup ve insanların ilgisini çekiyor

GÜNCEL
Pazartesi, 5 Kasım 2012 (14 yıl 3 gün önce)

Berlin direniş çadırlarımızda antifaşist gösteriye hazırlık


Bugün saat 14.00'de Almanya'da 11 kişinin öldürüldüğü Nazi katliamlarını ve genel olarak ırkçılığı protesto eylemi yapacağız. Bu eylemimizin hazırlığı üzerine toplantı yapıyoruz. Bu toplantımız genel bir toplantı olduğu için her kes kendi gündemleriyle ilgili konuşulmasını istediği şeyleri gündeme taşıyor.

İlginç konu önerileri geliyor. Bazı okullarda ırkçılık karşıtı program ve etkinlikler yapılacakmış. Bazıları bu etkinliklere bizi davet ediyor. Bazıları da orada bulunan öğrencileri bizim direniş çadırlarımıza getirmek için izin istiyorlar. Öyle anlaşılıyor ki bizim özgürlük yürüyüşümüz ve direniş çadırlarımız hem ırkçı faşistlerin ilgisini çekiyor hem de ırkçılık karşıtı grup ve insanların ilgisini çekiyor.

Bu sabah bizim bilgilendirme çadırımızda toplu halde bırakılmış bildiriler bulduk. Bu bildirinin kim tarafından yazıldığı belli değil. Normalde bizim bildiriler ve bu bildirilerin içeriği genel toplantımız sırasında belirleniyor. Ancak bu bildirinin kim tarafından yazıldığını ve çadıra bırakıldığını bilmiyoruz.

Bizi destekleyenlerden bazıları kendilerinin mülteci eylemlerini desteklediğini söylüyorlar. Ancak mülteciler içinde ulusalcı ve ayrımcı görüşlere sahip olan insanların olduğunu söyledi. Bu durumda kendisinin bu türden mülteci hareketini desteklemek istemediğini söyledi.
Ancak bu bakış açısında bir problem var. İnsanlar sorunlu görüş ve düşüncelerin kapitalist sistemin kendisinden kaynaklandığı gerçeğini pek göremiyorlar. Problemli görüş ve düşüncelerin tek tek kişilerin niyetinden kaynaklanmadığını, bunun bir sistem sorunu olduğunu kavramamız gerekir.



Sınıf bilincinin mevcut dünya konjöktüründe yeterli olmaması, gündelik yaşama ve sorunlara yaklaşımda hatalı bakış açılarının ortaya çıkmasına yol açıyor. Bizim uzun sürece yayılmış olan mücadelemiz aynı zamanda bir okul işlevi görüyor. Hepimiz bu mücadele içinde kendimizi eğitip geliştiriyoruz. İnsanlar durup dururken kendiliğinden bilinçli hale gelemezler. İnsandaki yanlış şekillenmesinin ortadan tamamen kalkmasını beklemek doğru bir beklenti değildir. İnsanın düşüncelerini belirleyen şey somut yaşam koşullarıdır.

Bir aktivistin verdiği bilgilere göre, Malili bir grup mülteci sınır dışı edilmeyle yüz yüzeymiş. Önümüzdeki hafta bu arkadaşlar bizim direniş çadırlarımıza gelecekler. Direniş çadırlarımızın bir başvuru merkezi haline geldiği gerçeği daha da yayılan bir özellik taşıyor.
Bazı mülteciler kendilerinin mücadele ettikleri zaman sınır dışı edilmeyle yüz yüze kaldıklarını ve can güvenliklerinin nasıl sağlanacağını soruyorlar. Bizim özgürlük yürüyüşümüz sırasında gördük ki, inanlar büyük bir korku içinde yaşıyorlar. Bu korkularını kendiliğinden yenemeyecekleri açıktır. Tüm özgürlük mücadelelerinde olduğu gibi, önce bir kesim insan bu korkulara karşı kendisini ortaya koyar ve amansız bir mücadele yürütür. Somut maddi koşulların da olgunlaşmasına bağlı olarak daha sonra toplumun geriye kalan kesimleri içinde bulundukları bu korkularını üzerlerinden atarlar. Bu toplantıda insanların kendi korkularını dile getirmeleri bizim direnişimizin pozitif etkilerinden biridir.

İçimizde bazı arkadaşlarımız karşılaştığı ulusalcı ya da seksist düşünce ve davranışlar karşısında bir grubu, ya da bir akımı toptan suçlama yöntemine başvuruyor. Bazen bu tip bakış açıları grupların ya da kişilerin birbirine karşı reflekslerinin oluşmasına yol açıyor.
Toplantımızın başında haberdar olduğumuz bildirinin kim tarafından yazılmış olduğunu tespit edemedik. Diğer yandan açlık grevini bitirmiş olan arkadaşların da bu bildiriyi kimin yazdığından haberdar olmadığnı öğrendik.

