Yine 6 Kasım yine biz!

YÖK prangasını söküp atmak için 6 Kasım’da bütün gücümüzle alanlara çıkıp planlarını bozmalı, militan sosyalist bir duruşun temsilcisi olmalıyız. Gelecekte devireceğimiz işbirlikçi tekelci burjuvazinin iktidarına karşı hücum ruhunun tatbikatını yapmalıyız

GÜNCEL
Salı, 6 Kasım 2012 (14 yıl 2 gün önce)

Gençliği, geleceği yaratacak olan ve nüfusun yarısından fazlasını oluşturan bizleri hedefe çaktılar.

Bizi biz yapan dinamik yapımızı, geleceğe umutla ve insanlığın kurtuluşu penceresinden bakabilen yanımızı köreltmek için onyıllardır saldırı üstüne saldırı düzenliyorlar.

Daha 30′umuza varmadan “Böyle gelmiş böyle gider”, “Gemisini kurtaran kaptan…” zehrini şırınga şırınga içimize salmak için yaptıkları saldırılar boşuna değil elbet. İşbirlikçi tekelci burjuvazinin gittikçe büyüttüğü planlarında bize ayırdığı yer elbette çok büyük. Hedefe çakılan 2023′ler, 2071′ler, “meslek lisesi memleket meselesi” minvalinde Koç reklamları, doğabilecek en küçük başkaldırıya bile tahamülsüzlüğün yanında farklı araç ve yöntemlere başvurmalar da bunların göstergesi ve kör göze parmak olan ufak ipuçları.

Kemalistinden Müslümanına burjuvazinin bütün kesimlerinin en az ayrıştığı kadar ortaklaştığı bir nokta varsa o da gençliğin ve eğitimin ilkokuldan üniversiteye baştan sona yeniden şekillendirilmesi!

Yaptıkları bütün bu gelecek hesaplarını yaşı kemale ermiş kendileri değil ancak kendi iktidar araçları ve en kötü zor yoluyla yarattıkları tek kalıp bir gençlikle başarabilirler. Kendi çocukları ise genelde askere gitti gözükürken yalılarda kameralara takılıp yatlarda kutlamalar yapmakla, en iyi ihtimalle tekelci burjuva neslini sürdürmek adına belki harç parasını çıkarmak için bizim de ücretli köle olarak çalışacağımız yeni yatırımlarla meşgul olduklarından onların hayallerini gerçekleştirecek dev boyutlarda işgücü ordusu da işsiz ordusu da biz olacağız!

Emperyalizmin taşeronluğuna soyunarak, Suriye’de halkları birbirine kırdırmak için bir gecede tezkere çıkarmalarıyla harç paralarını kaldırmaları arasında işte bu yüzden hiçbir fark yok. Ölümü gösterip bizi sıtmaya razı etmenin peşine düşen kana susamış tekeci burjuvazi YÖK eliyle getirdiği fahiş harçları o da sadece birinci öğretimlere aynı tezkereyi çıkardığı gibi bir gecede kaldırdıysa eğer, bunu yüzde 90′ını biz işçi ve emekçi çocuklarından oluşan gençliğin kara kaşına kara gözüne yapmadı.

Doğabilecek en ufak sorgulama, itaatsizlik ve sese karşı tetikte duran burjuvazi bu Ali Cengiz oyunları karşısında bizden minnet bekliyor veya bakın ben “demokratikleştim” yalanlarını yutmamızı istiyorsa eline Kürt halkının, işçi ve emekçilerin, katledilen devrimcilerin, kanı bulanmış avuçlarını yalasa iyi eder.

1980′de kurulan YÖK o iktidardan bu muhalefete, o koalisyondan bu iktidara özelde burjuvazinin belli kesimleri genelde tekelci burjuvazinin ihtiyaçları doğrultusunda çok şekil değiştirdi, değişmeyen bir şey varsa o da bizi, proletarya gençliğini prangalamak için katı merkeziyetçi bir baskı aygıtı olarak durduğudur.

Ne YÖK tek başına bir kurum ne de 6 Kasım tek başına bir gün.

YÖK, ojeden saça, istek ve özlemlerden ihtiyaçlara, gençliğin her hareketini kalıplandırmak üzere kurulmuş bir baskı aygıtıdır.

YÖK, harç, kitap, gıda, barınma paraları için ders saatleri dışında onların işyerlerinde akıttığımız terdir.

YÖK, haklarımız ve isteklerimiz için bağırdığımızda yağan soruşturma ve ceza terörü, ÖGB ve polis barikatlarıdır.

YÖK, en iğrenç meta ilişkilerini şarkılarına konu eden ıptıs cıptısçı sanat düşmanlarının ’sanatçıyım’ diye elini kolunu sallaya sallaya gezebilmesi, toplumcu gerçekçi sanatın önüne örülen duvardır.

YÖK, burjuvazinin peşine takılan genç kesimlerden başka kimseye söz hakkı tanımayan kırbaçlı bir canavardır.

YÖK, işsizlik, geleceksizlik ve bu yolda umutsuzca giderken apolitikleşmenin, kendinden bezmenin sorumlusudur.

YÖK, emperyalizme taşeronluk, bizim vergilerimizle kardeş halka, Kürt ulusuna yağdırılan bomba, katliamlar, cezaevlerindeki 700 öğrencinin önüne çekilen demirden parmaklıklar, işçi ve emekçilerin zincirlerini gerginleştiren yeni yeni yasalardır.
YÖK, hayatlarımıza gençlik cephesinden vurulan prangadır.

Bu prangayı söküp atmak için bu 6 Kasım’da bütün gücümüzle alanlara çıkıp planlarını bozmalı, militan sosyalist bir duruşun temsilcisi olmalıyız. Gelecekte devireceğimiz işbirlikçi tekelci burjuvazinin iktidarına karşı hücum ruhunun tatbikatını yapmalıyız. Çünkü prangalardan nasıl kurtulduğumuz bir daha o prangalara vurulup vurulmayacağımızın garantisidir.

Gençlikle ilgili planları ne kadar büyükse biz gücümüzün farkına varıp örgütlü militan bir duruşla, bütün yaratıcılığını ve kararlılığını konuşturan bir iktidar perspektifiyle karşılarına dikildiğimizde duyacakları şaşkınlık ve korku o kadar büyük olacak! İşte o zaman hangi TOMA, soruşturma ya da ceza, hangi barikatlar onları bizden koruyacak hayal bile edemeyecekler!

İnsanlığın kurtuluşu sosyalizm için, sosyalist devrim için hep birlikte militanca 6 Kasım’da alanlara!

Devrimci Proleter Gençlik

[Alınteri'nin Kasım sayısından alınmıştır]