"Bu kez karşınızda zindanların taleplerini alanlarda da sahiplenen milyonlar var"
KESK, TMMOB, TTB, DİSK ve içinde Alınteri’nin de bulunduğu 'Ölüm Değil Çözüm Platformu’ Ankara'da bir eylem düzenledi.
Eylem saat 13:30’da Kolej Meydanı’ndan “61. Gün içerde tutsaklar dışarda insanlık eriyor" yazılı pankartın arkasında yürüyüşe geçerek başladı.
Yürüyüş sırasında sık sık “Ölüm değil çözüm istiyoruz!", "Biji berxwedana jiyane!", "Devrimci tutsaklar onurumuzdur!", "İçerde dışarda hücreleri parçala!", "Biji bıratiya gelan!” sloganları atılarak kitlesel bir şekilde Ziya Gökalp Caddesi'ne varıldı.
Ziya Gökalp Caddesi’ne gelindiğinde basın açıklaması okundu.
Basın açıklamasında şunlara değinildi:
Kürt sorununun çözümsüz bırakılması ve demokratik siyasetin önünün tıkanmasından dolayı, Kürt tutsakların 12 Eylül tarihinde başlattıkları süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 5 Kasım tarihi itibariyle onbin tutsağın katılımıyla tarihte eşine rastlanamayacak kadar büyük bir kitlesel greve dönüştü.Açıklamanın ardından sözü KESK Genel Başkanı Lami ÖZGEN aldı ve “Artık devlet bu haklı talepleri yerine getirmeli, artık ölümler istemiyoruz” diyerek gelinen noktada artık devletin bir adım atması gerektiğine vurgu yaptı.
Bugün 61. gün
Binlerce insanın demokratik, insani ve doğal talepler uğruna bedenlerini ölüme yatırmaları, 40’lı günlerdeki kritik aşamaya gelene kadar ne siyasal iktidar ve ne de medya tarafından görülmedi. Yokmuş gibi davranıldı.
Ölüm sınırının çoktan geçildiği bu aşamada ise, sorunu görmek zorunda kalan siyasal iktidar, talepleri yerine getirmek, bunun için gerekli adımları atmak yerine; provakatif yaklaşımlarla kamuoyunun kafasını karıştırmaya, haklı ve meşru direnişi anlamsızlaştırmaya ve bu yolla direnişçilerin iradesini kırmaya çalışıyor.
Tutsakların bedenleri her gün biraz daha erirken, eylem -içerde ve dışarda- yeni katılımlarla daha da büyürken; "az çok yiyip içiyorlar", "açlık grevinde sadece bir kişi var", " açlık grevine girenler kilo almış" gibi gayri ciddi ve basit yaklaşımlar, bu tarihsel eylemi itibarsızlaştırma, başta Kürt halkı olmak üzere tutsakları ve taleplerini sahiplenip sokağa çıkan milyonları boşa çıkarma çabasından öte bir şey değildir.
İktidarın, çözüm yerine oyalama ve geçiştirme taktiklerinin yeni bir tezahürüdür. Yüzlerce, binlerce tutsağın ölümü pahasına geçiştirme politikasından vazgeçmeyen siyasal iktidara buradan şunu hatırlatmak isteriz ki; ne provakatif çabalarınız ve ne de oyalama taktikleriniz bu defa tutmayacaktır. Bu kez karşınızda zindanların taleplerini alanlarda da sahiplenen milyonlar var.
Ne istiyor tutsaklar: “Anadilde eğitim, anadilde savunma hakkı ve Kürt halkının önderi olarak kabul ettiği Sayın Öcalan üzerinde uygulanan tecridin kaldırılması; sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının oluşturulması”.
(...)
Bütün bu talepler, Kürt halkının haklı talepleridir ve şantaj olarak değerlendirilemez. "Şantaj yapıyorlar, devlet şantaja boyun eğmez" diyen siyasal iktidarın başı, şunu anlamalıdır ki, bir halk olmaktan doğan bu haklar şantaj konusu olmayacağı gibi pazarlığa da tabi değildir. Ayrıca hiçbir siyasal erk ya da gücün lütfuna da tabi değildir. Kimse sizden lütuf beklemiyor. Teslim etmek zorunda olduğunuz doğal hakların yeniden hatırlatılmasıdır.
Barış, demokrasi ve özgürlük uğruna bedenlerini ölüme yatırmış bu insanlara sahip çıkın, destek olun.
(...)
Vakti geldi. Artık bağır bağır bağırmanın zamanı. Çünkü; hava kurşun gibi ağır. Yeter artık.
BAĞIR... BAĞIR... BAĞIR
Ölüm değil yaşam, savaş değil barış kazanacak!..
Yaşasın yaşamı uğruna ölecek kadar sevenlerin direnişi!