Hukuki zorunluluklar nedeniyle yaz aylarında ara verdiğimiz gazetemiz, ateş çemberi içinden ilerleyen günlerin soluğunu taşıyarak ellerinizde
Hukuki değişiklikler ve zorunluluklar nedeniyle yaz aylarında verdiğimiz aranın ardından yeniden merhaba diyoruz.
Bu sayımız hapishanelerde yüzlerce Kürt yurtsever tutsağın süresiz açlık grevinin 50’li günlerinde çıkıyor. Sokakların acı ve direncin tüm renkleriyle nefes alıp verdiği günlerde… Zamlarla, soygun bütçeleriyle, giderek çoğalan işsizliğimizle, savaş tamtamlarıyla, tepemizde soluyan devlet zoru ve baskısının geometrik artışıyla,.. giderek daralan yaşamlarımız; şairin de dediği gibi “kız alıp verdiğimiz” Kürt halkının evlatlarının zindanlardan yükselttikleri açlık direnişine, çığlığına karışıyor. Yaşam, bu ikili gerçeği tek bir direnme destanına dönüştürmeye çağırıyor! Dünyanın her yerinden “Baskı ve sömürüye son!” sloganlarının yükseldiği böylesine bir tarih döngüsünde yerimizi almaya çağırıyor!
Sayımız bu davetin zorunluluğunu anlatan bir içerikle dolu: Boynumuza takılan bir zincire dönüşmüş işsizlik sorununun artık nasıl bir içerik kazandığını anlatan “İşçiye mühendise bakmayan işsizlik” yazısı; orada burada süren tekil direnişlerimizin genişleyip büyümesine dönük deneyimlerden süzülmüş önerileriyle DSB köşemiz; “çağın yangını” tanımını hak eden kadın sorununa dönük yaklaşımımız, Kürt halkı üzerinde oynanan oyunları teşhir etmeye çalışan makalemiz, dünyanın direniş ve grevle soluyan sokaklarını anlatan panoramalarımız, gençlik sayfamızdaki genç soluk, çocuk sayfamızdaki gökkuşağı zenginliği ve daha pekçok konuyla size bu zorunluluğu anlatmaya çalışıyoruz. Sayımız, 21. yüzyıla sosyalizmi yazma iradesine sahip olanların tarihe attıkları anlamlı çentiği de sayfalarına taşıyor.
Ateş çemberi içinden ilerleyen günlerde çıkıyoruz ve bugünlerin soluğunu taşımaya çalışıyoruz. Tüm okurlarımızı bu soluğu büyütmeye davet ediyor, gelecek sayımızda buluşmak üzere diyoruz…