İçimizdeki insanlardan bazıları yaşamları boyunca ayrımcılığa uğramışlar. Mesela siyahi arkadaşlar ayrımcılıktan çok çekmişler ve doğal olarak bu konuya karşı oldukça hassaslar. Ya da cins ayrımcılığına uğramış insanlar bu konuda oldukça hassaslar. Bazı anlarda bu tip iç çelişkiler zamanımızı çok alıyor. Ama gerçeklik budur. Kapitalizme karşı mücadele ederken, kapitalizmin insanlar üzerinde bırakmış olduğu etkileri bir anda söküp atamıyoruz. Bu bir süreç sorunudur. Kapitalist sistem bir bütün olarak ortadan kaldırılmadan bu sorunları tamamen çözemeyiz.

Berlin Oranien Platz'daki direniş çadırlarımızın bulunduğu alanda insanlar toplanmaya başladı. Her grup ya da parti kendi bayrak ve pankartlarını getirmişti. Ayrıca konuşmaların yapılması için ses istemiyle donatılmış bir araç da alanda hazır bulunuyordu. Yürüyüş başlamandan önce biz genel büyük toplantımızı yapıyorduk. Toplantıda hem yürüyüşle ilgili konuştuk ve hem de direnişimizn sorunları ya da gelecek planlamaları üzerine konuştuk. Toplantımız tam bitmemişken yürüyüşümüzün saati gelmişti ve biz toplantıyı bitirerek yürüyüşte yerimizi aldık.

Antifaşist yürüyüşte beşbin kişi vardı. Uzun bir mesafeyi yürüyerek gittik. Yürüyüş başlamadan önce ses aracından konuşmalarımızı yaptık. Hazırlamış olduğumuz Geçit Yok (No Passaran) başlıklı bildirimizi mikrofondan kitleye okuduk. Ardın bir arkadaş bu bildirinin Almanca'ya çevrilmiş halini seslendirdi. Köln'de bir eylemde bu bildiriyi okumak isteyen bir aktivist bu konuda izin istedi.

Berlin'e geldikten sonraki ikinci büyük yürüyüşümüz oldu bu yürüyüş. Yürüyüş bitmek üzereyken buradaki bir solcu partiden görüşme talebi geldi. Daha önceki karşılaşmamızda bu partiyi ve diğer sol grupları direnişimize ilgisiz kalmakla eleştirmiştik. Bu eleştirilerimiz haklı bulundu ve bundan sonra neler yapabilecekleri üzerine bilgi istediler. Direnişimiz genel durumu ile ilgili bir bilgilendirme yaptık. Onlar da yapabilecekleri ve yapmış oldukları yardımlar üzerine konuştular bizimle. Karşılıklı tanışma ve görüş alışverişi yapmış olduk. Direnişimiz hakkında ayrıntılı ve içerden somut bilgilere ihtiyaç duyduklarını söylediler. Onlara direnişimizin teorik ve pratik yapısıyla ilgili olarak genel bir bilgilendirme yaptık. Direk kamplarda kalan mülteciler olarak örgütlediğimiz direnişe parti iddiasında olanların oldukça uzak ve habersiz davrandıkları gerçeğini dile getirdik. Bize hak verdiler ve bundan sonra pratik olarak yapabilecekleri şeyleri yerine getirecelerini söylediler.

Yürüyüş biraz sessiz bir yürüyüş oldu. Ön taraftaki mülteci pankartlarının olduğu yerden zaman zaman slogan sesleri yükselmiş olsa da sessiz bir yürüyüş oldu bu yürüyüş.

Yürüyüşten döndükten sonra, direniş çadırlarıımızda Rezideszflics filmini izledik. İlk defa izleyenler vardı. Filmi izlemeye gelen insanların sayısı epey vardı.
Biz filmi izlerken bir dernek adına etkinlik düzenlemek isteyen bir arkadaş konuşmacı olarak etkinliğe katılmak için bizi davet etti.

Bu aralar bizimle diyalog kurmak isteyenlerin sayısı oldukça fazla. Farklı gruplardan görüşme talepleri geliyor.

Eylemle geçen bir günün yorgunluğu var üzerimizde. Sabah eylem hazırlık toplantısına giderken Tagesspegel gazetesinde röportajımızın yayınlanmış olduğunu gördük. Her ne kadar çeviri ya da algılama hatası olduysa da genel olarak direnişimizi geniş çevrelere duyurmak için bu röportaj etkili oldu diyebiliriz.
4 Kasım 2012
Turgay Ulu - Berlin